ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
akindemir
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
14
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
24 Kasım 2020 21:22
Son Ziyaret:
15 Saat 20 Dakika önce
Toplam Mesaj:
45 [0.71 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
40 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:
3

BİLGİLER

Ad Soyad:
akın demir
Doğum Tarihi:
Girilmedi
Yaş:
Bilinmiyor
İl:
Istanbul
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

akın demir

SON 10 MESAJI

Full Spectrum Ampul Ve Bitki Gelişimi
[QUOTE=karademir48]Ben daha önce denemiştim, çok fazla yosun yapmıştı. Full spectrum kullanırken watt değerine dikkat etmek lazım. Sizin gösterdiğinizde 72-80 led var. Çok fazla alg oluşumunu tetikler. [/QUOTE]
Led sayısı fazla ama 100 wattlık gücü var sorun olur mu? Ayrıca sürekli açık kalmıycak normalde 2 lambayı kullanıyorum. Bunu 2 saat kadar açık tutucam

[QUOTE=Kınayu]

Selamlar ,
Bu eklemiş olduğunuzda 10 Watt yazıyor bu değerde ve Full Spectrum ise ortaya bir tane eklemeniz bence fayda sağlar kanısındayım .[/QUOTE]
Bu arkadaş gül bitkisinin kızarması için bu renklerin iyi olacağını söylemişti o yüzden alayım diyorum. Bi de beyaz ışık dışında bu da hoş durur diye düşünüyorum. Zaten 2 saat kadar açık tutucam bunu
Full Spectrum Ampul Ve Bitki Gelişimi
[QUOTE=HobiKlander]Orta kısma bir adet daha 6500 kelvin standart led ampul koyun. Full spec koymanız tek başına size fayda sağlamayacak, o led ampuller homojen dağılmıyor.
Homojen dağılım içim power ledlerde beyaz ve full spectrum kullanılıyor. O ampulle akvaryumun her tarafına full spectrumu yaymanız imkansız zaten.
[/QUOTE]
Bunun aydınlatmasını istediğim kısım yaklaşık 35 40 santimlik bi alan. Gül bitkilerinin olduğu kısım yani. Tüm akvaryuma fayda sağlamasını istemiyorum. Yine de beyaz mı almam gerekir?
Full Spectrum Ampul Ve Bitki Gelişimi
Merhaba arkadaşlar. Bitkili akvaryumum var. 2 adet osram ampul kullanıyorum şu an ve bitki gelişimi fena değil. Bu 2 ampul beyaz renk ve sağlı sollu duruyor. Orta kısma full spectrum bi ampul düşünüyorum. Gül bitkilerim de var orta kısımda. Sizce bu fotoğraftaki ürünler iş görür mü?
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/250120210120401.jpg[/IMG]
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/250120210121101.jpg[/IMG]
Canlı Doğuranlarda Whirling Ve Omurga Eğriliği
Yıllardır bu hobiyle uğraşıyorum ve bir türlü şu illetten kurtulamadım. Bu nedenden çok fazla balık kaybettim ve kesin bi çözümü hâlâ bulamadım. İlk olarak dönme hastalığı (whirling) genelde genç ve yavru balıklar yakalanıyor ve atlatamıyor. Şimdiye kadar 1 balık kurtardım bu hastalıktan, karantinaya aldığım tüm balıklar öldü. Yetişkinlerde görmüyorum bu hastalığı. Ve tesadüf müdür bilmem ama yüzde 90 siyah benekli olan(fotoğraflarda görünüyor) balıklar yakalanıyor bu hastalığa. Diğer bir sorun ise omurga eğriliği. Sebebini anlayamadım bunun da. Balık felç gibi oluyor zamanla. Kuyruk kırılması gibi değil de daha çok omurga eğriliği gibi bu, karıştırmamak için söylüyorum. Bu hastalıklarla mücadele nasıl edilir napılır bilen biri çıkarsa bilgi verirse çok iyi olur. Balık kaybetmekten çok sıkıldım bu hastalıklar yüzünden
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/130120212253241.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/130120212254211.jpg[/IMG]
Numarama Onay Kodu Gelmiyor
Başka mail adresi ve Başka hesap açıyoruz. Telefon numarası da farklı olacak tabi. Bu şekilde çözülüyor
Numarama Onay Kodu Gelmiyor
Yönetim dönüş yapmıyor uğraşmayın boşa. Başka hesap açıp o şekilde satın ben öyle yapıyorum. Yakınınızın numarasına kod yollayın
Balığımın Üzerindeki Sivilce Benzeri Şeyler Nedir?
Selamlar herkese. Bu balığım neredeyse doğduğundan beri böyle. Yaklaşık 8 aylık ve böyleydi hep. Çok hareketli ve enerjikdi hep. Bugün biraz durgunlaştı ve bir şey daha fark ettim sivilce benzeri şeyler sadece bunda vardı ancak 1 balıkta daha gördüm bu kadar yoğun olmasa da 1 2 nokta vardı. Bu deri üzerindeki şeyler tam olarak nedir ve nasıl çözülür sorun? Yanıtlarınız için şimdiden teşekkürler
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/070120212343081.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/070120212343351.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/070120212343581.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/227953/070120212344241.jpg[/IMG]
Akvaryum Kurmak İstiyorum.
Hobicilerden 2. El temiz bulabilirsiniz daha ucuz oluyor. Neon tetra vs canlı doğuran türlerini besleyebilirsiniz balık sayısı çok olsun istiyorsanız. Hacim olarak 50 litre altına düşmezseniz daha iyi olur diye düşünüyorum. 100watt bi ısıtıcı ve dış filtre (maddi olarak fazla imkan yoksa bölmeli iç filtreler de olur) işinizi görecektir. Kalanı dekor vs zevkinize kalmış. Özelden yazarsanız yardımcı da olurum akvaryum bulmanıza :)
Yağmur Suyu Kullanımı Hakkında
[QUOTE=Eldurmaz]Herkese merhabalar. Zamanında sürdürülebilir kalkınma hedefleri üzerine BM fonu almış bir projede su ayak izi ve su yönetimi konularında araştırmacı olarak görev almıştım. Aslında konuyu ele alabileceğiniz farklı alt başlıklar var.

1. "Akvaryum yüzünden su israfına neden oluyor muyuz?" sorusuyla başlamak en mantıklısı olacak sanırım. Evet harcıyoruz ama dışarıda yediğiniz bir öğün yemekten ya da 2020 -2021 kreasyonu bu diyerek ihtiyacımız olmadığı halde aldığımız yeni bir kıyafetin üretimi ya da "yhaaa ne kadar da tatlı" diyerek telefonlarımız için aldığımız kılıflar kadar değil. Su tüketiminde kullanma suyunun oranı inanılmaz düşüktür. Yapılan araştırmalar Dünya'nın su döngüsünü "sadece kullanma suyu olacak şekilde" 20 milyara kadar insanı çok rahat kaldırabileceğini gösteriyor. Esas sıkıntı gizli su tüketimi. Gizli su tüketimi diyince aklınıza derin devlet, illüminati gibi komplo teorileri vari bir kavram gelmesin, bu konuya da açıklayacağım. Yani evet su tüketimi yapıyoruz, ama bir hobi olduğu için ve hobiler insanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde en son noktada. Yani lüks. Her lüks gibi götürüsü fazla olacak bir şey akvaryum hobisi de. Bırakmak hayat kalitenizi etkiler mi ya da daha düzenli bir yaşamla hobinizi idare ettirebilir misiniz? size kalmış bir durum.

2. "Gizli su tüketimi nedir?" sorusu bence çok daha can alıcı. Bu konuda aynı mantıkla çalışan çok basit su ayak izi testleri var ki geçen hafta işlediğim konu gereği 10. sınıfa giden öğrencilerimin su ayak izlerini hesaplattım. Bazı arkadaşların verdiği değerler genelde günlük ve haftalık düzeyde kullanma suyu (içme ve musluktan akan) hakkındaki değerler. Bu değerler de ekonomik durumun iyileştiği yerlerde artarken sosyopolitik düzeyin yükseldiği bölgelerde azalma eğiliminde. Direkt tüketim için çok sayıda ucuz ve işlevsel çözüm var ama neredeyse hepsi deniz yıldızı hikayesine çıkıyor. Bu konuda Erkut Bey'in dediklerine katılmakla birlikte eklemek ve değiştirmek istediklerim var. Su tüketimi bir gelişmişlik indeksi olarak sadece ekonomi similasyonlarında kullanılır ki artık günümüz sosyal bilimlerinde çok geçerli kabul edilmez. İnsani gelişmişlik indeksleri daha somut veriler vermekte. Su bu indekslerin konusudur ama temiz suya erişme oranı açısından ele alınır. Su konusunda dediğim gibi bu haftalarda anlattığımız ve öğrencilerle beyin fırtınası geliştirdiğimiz bir konuydu. Evet bugün su arıtma sistemleri kullanıyoruz ama atık su ile aldığınız arıtılmış suyu kıyasladığınızda çok düşük bir oranda temiz su elde ettiğinizi görürsünüz (bulunduğunuz arazi yapısı, sanayi faaliyetleri vb değişkenler mevcut). Ayrıca buradan esas değinmek istediğim kavrama yani gizli su tüketimine çıkıyor. Kullandığımız mebranların üretimi ve ömrünü tamamladıktan sonraki geri dönüşümü esnasında hem tüketilen hem de kirletilen çok ciddi ve insanı şok içinde bırakacak miktarda su etkileniyor. Evet gezegen yüzeyinin %71'i su ama bu su kütlesinin %97.5 kadarı tuzlu. Kalan %2.5'lik kısmın büyük kısmı buzul ya da yer altı suyu halinde direkt kullanıma müsait değil. Neredeyse sıfır çaba ile erişebildiğimiz yüzey sularının tüm tatlı sulara oranı %0,3. Dünya'nın %71'inin %2,5'unun %0,3'ü. Böyle düşününce insan yayılarak yattığı yerden kalkıp ciddileşiyor. Tatlı suların peki o %99.7'sini kullanamaz mıyız? Kullanırız ama ciddi miktarda enerji ya da ürün kullanmanız gerekiyor. Bu da elde edeceğiniz sudan daha fazlasını tüketmenize neden oluyor. Fiyat performans - Kar zarar hesapları yapıldığında ise çoğu zaman kullanılmıyor. Yani her bulunan madenin ya da her bulunan petrol rezervinin üretime açılmaması gibi. Geçtiğimiz yıllarda Tel Aviv Üniversitesi'nin Dünya Bankası tarafından finanse edilen bir projesi vardı. Güneş panelleriyle elde edilen ısı enerjisi ile deniz suyunu damıtmayı başardılar. Ama arta kalan tuz sorun oldu. Miktar çok fazla ve insan tüketimi ile azaltamıyorsunuz. Araziye depolasanız çoraklaştıracak. Denize salsanız hem bir sonraki damıtmada yine sizin elinize geçecek hem de deniz suyunun kimyasal değerleriyle oynayıp daha büyük bir ekosistem felaketine neden olabilir. Yanılmıyorsam pandemiden önce proje durdurulmuştu. Yani belki kulağa çok şehir efsanesi gibi gelebilir ama ciddi su problemlerine gebe bir gezegende yaşıyoruz. Gizli su tüketimine geri dönecek olursak en basitinden ayağınızdaki yün çorap... O yünün sahibi koyunun büyümesine kadar geçende harcanan su + yediği bitkilerin yetiştirilmesinde harcanan su + Yün kırpıldıktan sonra temizlenmesinde kullanılan su + Yünün ip haline gelmesi, dokunması, kumaş haline getirilmesi, mağazaya gelip satılana kadar geçen süreçte harcanan enerjinin büyük kısmının da su kökenli elde edildiğini düşününce bir çift çorabın bile ne kadar çok su tükettiğini gösteriyor. Tabi ki temel sorun endüstriyel yapılan her şey. Endüstriyel tarım, endüstriyel hayvancılık, kağıt üretimi... Merak eden arkadaşlar için "25 Litre" belgeselini şiddetle tavsiye ederim. Tabi ki kurgusallığı var ama işin özünü çok basit bir şekilde anlatıyor. Ayrıca sebep olduğunuz gizli su tüketimini görmek için su ayak izi testlerini kullanabilirsiniz.

3. "Hobide gizli su tüketimi ne olabilir?" dersek kesinlikle su değişimiyle harcadığınız su miktarları yanlarında sütten çıkmış ak kaşığa benzer. En basitinden Filtre malzemeleri, yemler, ilaçlar, katkılar, gübreler... Bunların hepsinin üretiminde ciddi su tüketimi mevcuttur. Ya da farklı bir örnek aydınlatma ürünleriniz. Hatta şuan şu satırları yazarken ve siz okurken bile farkında olmadan su tüketimine neden oluyoruz. öyle düşününce korkutucu geldiğinin farkındayım ama hem alıştığımız hayat standartlarımız hem de yaşadığımız çağ bizi büyük bir çıkmaza sokuyor.

4. "Eeee Tolga Hocam içimizi kararttın ne yapacağız?" derseniz aslında her alanda öneriler hobiye de uyarlanabilir. Gereksiz harcamalar yani sizin tüketiminiz üretimi, üretim ise doğal kaynak tüketimine neden olur. Daha az enerji tüketen elektronik araçlar tercih edilebilir. Buhar camı bile olsa yalıtım anlamında bir şeyler yapabilirsiniz. Bazen görürsünüz bir canlı için 32 çeşit yem tanıtan arkadaşlar vardır. Aynı içeriğe sahip 6 farklı markanın aynı yemini kullanmamalıyız. En basit durumda bilmeden kimyasal kullanmamalıyız. Mümkün mertebe takas ile elde kalan ürünleri değerlendirmeliyiz. Bunlar şahsen ilk aklıma gelenler.

5. "Yahu hocam iyi güzel hoş da ben yağmur suyunu sordum konu nerelere geldi?" diyecekler olacaktır. Yağmur suyunu teknik olarak saf su kabul etmek çok mümkün değil. Sıfır kirliliğin olduğu bir bölgede bile aerosol olmadan yağış oluşması aşırı ekstrem bir durumdur. Tabi ki de böyle bir yağmur suyu bulursanız da bence balıklara vermek yerine siz için derim. Yağmur suyu hasatı bazı bölgelerde inanılmaz teşvik edilen bir sistem. Bizim ülkemizde maalesef henüz Güneş paneli gibi bir uygulama ile bu konuda bir teşvik yok diye biliyorum. Olsa dahi ben şahsen sadece dinlendirmenin yeterli olacağını sanmıyorum. En azından kaba bir karbon filtresinden geçmeli (ki aktif karbon üretiminin deli bir gizli su tüketimi var).

6. "Kuyu ya da sarnıç suyu" kısmı biraz daha çetrefilli. Ülke arazisinin totelde yarısı kadarı karstik kökenli. Suyla temas ettiği sürece kalsifike oluyor. O yüzden 30 senedir hiç çizgisini bozmadan "abla bu kireçlenmiş" diye makine rezistansı gösteren ustaların oynadığı Calgon reklamlarını (bu tarz malzemeler de deli gibi gizli su tüketimi sonucu üretiliyor) görüyoruz. Siz ne kadar sarnıcınızı farklı yapı malzemeleri ile inşa ederseniz edin, yer altına sızan su kimyasal olarak değişime uğruyor ve yine filtreden geçirilmelidir. Hele yakınlarınızda kaplıca filan varsa çok daha sağlam bir filtreden geçmelidir. Hatta siz de kullanmayın derim. Bir arkadaşım yüksek lisansta İç Anadolu'da kuyu suyu kullanımı ile böbrek taşı vakaları üzerine tez yazıyordu. Bulabilirsem linkini paylaşırım.

Konu ilgimi çektiği için bir anda daldım. Biraz uzun ya da iç karartıcı yazmış olabilirim. Özetle su değişimi büyük problem değil. Sadece sığ bir politika sonucu sadece kullanım suyuna bir kota gelirse orun yaşayabilirsiniz. Yağmur suyunu da 100 km karelik bir alanda şehir ya da sanayi varsa filtrelemeden kullanmayın derim.

[/QUOTE][QUOTE=Eldurmaz]Herkese merhabalar. Zamanında sürdürülebilir kalkınma hedefleri üzerine BM fonu almış bir projede su ayak izi ve su yönetimi konularında araştırmacı olarak görev almıştım. Aslında konuyu ele alabileceğiniz farklı alt başlıklar var.

1. "Akvaryum yüzünden su israfına neden oluyor muyuz?" sorusuyla başlamak en mantıklısı olacak sanırım. Evet harcıyoruz ama dışarıda yediğiniz bir öğün yemekten ya da 2020 -2021 kreasyonu bu diyerek ihtiyacımız olmadığı halde aldığımız yeni bir kıyafetin üretimi ya da "yhaaa ne kadar da tatlı" diyerek telefonlarımız için aldığımız kılıflar kadar değil. Su tüketiminde kullanma suyunun oranı inanılmaz düşüktür. Yapılan araştırmalar Dünya'nın su döngüsünü "sadece kullanma suyu olacak şekilde" 20 milyara kadar insanı çok rahat kaldırabileceğini gösteriyor. Esas sıkıntı gizli su tüketimi. Gizli su tüketimi diyince aklınıza derin devlet, illüminati gibi komplo teorileri vari bir kavram gelmesin, bu konuya da açıklayacağım. Yani evet su tüketimi yapıyoruz, ama bir hobi olduğu için ve hobiler insanın ihtiyaçlar hiyerarşisinde en son noktada. Yani lüks. Her lüks gibi götürüsü fazla olacak bir şey akvaryum hobisi de. Bırakmak hayat kalitenizi etkiler mi ya da daha düzenli bir yaşamla hobinizi idare ettirebilir misiniz? size kalmış bir durum.

2. "Gizli su tüketimi nedir?" sorusu bence çok daha can alıcı. Bu konuda aynı mantıkla çalışan çok basit su ayak izi testleri var ki geçen hafta işlediğim konu gereği 10. sınıfa giden öğrencilerimin su ayak izlerini hesaplattım. Bazı arkadaşların verdiği değerler genelde günlük ve haftalık düzeyde kullanma suyu (içme ve musluktan akan) hakkındaki değerler. Bu değerler de ekonomik durumun iyileştiği yerlerde artarken sosyopolitik düzeyin yükseldiği bölgelerde azalma eğiliminde. Direkt tüketim için çok sayıda ucuz ve işlevsel çözüm var ama neredeyse hepsi deniz yıldızı hikayesine çıkıyor. Bu konuda Erkut Bey'in dediklerine katılmakla birlikte eklemek ve değiştirmek istediklerim var. Su tüketimi bir gelişmişlik indeksi olarak sadece ekonomi similasyonlarında kullanılır ki artık günümüz sosyal bilimlerinde çok geçerli kabul edilmez. İnsani gelişmişlik indeksleri daha somut veriler vermekte. Su bu indekslerin konusudur ama temiz suya erişme oranı açısından ele alınır. Su konusunda dediğim gibi bu haftalarda anlattığımız ve öğrencilerle beyin fırtınası geliştirdiğimiz bir konuydu. Evet bugün su arıtma sistemleri kullanıyoruz ama atık su ile aldığınız arıtılmış suyu kıyasladığınızda çok düşük bir oranda temiz su elde ettiğinizi görürsünüz (bulunduğunuz arazi yapısı, sanayi faaliyetleri vb değişkenler mevcut). Ayrıca buradan esas değinmek istediğim kavrama yani gizli su tüketimine çıkıyor. Kullandığımız mebranların üretimi ve ömrünü tamamladıktan sonraki geri dönüşümü esnasında hem tüketilen hem de kirletilen çok ciddi ve insanı şok içinde bırakacak miktarda su etkileniyor. Evet gezegen yüzeyinin %71'i su ama bu su kütlesinin %97.5 kadarı tuzlu. Kalan %2.5'lik kısmın büyük kısmı buzul ya da yer altı suyu halinde direkt kullanıma müsait değil. Neredeyse sıfır çaba ile erişebildiğimiz yüzey sularının tüm tatlı sulara oranı %0,3. Dünya'nın %71'inin %2,5'unun %0,3'ü. Böyle düşününce insan yayılarak yattığı yerden kalkıp ciddileşiyor. Tatlı suların peki o %99.7'sini kullanamaz mıyız? Kullanırız ama ciddi miktarda enerji ya da ürün kullanmanız gerekiyor. Bu da elde edeceğiniz sudan daha fazlasını tüketmenize neden oluyor. Fiyat performans - Kar zarar hesapları yapıldığında ise çoğu zaman kullanılmıyor. Yani her bulunan madenin ya da her bulunan petrol rezervinin üretime açılmaması gibi. Geçtiğimiz yıllarda Tel Aviv Üniversitesi'nin Dünya Bankası tarafından finanse edilen bir projesi vardı. Güneş panelleriyle elde edilen ısı enerjisi ile deniz suyunu damıtmayı başardılar. Ama arta kalan tuz sorun oldu. Miktar çok fazla ve insan tüketimi ile azaltamıyorsunuz. Araziye depolasanız çoraklaştıracak. Denize salsanız hem bir sonraki damıtmada yine sizin elinize geçecek hem de deniz suyunun kimyasal değerleriyle oynayıp daha büyük bir ekosistem felaketine neden olabilir. Yanılmıyorsam pandemiden önce proje durdurulmuştu. Yani belki kulağa çok şehir efsanesi gibi gelebilir ama ciddi su problemlerine gebe bir gezegende yaşıyoruz. Gizli su tüketimine geri dönecek olursak en basitinden ayağınızdaki yün çorap... O yünün sahibi koyunun büyümesine kadar geçende harcanan su + yediği bitkilerin yetiştirilmesinde harcanan su + Yün kırpıldıktan sonra temizlenmesinde kullanılan su + Yünün ip haline gelmesi, dokunması, kumaş haline getirilmesi, mağazaya gelip satılana kadar geçen süreçte harcanan enerjinin büyük kısmının da su kökenli elde edildiğini düşününce bir çift çorabın bile ne kadar çok su tükettiğini gösteriyor. Tabi ki temel sorun endüstriyel yapılan her şey. Endüstriyel tarım, endüstriyel hayvancılık, kağıt üretimi... Merak eden arkadaşlar için "25 Litre" belgeselini şiddetle tavsiye ederim. Tabi ki kurgusallığı var ama işin özünü çok basit bir şekilde anlatıyor. Ayrıca sebep olduğunuz gizli su tüketimini görmek için su ayak izi testlerini kullanabilirsiniz.

3. "Hobide gizli su tüketimi ne olabilir?" dersek kesinlikle su değişimiyle harcadığınız su miktarları yanlarında sütten çıkmış ak kaşığa benzer. En basitinden Filtre malzemeleri, yemler, ilaçlar, katkılar, gübreler... Bunların hepsinin üretiminde ciddi su tüketimi mevcuttur. Ya da farklı bir örnek aydınlatma ürünleriniz. Hatta şuan şu satırları yazarken ve siz okurken bile farkında olmadan su tüketimine neden oluyoruz. öyle düşününce korkutucu geldiğinin farkındayım ama hem alıştığımız hayat standartlarımız hem de yaşadığımız çağ bizi büyük bir çıkmaza sokuyor.

4. "Eeee Tolga Hocam içimizi kararttın ne yapacağız?" derseniz aslında her alanda öneriler hobiye de uyarlanabilir. Gereksiz harcamalar yani sizin tüketiminiz üretimi, üretim ise doğal kaynak tüketimine neden olur. Daha az enerji tüketen elektronik araçlar tercih edilebilir. Buhar camı bile olsa yalıtım anlamında bir şeyler yapabilirsiniz. Bazen görürsünüz bir canlı için 32 çeşit yem tanıtan arkadaşlar vardır. Aynı içeriğe sahip 6 farklı markanın aynı yemini kullanmamalıyız. En basit durumda bilmeden kimyasal kullanmamalıyız. Mümkün mertebe takas ile elde kalan ürünleri değerlendirmeliyiz. Bunlar şahsen ilk aklıma gelenler.

5. "Yahu hocam iyi güzel hoş da ben yağmur suyunu sordum konu nerelere geldi?" diyecekler olacaktır. Yağmur suyunu teknik olarak saf su kabul etmek çok mümkün değil. Sıfır kirliliğin olduğu bir bölgede bile aerosol olmadan yağış oluşması aşırı ekstrem bir durumdur. Tabi ki de böyle bir yağmur suyu bulursanız da bence balıklara vermek yerine siz için derim. Yağmur suyu hasatı bazı bölgelerde inanılmaz teşvik edilen bir sistem. Bizim ülkemizde maalesef henüz Güneş paneli gibi bir uygulama ile bu konuda bir teşvik yok diye biliyorum. Olsa dahi ben şahsen sadece dinlendirmenin yeterli olacağını sanmıyorum. En azından kaba bir karbon filtresinden geçmeli (ki aktif karbon üretiminin deli bir gizli su tüketimi var).

6. "Kuyu ya da sarnıç suyu" kısmı biraz daha çetrefilli. Ülke arazisinin totelde yarısı kadarı karstik kökenli. Suyla temas ettiği sürece kalsifike oluyor. O yüzden 30 senedir hiç çizgisini bozmadan "abla bu kireçlenmiş" diye makine rezistansı gösteren ustaların oynadığı Calgon reklamlarını (bu tarz malzemeler de deli gibi gizli su tüketimi sonucu üretiliyor) görüyoruz. Siz ne kadar sarnıcınızı farklı yapı malzemeleri ile inşa ederseniz edin, yer altına sızan su kimyasal olarak değişime uğruyor ve yine filtreden geçirilmelidir. Hele yakınlarınızda kaplıca filan varsa çok daha sağlam bir filtreden geçmelidir. Hatta siz de kullanmayın derim. Bir arkadaşım yüksek lisansta İç Anadolu'da kuyu suyu kullanımı ile böbrek taşı vakaları üzerine tez yazıyordu. Bulabilirsem linkini paylaşırım.

Konu ilgimi çektiği için bir anda daldım. Biraz uzun ya da iç karartıcı yazmış olabilirim. Özetle su değişimi büyük problem değil. Sadece sığ bir politika sonucu sadece kullanım suyuna bir kota gelirse orun yaşayabilirsiniz. Yağmur suyunu da 100 km karelik bir alanda şehir ya da sanayi varsa filtrelemeden kullanmayın derim.

[/QUOTE]
Uzunca yazınız için teşekkürler. Burda birbirimizin fikirlerini kabullenemesek bile farklı düşünceler ile fikir sahibi olmak iyidir diye düşünüyorum. Teşekküler tekrar :)

[QUOTE=ternapi]Akvaryumum, su pirelerim ve saksı bitkilerim için haftada toplam 10-15 litre su harcıyorum.

Şöyle ki akvaryumdan su değişiminde çıkan su ile bitkilerimi suluyorum, artanı su pirelerine ekliyorum.

Yaklaşık 2 haftada bir de medaka havuzuma 5 litre kadar su ekleyerek eksilen suyu tamamlıyorum.

Havuzdan ve su piresi kaplarından kuşlar, kertenkeleler, böcekler su içiyor, hatta serçeler banyo yapıyor. Böylece beni su değişimi için su çıkarma zahmetinden kurtarmış oluyorlar, eksileni tamamlamak yeterli oluyor[:D]

Yani bizde, hobi nedeniyle bir damla su bile ziyan olmuyor[:)]

Bu kadar hayvan da yetiştirdiğim bitkiler ve balkondaki tanklar sayesinde balkonumuzu sürekli ziyaret ediyorlar. O da ayrı bir kazanç[:3]




[/QUOTE]
Ben de su değişimi ve süngerleri temizlediğim suyu çiçeklere veriyorum hem gübre oluyor [:)]

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.