ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
DeadRabbit
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
43
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
20 Mayıs 2016 14:55
Son Ziyaret:
07 Mart 2020 18:41
Toplam Mesaj:
33 [0.02 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
0 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Cem Çelikel
Doğum Tarihi:
22 Mayıs 1973
Yaş:
47
İl:
Istanbul
Meslek:
Emlak Danışmanı
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

DeadRabbit Herkesin sağlıklı bir akvaryumu olabilir. Bunun için, beni youtube kanalımdan takip edin. https://www.youtube.com/user/ArtisticJam/ Kanalıma abone olmayı unutmayın. https://goo.gl/bPi3mB

SON 10 MESAJI

Axolotl Akvaryum Dünyasının En Sevimli Canlısı
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/110320191235421.jpg[/IMG]

Bu yazımda Meksika semenderi olarak da bilinen Axolotl hakkında yazacağım.
Öncelikle Axolotl ile ilgili bu yazımda hangi bilgilere ulaşacaksınız, ondan bahsedeyim. Axolotl neye denir ve nerede yaşar? Axolotl fiziksel özellikleri nelerdir? Axolotl hakkında ki ilginç gerçekler nelerdir? Axolotl yaşam alanı neresidir? Axolotl özellikleri nelerdir? Axolotl ne yer? Axolotl ile insanın ilişkisi nasıldır? Axolotl evcil bir hayvan mıdır? Axolotl akvaryumda yaşar mı? Axolotl bakımı nasıldır? Axolotl davranışları nasıldır? Axolotl’un üretimi nasıldır?
Axolotl son derece doğal bir gülümsemeye sahip, çok sevimli bir hayvandır. Başının yanında ağaç dallarına benzeyen kafa yapısı ve suratında ki o kocaman gülümsemesi, bu sevimli hayvanı evimize kadar sokmuştur. Aslında kertenkele ve semender karışımı bir hayvan olsa da diğer akrabaları gibi evrim geçirmemiş ve sadece suda yaşamaya adapte olmuştur. Esas adı Meksika semenderi ya da Meksika yürüyen balığıdır. Ne tam bir balıktır ne de amfibi. Bu yüzden beslenmesi gereken akvaryumda mutlaka bir kaya ya da mangrow kökü olması gerekir. Daha çok bilgi için izlemeye devam edin.
Axolotl’ın fiziksel özellikleri nelerdir? Akvaryum ortamda ki Axolotl’lar beyaz bir gövdeye sahip olup siyah gözlüdür. Ama vahşi ortamda ki Axolotl’ların gövdeleri siyah ya da kahverengine yakın yeşil ve kırmızı gözlüdür. Kafasının etrafında bulunan dal benzeri organlar, bu canlının nefes alması sağlayan solungaçlarıdır. Axolotl semender, diğer semender türlerine oranla daha büyüktür. Boyları maksimum 25-30 cm’e kadar uzar, ağırlıkları da erkekler 120-130 gr. Dişiler 170-180 gr’a kadar olur.
Axolotl, neoteny adı verilen nadir bir fiziksel özelliğe sahiptir; bu, amfibi hayvanının aynen kurbağanın larva yaşam döngüsü sırasında ki kuyruğu gibi, buna benzer bir sırt yüzgeci ve kuyruğu vardır. Bu yüzden de diğer semenderlerden ayrılarak devamlı su da kalmayı tercih eder. Bununla beraber, eğer yaşadığı şartlar onu karaya çıkmaya zorlarsa da bunun için fiziksel olarak karada ki hayata adapte olmak için vücudunda bazı gelişmeler sağlayabilir. Kafası vücuduna göre büyüktür ve boynu kalındır. Bu semenderin göz kapağı yoktur. Bu hayvanı belki de en nadir yapan özelliği de budur. Hemen hemen her organını yeniden ve tekrar tekrar inşa edebilir. Buna beyni ve omurgası da dahildir. Aynı zamanda hem solungaçları hem de akciğerleri olabilecek şekilde evrimleşmiştir. Bu özellikler hem karada hem de suda yaşayabilen canlılar için de Axolotl’ı eşsiz kılmaktadır.
Axolotl yaşam alanı neresidir? Axolotl’ın en sevdiği yaşama alanları vahşi doğada su kanalları ve göllerin alt kısımlarıdır. Bu alanlarda kendisine yaptığı sazdan ve kayalardan barınakların içerisinde yaşar. Akvaryum ortamında ise Axolotl’ın yaşadığı doğal alanı taklit etmek için yapay bitkiler, kayalar ve saklanacak alanlar ile döşenmiş aynı zamanda sıcaklık kontrol yapılan bir akvaryumdur. Doğal ortamında neredeyse tükenmiştir, bununla beraber, bu canlının kayıp uzuvlarını tekrar yerine getirebilme özelliğinden dolayı, bütün dünyada ki laboratuvarlarda hayvanat bahçelerinde ve akvaryumlarda bakılmaya başlanmıştır.
Axolotl ne yer? Axolotl’ın koku duyusu çok gelişmiştir ve vahşi doğasında avlanırken bulabildiği avlarını dilleri ile yakalarlar. Bu hayvan öncelikle solucanlar, küçük balıklar, kabuklular, böcek larvaları, yumuşakçalar ve diğer küçük avlarla beslenen bir etoburdur. Evcil Axolotl ise hazır yem olarak artemia, kan kurtları, toprak solucanı, un kurdu ya da buna benzer beyaz kurtlar, dondurulmuş karides ve midye, Daphnia ve petshoplarda satın alınan hazır ve kaliteli palet yemler ve ince kıyılmış ciğerden oluşan bir yemlenme çeşidi vardır. İdeal beslenme düzeni için çeşitliliğe önem vermek gerekir. Tek tip değil yukarıda yer alan yemlerle besleyerek çeşitlilik sağlanmalıdır. Ayrıca parazit tehlikesi bu hayvan için her zaman vardır. Bu yüzden verdiğiniz yemlerin mutlaka uygunluğunu denetleyin. Ayrıca her gün beslemenize de gerek yoktur. Birkaç günlüğüne bir yere giderken akvaryuma koyacağınız birkaç küçük balık bile onları günlerce idare etmesini sağlayacaktır.
Axolotl ile insan ilişkisi nasıldır? Biraz önce de bahsettiğim gibi bu hayvanın eşsiz bir kendini yenileme özelliği vardır, bu yüzdendir ki insan anatomisi üzerine çalışma yapan dünyada ki bütün laboratuvarların araştırmalarına ilham kaynağı olmuştur. Tabi ki diğer kendini yenileyen başka canlı türleri de mevcuttur ama Axolotl’ı eşsiz kılan beynini, dikenlerini ve diğer canlıların onaramadığı organ ve uzuvlarını da yenileyebilmesidir. Bilim adamları bu yüzden bu canlının bu özelliğini insanlar üzerinde de denemeye çalışıyorlar. İnsanların da kendi kendilerine organ ve uzuvlarını yenileyebilmesi için çalışmakta ancak insan memeli olduğu için Axolotl’ın genetik yapısı ile uyuşmamaktadır. Ancak yakın bir gelecekte, bunun da üstesinden gelinerek, insanların da bu özelliği kazanması sağlanabilir.
Axolotl evcil bir hayvan mıdır? Arkadaşlar, bu hayvanı artık vahşi ortamında görmek hemen hemen imkansızdır. Çok kolay üremesine rağmen insan müdahalesi ve bazı bölgelerde yemek olarak tüketilmesi sonucu, bu hayvanı sadece ve sadece akvaryum ortamında ya da laboratuvarlarda görebiliriz. 20 yıl kadar yaşayabilirler ama vücutları ve derileri özellikle çok hassas olduğundan ele alınması Axolotl’lara zarar verebilmektedir. Gene de bu hayvan vahşi doğada ki semenderlere benzemez ve evde ki akvaryumunuzda yaşatabileceğiniz ve arkadaşlarınıza gösterebileceğiniz eşsiz bir hayvandır.
Axolotl’ın bakımı nasıldır? Akvaryumda yaşar mı? Bu hayvan eğer iyi bakılırsa akvaryum ortamında 15- 20 sene yaşar. Bunun için öncelikle Axolotl akvaryumu serin bir odada ve direk güneş ışığından uzak tutulmalıdır. Bu hayvanın yaşayabildiği en düşük sıcaklık 14 derecedir, eğer o derecenin altına düşerse beslenmekte zorlanır ve uzun süre bu derecelerde devam ederse de açlıktan ölebilir. 10 derecenin altına düşerse de kış uykusuna yatar. Yaşayabileceği en ideal sıcaklık ise 18-20 dereceler arasıdır. Özellikle 24 derecenin üzerine çıkması metabolik hızını arttırır ve aşırı kilo kaybı yaşayabilir bu da Axolotl için tehlikeli olacaktır. Diğer sürüngenler gibi özel bir ışıklandırmaya gerek yoktur.
Akvaryum dibine çakıl konulması daha faydalı olacaktır çünkü çakıl, Axolotl’a dayanma ve hareket etme kolaylığı sağlar. Akvaryumda kullanılacak filtrasyon hızı çok düşük olmalıdır. Kuvvetli filtrasyondan ve geniş ağızlı filtrelerden kaçınılmalıdır. Axolotl’ın solungaçları bu filtrelere sıkışabilir. Akvaryum suyunun haftada yüzde 20 değiştirilmesi gerekir. Asla bütün akvaryum suyunu değiştirmeyin. Su pH değeri de 6.5 ile 7.5 arasında olmasına dikkat edin.
Axolotl büyük sayılabilecek bir semenderdir. Bu yüzden bulunduğu akvaryumun büyüklüğü en az 75 litre olmalıdır. Akvaryumun ağzına kadar su dolu olmasına da gerek yoktur. Suyun sadece Axolotl’ın tam uzunluğundan biraz daha derinde olması yeterlidir.
Axolotl’ın davranışları nasıldır? Bu hayvan dünyanın en sevimli hayvanlarından biri olsa da onu akvaryumda seyretmek biraz sıkıcı olabilir. Çünkü taşların ve bitkilerin arasında saklanmayı sever. Ancak dişi ve erkek birbirlerine kur yaptıklarında ise adeta akvaryumda dans ederler.
Axolotl nasıl ürer? Üretimi nasıldır? Axolotl, semenderin genel sağlık durumuna, beslenmeye ve su sıcaklığına bağlı olarak beş aylıktan sonra herhangi bir zamanda cinsel olgunluğa erişebilir. Erkekler genellikle dişilerden önce cinsel olgunluğa erişirler. Bunun nedeni, dişilerin bir seferde 1.000'in üzerinde yumurta bırakması ve vücutlarının erkeklere oranla daha çok “hazırlık zamanı” na ihtiyaç duymasıdır. Üretilmesi kolay bir canlıdır. En tavsiye edilen teknik, erkek ve dişiyi 20-22 derece suda 1 hafta bekletip, bir hafta sonra 16-18 derece sya almaktır. Böylece erkek Axolotl uyarılacak ve sperm paketini bırakacaktır. Burada asıl olan dişinin üremeye hazır olup olmamasıdır.

Kanalıma abone olmayı unutmayın.
https://goo.gl/bPi3mB

vidIQ Abone adresim : https://vidiq.com/#_l_pl
Facebook adresim: https://goo.gl/m9tTx4
Twitter adresim : https://twitter.com/CemCelikel
VK adresim : https://goo.gl/bFk1d2









[VID]https://youtu.be/qkq40WpzozM[/VID][EDIT]DeadRabbit,2019-03-11 12:46:13[/EDIT]
Japon Balığının Uzun Yaşaması İçin Neler Yapmalıyı
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/110320191226071.jpg[/IMG]

Bu yazımda bir Japon balığının en az 15 sene yaşaması için neler yapmamız gerekir, onun ile ilgili bir video yayınlayacağım. Daha önceki videolarımı da izlemişseniz, Japon balığının aslında bilinenin aksine çok da dayanıklı balıklar olmadığını ve her an hasta olup ölebileceğini izlemişsinizdir. Ancak şunu da belirtmeliyim ki eğer Japon balığı için uygun şartlar ve ortam sağlanırsa da bu balık on yıllarca sizinle beraber yaşayabilir. Aslında çok uzun ömürlü balıklardır. Peki bizim Japon balığımızın da yıllarca yaşaması için neler yapmalıyız, hepsi bu videoda.
Dünyada bilinen en çok yaşamış Japon balığı 43 yaşında ölmüştür. Oysa ki bizim Japon balıklarımızın çoğu daha ilk doğum gününü göremeden ölmektedir. Peki bunun asıl sebebi nedir? Neden bu kadar çabuk ölmektedirler? Birçok videomda da belirttiğim gibi, Japon balıklarının midesi yoktur, bu yüzden de aşırı derecede yem yiyebilirler ve bu yüzden de çok miktarda atık çıkartırlar. Bu atıklar da akvaryumlarımızda amonyak patlamasına sebep verir. Bunun tek bir çözümü vardır o da akvaryumumuzda gerekli olan yararlı bakteri kültürünün gelişmiş olmasıdır. Çünkü bu bakteriler akvaryumda oluşan amonyağı parçalayarak etkisiz hale getirir ayrıca gene Japon balığı dışkılarını oluşturduğu zehirli atıklar da bu bakteriler tarafından yok edilir. Bu sayede balıklarımızın ömrü ilk etapta uzamaya başlar.
Peki bu bakteriler nasıl oluşur? Aslında bu bakterilerin oluşumu için en az 2 ay ve en önemlisi sabır gerekir. Ama yok etmek için ise saniyeler yeterlidir. Önce bu bakterileri nasıl oluştururuz ona bir bakalım. İlk olarak akvaryumumuzu hazırladıktan sonra bakterilerin ihtiyacı olan amonyak kaynağının da akvaryuma girmesi gerekir. Her ne kadar akvaryumunuzun filtresi, hava motoru, ısıtıcısı, aydınlatması ve bunun gibi akvaryumun ihtiyacı olan her şey 7-24 çalışsa da boş çalıştırılan akvaryumda bakteri oluşmaz. Şu örneği verebiliriz. Tavuk, horoz olmadan da yumurtlar ama civciv olması için Horoza ihtiyaç duyar.
Bu bakteriyel oluşum 4 şekilde olur. İlki akvaryum çalışırken, her gün balık varmış gibi akvaryuma yem atarak. (Çünkü yem çürüyünce amonyak oluşturur) İkincisi akvaryuma bakteri kültürü atıp yem atarak. Bunun da iki şekli vardır, ya başka bir akvaryumun filtresinde ki süngeri yeni akvaryuma takarak ya da suyunu sıkarak, ya da hazır satılan kültürü ekleyerek. (İki şekilde de yem atmaya devam etmelisiniz.) üçüncü olarak her gün, eczaneden aldığınız amonyağın 2-3 damlasını bu çalışan akvaryuma damlatarak. (Bu şekilde yem atmanıza gerek kalmaz.) dördüncü ve son olarak ve benim en çok tavsiye ettiğim şekil. Akvaryumunuza ucuz yollu ama gerçekten dayanıklı balıklar alıp, asıl besleyeceğiniz balığın yaşamasını sağlayacak bakteriyel ortamı sağlayana kadar bu balıkları beslemeniz (Bu balıklara örnek Lepistes, Çöpçü, Vatozu verebiliriz).
Dediğim gibi amonyak Japon balığının en büyük düşmanıdır ve balığın en başta solungaçlarını yakar, beynine zarar verir. Akvaryumda oluşan bu bakterilerin yok olması demek, Japon balığınızın en fazla 2-3 gün sonra hastalanmasına ve ölmesine yol açar. Peki bu bakteriler nasıl yok olur. İlki ve en sık olanı, ana akvaryumda ilaç kullanılması ve hatta anti bakteriyel ilaçların kullanılmasıdır. Bu ilaçları ana akvaryumda değil mutlaka karantina akvaryumunda kullanın. İkinci yok etme şekli, havalandırmanın kapatılmasıdır. Hava almayan bakteri ölür. Bu yüzden Japon balığı hava olmadan da yaşar diyerek akvaryumunuzun havasını kapatmayın. Üçüncü nedeni sıcaklığın düşmesi. Düşük su derecelerinde bakteriler çoğalmaz ve ömrü biten bakteri ölür, yenisi oluşmaz. O yüzden akvaryumunuzu en az 18 derece tutun.
Bakteri oluşturmak gerçekten balıklarımızın ömrünü uzatır ama yeterli midir? Tabi ki hayır. Japon balığının bir diğer ölüm sebebi klordur arkadaşlar. Klor ve amonyak birleşince kloramin gibi son derece zehirli bir madde ortaya çıkıyor ki bu Japon balıklarımızı sadece dakikalar içinde öldürüyor. Peki kloramin zehirlenmesi nasıl anlaşılır. En başta balığınızın rengi solar, bazen sümüksü bir sıvı ile kaplanır, balığın vücudunda özellikle kuyruk, solungaçlar ve sırtında kızarıklıklar meydana gelir. Su yüzeyine yakın yüzerler ve yüzmeleri dengesizleşir. Klor uçucu bir maddedir ve asla kaynatmakla geçmez. Klorun yok olması için bol bol havalandırmak ve bekletmek gerekir. Ayrıca yeni kurulan akvaryumlarda klor, var olan az miktarda ki bakteriyi de yok eder. Onun için ilk bir iki sene akvaryumunuza koyacağınız suyu çok dikkat ederek koyun.
Peki Japon balığını öldüren en önemli üçüncü sebep nedir, bir de ona bakalım. Arkadaşlar, Japon balığı yetişkin bir balık olduğunda boyları 25*30 cm’e kadar, vücutları da bir Amerikan futbol topu kadar büyüyebilir. Bu da demek oluyor ki, büyük akvaryumlara ihtiyaç duyarlar. Küçük akvaryumlarda veya kavanozlarda da bakılabilir tabi ki ama ömürleri 3-5 seneden fazla olmaz. Eğer balığınızın 15-20 sene veya daha fazla yaşamasını istiyorsanız, akvaryumunuzun da en az 300 litre olması gerekir. Neden büyük akvaryum derseniz, büyük akvaryumların yer kaplaması dışında pek bir zararı yoktur. Bakımları hem kolaydır hem de balıklarınız daha büyür ve renlerini daha güzel ortaya çıkarır. Su değerleri pek değişmez hatta 1000 litre ve üzeri olan akvaryumların bir süre sonra suyunu bile değiştirmeye gerek duymazsınız. O yüzden eğer Japon balığı ya da herhangi bir balık besleyecekseniz, mümkün olan en büyük akvaryumu alın. Çünkü bakteriler her ne kadar balık dışkılarını yakıp kül etse de bu sefer bakteriler kendi atıklarını çıkartır ve akvaryumunuz ne kadar küçükse, bakteri atıklarının balıklarınızı öldürme riski de o kadar fazla olacaktır. Ayrıca balık dışkısı yanında balıkların hormon ve feromonları da suya karışır. Bu da zamanla balıklarınızın çevresini saracak, onların büyümelerini ve gelişmelerini etkileyecektir.
Buradan da Japon balıklarınızın erkenden ölmesine sebep bir diğer konuya geçmiş oluyoruz. Su değerleri. Evet arkadaşlar. Japon balığının yaşaması gereken su değerlerini çok iyi bilmemiz gerekir. Başta suyun sıcaklığı, su ve karbonat sertliği, pH değeri, amonyak, nitrit, nitrat değerleri. Amonyak içerip içermediği, Öyle ki eğer bunlara dikkat etmez isek, balıklarımız çok kısa bir süre sonra hastalanacaktır. Başta kuyruk erimesi, mantar, beyaz benek en sık görülen Japon balığı hastalığıdır. Akvaryumunuzun suyunu sık sık kontrol edin, gerekli su değişimlerini belli aralıklarla mutlaka yapın, özellikle koku gelip gelmediğine bakın. Balıklarınızı çok iyi gözlemleyin, çünkü balıklarınızda göreceğiniz herhangi bir değişik hareket ya da davranış, onların hasta olabileceğine işarettir. Mutlaka bir su test kiti edinin arkadalar. Zaten bilinçli bir akvaristin de mutlaka bir su test kiti olmalıdır.

Kanalıma abone olmayı unutmayın.
https://goo.gl/bPi3mB
vidIQ Abone adresim : https://vidiq.com/#_l_pl
Facebook adresim: https://goo.gl/m9tTx4
Twitter adresim : https://twitter.com/CemCelikel
VK adresim : https://goo.gl/bFk1d2




[VID]https://youtu.be/v7kflIF5uSo[/VID][EDIT]DeadRabbit,2019-03-11 12:44:34[/EDIT]
Jaguar Ciklet
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/061020181506091.jpg[/IMG]

Bu yazımda sizlere, akvaryum dünyasının en güzel balıklarından birini tanıtacağım. Kendisi hem çok güzel hem de çok asabi. Kendileri amazonda yaşadığı içindir midir bilinmez, amazonların vahşi kedisi Jaguar gibi yırtıcı, İngilizlerin otomobil firması Jaguar gibi de hızlı. Evet bu balığımızın adı da Jaguar Ciklet. Bu cikletler içinde büyük sayılabilecek bir cinstir. Bakımı kolay olsa da genelde bu balığın bakımı yarı profesyonel ve profesyonel akvaristler tarafından yapılmaktadır, bunun en büyük nedeni, bakıldığı akvaryumların da büyük olmasındandır.

Bu balığın ana vatanı güney Amerika kıtasının orta kısımlarıdır. Akvaryum ortamında maksimum 60 cm e kadar ulaşırlar. Ağırlıkları da neredeyse, bir buçuk kilo olabilir. Eğer iyi bakılırlarsa, 15 sene ortalama bir ömürleri vardır. Yaşadıkları suyun sıcaklığı 24 ile 28 derece arasındadır. Su sertliğinin ise 180 ile 280 arasında olmalıdır. Genelde dayanıklı balıklar olmasına rağmen, bulundukları akvaryumlarda iyi bir filtreleme sisteminin yanında, iyi birde su akıntısı mutlaka olmalıdır. Yüksek hacimli dış filtreler ve eğer akvaryumunuz 1000 litreden fazla ise, iyi kurulmuş bir sump sistemi, işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Akvaryumlar kapalı sistemler olduğundan, buharlaşan suyun neden olduğu fosfat ve nitrat birikmesi, balıklara zarar verecektir. Ayrıca Jaguar cikletler çok kirleten balıklardır, pH seviyelerinde de oldukça hassastır. Haftalık en az yüzde 30 ile 40 su değişimi, mutlaka yapılmalıdır. Dip çekimi yapılması da şarttır, çünkü bu tür balıkların hastalanmasına sebep, genelde akvaryum dibinde çürüyen organik atıklar ve yenmeyen yemlerdir. Unutmayalım ki, su ne kadar temiz olursa, balığımızın renkleri de o kadar güzel görünür.
Bu balık yaşlandıkça renkleri de değişir. Daha küçük boylardayken her iki yanında çizgiler bulunur, adını veren karakteristik desenlerini, ilerleyen dönemlerde kazanırlar. Renklerini daha da ortaya çıkarmak için, akvaryum tabanının koyu renkli çakıllar ile kaplanması daha uygun olur. Bu balığın ilginç bir özelliği de vahşi ortamda yakalananların, insanlar tarafından besin olarak da tüketilmesidir.
Doğal ortamlarında, Çamurlu dipleri olan bulanık suları severler, kaynaklarda, göletlerde ve göllerde sıcak, düşük oksijenli sularda bulunurlar. Etçil bir balıktır, ortamında bulunan diğer küçük balıklar ve omurgasızlarla beslenirler. Gene en az 450 litrelik akvaryumlarda beslenmelidirler, daha küçük akvaryumlar, bu balığa küçük gelecektir. Bu yüzden, tank arkadaşlarının da en az bu balık kadar iri ve bu balık kadar agresif olması gerekir. Akvaryum tabanını kazarlar bu yüzden bitkili akvaryumlarda bakılması tavsiye edilmez, saklanmaları için büyük kayalara, odun parçalarına ve büyük ve üzerinde delikler olan aksesuarlara ihtiyaç duyarlar. Akvaryum içine ve açığa kesinlikle ısıtıcı ya da buna benzer ekipmanlar koymayın, muhtemelen bunlara zarar verecektir. Bunun için akvaryumunuzda bir Hamburg filtre sistemi bulundurarak, ısıtıcı ve diğer ekipmanları bunun arkasına yerleştirin. Tabi Sump sistemi akvaryumunuzda varsa, bu tür ekipmanları orada kullanmanız daha iyi olacaktır. Bu balıkların doğasında sıcak suda yaşamak vardır ama suyun 25 dereceden sıcak olması, balığın daha asabi olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden, sıcaklığın 25 dereceyi aşmaması tavsiye edilir. Ayrıca unutmamalısınız ki, bu balıklar çok iyi birer zıplayıcıdırlar, bu yüzden akvaryumunuzun mutlaka bir kapağı olmalıdır.
Daha küçükken eğer alıştırırsanız, granül yemler ile de beslenebilir, yetişkin olarak beslemeye başlamışsanız da canlı böcekler, solucanlar, kurbağalar ve diğer küçük hayvanlar da bu balığın yiyecek listesindedir. Tabi ki, bu balığa küp şeklinde kesilmiş balık parçaları, dondurulmuş karides ve midye içi de verilebilir. Yalnız Jaguar balığına verilmemesi gereken bir et türü yem varsa, oda memeli hayvanların etleri ve kümes hayvanları gibi sıcak kanlı hayvanların etleridir. Bu et çeşitleri, bu balığın normal yeme alışkanlığı içinde bulunmazlar ve verilmesi tavsiye edilmez. Çünkü bu tarz etler, yüksek yağ ve protein içerir ki bunlar balığın sindirim sistemini tıkamaktadır. Bu nedenle haftada bir gün yem vermeden geçirmeniz, bu balıklar için daha sağlıklı olur.

Bu balıklar asla sosyal balıklar değildir çünkü bu balıkların doğası olarak sinirli, bölgeci ve yırtıcıdır. Özellikle üreme dönemlerinde çok daha yırtıcı olurlar. İlla bu balıkla beraber yaşatmak için balık arıyorsanız, akvaryum arkadaşı olarak seçebileceğiniz balıklar sınırlıdır, Şöyle ki diğer Orta ve Güney Amerika cikletleri, tercihen Jaguarınızdan daha büyük olanlar, bu balığın ortamında bir arada tutulabilecek yegâne türlerdir. Üreme zamanı, akvaryuma yumurta bırakacaklarından, birer gece yiyicisi olan vatozlar ile birlikte bakılmamalıdır, mümkünse, yumurtlayacağı akvaryumda başka balık olmamalıdır.

Jaguar ciklet, bulunduğu akvaryumda tek ya da çift olarak beslenebilir. Eğer çift beslenecekse, bu işi balıklar küçükken başlamakta fayda vardır çünkü diğer şekilde, birbirlerine karşı agresif olabilirler, eğer erkeğin yanına bir dişi bırakılırsa ve erkek dişiden daha büyükse, bu dişinin zarar görebileceği anlamına gelecektir. Tabi burada bunu belirleyecek olan daha çok akvaryumun büyüklüğü ve bununla beraber saklanma alanlarının bolluğudur.

Dişi ve erkeği ayırt etmek nispeten kolaydır. Erkek daha gençken büyük ve daha dikey kırık çubuklara sahiptir. Tam bir yetişkin olduğunda, hiç çizgi olmaz. Dişinin daha ince dikey çubukları ve daha belirgin bir koyu kırık yatay çubuğu olur. Üretim için minimum 700 litrelik bir akvaryum seçilmelidir. Bu seçim onların birbirlerine zarar vermesini önleyecektir. Su sıcaklığı 28 derece olmalıdır. Yumurtlayacak çifte daha iyi bir ortam hazırlamak için, günde en az 2 defa beslenmeli, akvaryum suyu haftada iki kere yüzde 50 civarında değiştirilmelidir. Yumurtlama zamanı geldiğinde, dişi büyük bir taşın üstüne yumurtalarını bırakacaktır. Bu andan itibaren erkek çok agresif olacağından, akvaryumda başka bir balığın olmaması çok yerinde bir hareket olur. Hatta mümkünse, elinizi dahi suya sokmamalısınız.
Yumurtalar 72 saat sonra ve 28 derecelik suda çatlamaya başlarlar. Bu derecede ki su, yumurtaların mantar olmasını da büyük ölçüde önleyecektir. Dişi Jaguar, yuvasının başından bir dakika ayrılmaz ve devamlı olarak yumurtaları havalandırır bunu yaparken de bir yandan yuvasının temizliğini yapar. Dişi yavruların çıkmasına yakın yumurtaları tek tek toplar ve daha önce yaptığı kumdan çukura taşır.
Yavrular doğduktan sonra akvaryum suyunda oluşan fazlalıkları atmak için her gün akvaryum suyunun yüzde 20 sini değiştirin. Yavru balıklar doğduktan 4 gün donra, gelişimleri için onlara artemia verebilirsiniz. Bu noktadan sonra yavrular hızlı büyüyecekleri için kendi akvaryumlarına alınmalarında fayda vardır.

Yeni Başlayanların Akvaryumu Ne Kadar Büyük Olmalı
Bu akşam yayınlayacağım. İzlerseniz, sevinirim.
Yeni Başlayanların Akvaryumu Ne Kadar Büyük Olmalı
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/270920181541301.jpg[/IMG]

Yeni bir akvarist olarak, nasıl bir akvaryum ile başlamalıyım. Bu soruyu, eğer insan kendi kendine sorarsa, genellikle küçük bir akvaryumla başlamalıyım, diyecektir. Öyle değil mi? İlk ehliyetini alan birisi acemiliğini atabilmek için genelde araba kullanmaya, BMW ya da Mercedes ile başlamaz. Daha küçük modeller VW Polo ya da Fiat Palio gibi arabaları tercih ederler. Gene, insan öğrencilik hayatında genelde, masrafsız diye küçük evleri tercih ederler. Peki akvaryum seçerken, küçük bir akvaryum seçimi, mantıklı mı? Şaşırtıcı bir şekilde, bu sorunun cevabı Hayırdır. Tam tersine, iş akvaryum seçimine gelince, büyük akvaryumlar seçilmelidir, çünkü küçük akvaryumlar her zaman başlangıç için en zor akvaryumlardır.
Şunu unutmayın arkadaşlar, akvaryum ne kadar büyükse, yönetmesi de o kadar kolay olur. Tabi ki ilk başta ödeyeceğiniz para ve alacağınız kaynak miktarı daha fazla olacaktır ama bana inanın, küçük akvaryum için harcayacağınız zaman ve tonlarca stresi, büyük akvaryum için harcamayacaksınız ve bu fark, buna değecektir.
Eğer bu duyduklarınız size mantıklı gelmiyorsa, birazdan anlatacaklarım sayesinde, kafanızda ki bu soru işaretlerini sileceksiniz. Neden büyük akvaryum avantajlı, neden küçük akvaryum dezavantajlı, anlayacaksınız.
Balık beslemenin temel özelliklerinden biri ve bir akvaristin geliştirmesi gereken başlıca “becerilerden” biri, sağlıklı su koşullarını sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. Sonuçta, bir balığı yaşatmak için en önemli olan şey suyun kalitesi ve balıkların yaşadığı yerdir!
Sıcaklık, pH seviyeleri ve Amonyak seviyeleri gibi su parametrelerini nasıl koruyacağınızı anlamak, ilk akvaryumumuzu çalıştırmadan önce kavramanız gereken çok önemli becerilerdir, ancak tabi ki bilmek yeterli değildir. Akvaryumumuzda bir bakım rutini geliştirmeniz ve suyu olabildiğince sağlıklı tutmak için çaba sarf etmemiz de gerekir.
Unutmayın ki, akvaryum ne kadar küçükse, tutabileceği su da o kadar az olur. Bir akvaryumun sahip olduğu su, ne kadar az ise, suyun parametrelerinde herhangi bir ani değişim ya da bir değerin patlak vermesi de o kadar kolaydır. Daha fazla su ile oynamak zorundasınız, su parametreleri ne kadar kararlı olursa, suyu daha az değiştiririz ve balıklarımız daha mutlu olur.
Su değişiklikleri oyunun bir parçasıdır ve kaçınılmazdır. Ancak, çok sık veya agresif bir şekilde yapılırlarsa, balıklara inanılmaz derecede stresli gelebilir. Akvaryum ne kadar küçük olursa, su değerleri o kadar hızlı artar ve daha sık su değişimi yapmamızı gerektirir.
Stresli balıklar, hasta balıklardır ve hasta balıklar, yaşaması gerektiği sürece yaşamazlar. Bağışıklık sistemleri oldukça zayıf olduğu için, stresli balıkların tehlikeli bir hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksektir. Su hayvanlarına mümkün olan en uzun ve en iyi yaşam kalitesini vermek, biz akvaristlerin ilk görevidir. Bu, stresi mümkün olan en kısa sürede, en aza indirgemek anlamına gelir.
Tabi Sadece balığınızda strese neden olabilecek şey, suyun kalitesi de değildir. Balıklarınızı mutlu edecek bir diğer durum da, yüzmeleri gereken daha fazla alana ihtiyaç duymalarıdır, ne kadar büyük ve yüzülebilir alanları olursa, balıklarımız daha mutlu ve daha az stresli olacaktır.
Küçük akvaryumlar, her ne kadar küçüklerse de, bakımları, büyük akvaryumlara göre daha fazladır. Çünkü su değerleri devamlı değiştiği için, bunu sabitlemek için, hemen her gün kontrol edilmelidir. Doğal bakteri oluşumu ise çok daha uzun süreler alacak, filtreleme süreci sekteye uğrayacaktır.

Şimdi size bütün dünyada bilinen bir efsaneden bahsedeyim. Şöyle ki, küçük akvaryumlarda balıkların büyümesini yavaşlar. Akvaryum ne kadar büyükse, balık da o kadar büyür. Evet, bu efsanenin bir kısmı doğrudur, akvaryum ne kadar büyükse, akvaryum ortamı o kadar sağlıklı olur, balıklarınız o kadar çok yaşar ve o kadar büyür, Peki neden küçük akvaryumlarda o kadar büyümezler? Çünkü akvaryumunuz küçükse, yaşadıkları alanda o kadar streslidir. Bu hem balığınızın büyümesini yavaşlatır hem de ömrünü kısaltır. Balıkların büyümesi yavaşladığında, stresli ve hastalığa karşı daha savunmasız hale gelir. Ayrıca, tam olgunluğa ulaşmış olsalar bile daha kısa yaşayabilirler.

Peki Yeni Başlayanlar İçin Ne BÜYÜKLÜKTE BİR AKVARYUM Önerirsiniz?, Derseniz, Bu soruya geniş kapsamlı bir cevap vermek, benim için oldukça zor çünkü çok fazla değişken var. Bununla birlikte, “daha büyük olanın daha iyi” olduğunu ve doğru seçimi yapmanın daha muhtemel olacağını aklınızdan çıkarmayın. Gene de size tavsiyen en az 120 litrelik bir akvaryum ile başlamanızdır ama bana sorarsanız da 240 litre benim için en idealidir.
Tabi ki burada en önemli konu, bu iş için ayıracağımız para miktarıdır. Daha büyük bir akvaryum, daha pahalı olacak ve daha başlangıçta (filtreler, aksesuarlar, ısıtıcılar vb.) Daha fazla yatırım gerektirecektir, ancak büyük akvaryum her zaman size gelecekte daha çok zaman ve para tasarrufu sağlayacaktır.
Bir balık akvaryumu kurmak için harcayabileceğinizi düşündüğünüz miktar her neyse, biraz daha fazla para biriktirmek zorunda olsanız bile, hedefinizi biraz daha yukarı çıkarın ve daha büyük bir akvaryum almak için uğraşın. İnanın bana buna değecektir.
Tabi ki, ilk başta 40-50 litrelik bir akvaryumda işinizi görecektir fakat koyacağın balık adedi de ona göre çok az olacaktır. Bu da akvaryum bulundurmanın ruhuna ters gelir. Ama gene de sen bilirsin.




Tarçın Ve Ciklet
Tarçın ile ilgili çektiğim bir video var. Onu izlemeni tavsiye ederim.

https://youtu.be/jw_gNSHCatA

geçmiş olsun.
Orta Amerika Cüce Cikletleri ( Gökkuşağı )
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/260920181000111.jpg[/IMG]

Gökkuşağı cüce ciklet, oval gövdeli ve sivri sırt ve alt yüzgeçleri olan küçük renkli bir balıktır. Orta Amerika cikletlerinin en küçüğü olduğu düşünülmektedir. Akvaryumda 7 cm olduklarında olgunlaşır ve nadiren bundan çok daha fazla büyürler, iyi bakıldıklarında 7 - 9 yıllık bir ömürleri vardır.
Gövde altın rengi ve turuncu renktedir ve solungaç kapağının arka yüzünden kuyruk yüzgecine kadar uzanan düzensiz siyah bir yatay çubuğa sahiptir. Gözler turuncu ve yüzgeçlerin çoğunda portakal bir renk vardır. Sırt yüzgeç uçlarında mavi ile turuncu renkler bulunur.
Gökkuşağı cikletleri yeni başlayanlar için harika bir seçimdir. Bu balıkların bakımı çok kolaydır ve cikletlerin en küçük ve en huzurlu olanlarıdır. Cikletlerin çoğu gibi, çok temiz suya ihtiyaç duyarlar ve sularının düzenli olarak değişmesi gerekir, fakat su koşullarına gelince seçici değildirler. Sıcaklık ve geniş bir değişken su değerlerine oldukça dayanıklıdırlar.
Gökkuşağı cikletler hem etçil hemde otçuldur. Artemia, solucan, dondurulmuş yada kurutulmuş kan kurdu, pul ve granül gibi hazır yemler yiyeceklerdir. Ayrıca bitkisel bazlı pul yemlerle de besleyebilirsiniz. Su kalitesini daha uzun süre daha yüksek tutacağından, günde iki kez, küçük miktarlarda besleyin. Haftanın bir günü yem vermemenizin de faydası olacaktır.
Akvaryumda ki balık sayısına bağlı olarak su yaklaşık iki haftada bir yüzde 20 değişir. Su kalitesi göz ardı edilirse, tüm cikletler de olduğu gibi, hastalık ve ölüm meydana gelebilir. Temizlemeden önce, camları kazıyarak, yosunlardan arındırın ve alt tabakayı vakumlamadan önce dibe çökmesine izin verin. Tüm alt tabakayı iyice temizlediğinizden emin olun.
Bu balıkları bakmak için en az 75 litrelik bir akvaryuma ihtiyacınız vardır. Midye kırığı bir kum kullanabilirsiniz, normal bir ışıklandırma yeterli olacaktır. Su sıcaklığı 22 ile 25 derece, ph değeri 6.5- 8 su sertliği ise 5 ile 20 arasında olabilir. Su salınımı düşük olmalıdır. Üretim için ise su sıcaklığının 28 dereceye çıkarılması gerekir.
Bu türün erkek ve dişileri arasında ayrım yapmak zordur. Erkekler biraz daha renkli ve daha sivri yüzgeçlere sahip olurlar ayrıca dişiler ise olgunlaştıkça biraz daha küçük kalacaklardır.
Gökkuşağı cikletleri açık bir çekirdek aile yaşamına sahiptir ve yavrular, diğer kardeşler tarafından da bakılırlar. Sürü olarak beslenmelidirler, böylece kendiliklerinden çiftler oluşturacaklardır. Çiftlerin daha çabuk üremeleri için canlı yem takviyesi yapmak, onların kondisyonlarını arttıracaktır.
Yumurtlamaları için bir Hindistan cevizi kabuğu veya düz bir taş kullanabilirsiniz. Tankın pH değeri 7,0, su sertliği 5- 10, sıcaklığı ise 28 C olmalıdır. Çift, yumurtlamaya hazırlanırken koyu bir renge dönüşebilir. Dişi bir kaya veya kök üzerinde açıkta 300 ile 1.000 yumurta bırakacak. Ebeveynler yavrular çıkana kadar yumurtalarını 3 gün boyunca havalandıracak ve daha sonra akvaryumun başka bir alanına taşıyacaklardır. Bir hafta sonra ezilmiş pul ve artemia gibi yemler verebilirsiniz. Eğer iyi beslenmezlerse, anne-babaların yavrularını yiyebileceğini unutmayın. Ayrıca, leopar vatoz gibi gece boyunca yavru yiyebilecek diğer balıklardan da uzak tutun.
[EDIT]DeadRabbit,2018-09-27 09:12:27[/EDIT]
Yeni Gelenler Buradan Merhaba Desin
Merhaba arkadaşlar, Çocukluğumdan beri akvaryum sahibiyim. Uzun seneler akvaryum balıklarına baktım. Uzun bir ara verdikten sonra yaklaşık 3 sene önce gene bu çocukluğumun hayallerine döndüm. Bu arada da 1 sene kadar önce kendi youtube kanalıma akvaryuma videoları yüklemeye başladım. Bu videolarda, yeni akvaryum kuranlara yardımcı olmak. Kendi deneyimlerimi paylaşmak ve balıklar ile ilgili bilgi vermek. Eğer sizde benimle beraber bu deneyimleri paylaşmak isterseniz, kanalıma abone olun. Kanalımda görüşmek üzere.

[VID]https://youtu.be/qFniKxbMIyg[/VID][EDIT]DeadRabbit,2018-09-26 19:37:05[/EDIT]
En güzel fotoğraflarınızı gösterin
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/186113/260920181915171.jpg[/IMG]

Karışık Çiklet akvaryumumda ki
MPANGA [EDIT]DeadRabbit,2018-09-26 19:16:37[/EDIT]
Sari Prenses’te KESIN cinsiyet ayrimi
Sarı Prenses in, Dişisi ve Erkeği arasında ki farkları sizler için derledim ve en anlaşılır şekilde örnekler ile birlikte anlatacağım. Umarım siz de beğenirsiniz.
Sarı prensesler de Erkek ve Dişi arasında ki farklar. Erkekleri ve dişileri eğitimsiz gözler birbirinden kolay kolay ayırt edemez. Onların boyut, renk ve yüzgeç modellerindeki ince farkları bilirseniz, bir bakışta dişi mi erkek mi bileceksiniz.
Sarı Prenses nadiren 12-13 cm. den fazla bir uzunluğa ulaşır. Erkek türün en büyüğüdür ve tam gelişmiş olduğunda 10-13 cm'yi bulur. Dişiler çok daha küçük kalmakla beraber, sadece 8 ile 10 cm uzunluğunda olurlar. Küçük dişiler ağızlarında yumurta varken akvaryum boşluklarında ve geçebildikleri küçük deliklerde saklanırlar ve dişiler çiftleşmek istemediklerinde dolayı, bu deliklerden erkekleri kovarlar.
Dişilerin alt renkleri sarıdır. Akvaryumun dominant erkeği konumunda ki Sarı Prenses çiftleşmeye hazır olduğunda yoğun bir sarı renk alacaktır. Ayrıca balık yaşlandıkça alt tarafta bulunan soluk dikey siyah şeritleri gelişir ama dişilerde bu görülmez.
Cinsel olarak olgunlaştığı zaman, bir erkeğin göğüs ve atl yüzgeçleri koyu siyah olur. Ayrıca Alt yüzgeçlerde yumurta lekeleri diye bilinen lekeler bulunur. Bu lekeler, dişi yumurta sanarak ağzını yaklaştırdığında spermleriyle yumurtaları döllemeye yarar. Dişiler vücutlarının altında soluk sarı yüzgeçlere sahiptirler. Her iki cinsiyette de siyah bir sırt yüzgeci vardır, ancak erkeklerde bunu parlak sarı bir çizgi izlemektedir. Bazı erkekler göz ile ağız arasında "sakal" dediğimiz bir iz bırakırlar.
Olgun Sarı Prensesin cinsiyeti hala net değilse, avucunuzda balıkların altına bakınız Bir erkeğin iki küçük deliği vardır, dişi sarı prensesin ise bir büyük bir delik bir de küçük bir deliği vardır.


SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

KULLANICILAR

  • 489 Online Kullanıcı, 266 Üye

Online Kullanıcılar

yokte, arapaima, halit227, hakancez, Burak Dişli, selimcayir, scusamalizia, leovo, CMDTetra, berkinank, fantom, Vosvosland, Serdariekrem, OKIRATLI, Berkesygl, muzaffer3004, aquay, Seçkin, Erdinç aykn, muratabi54, Mikail Erdoğan, scorpion26, uzyrdmr, cagrihirsava, Erol0660, lucas_74, sduru35, ugural06, Hanönlü37, beratonur, Meiyo26, lazarusv20, caretta07, EnesSEZER, Murat41, Aralti, hanil, Rudas, Fragant, Asaylan, KozmiK, mekatro, harunygt34, Mertcan22, KadirSpmz, TheHobi, mrtcngltkn, Ugur79, oblomow, hobihaneonline, Osmanyasar, darkaura, aktugsedat, AlperDemir, Pervane, yucesoy83, hurricane29, Muratsonmez1616, arconim, abunil, Koç Fatih, MiSoSiKiaN, cankuto, Emerse, hasomen73, Ogii, Umit2003, menesc, Muhendiss, engineerpro, Ejder Günaydın, Sergen 00, basketbol6, alex10, vlkncm, ccapslcokk, sinan3805, nemo61_4, mavidiyarkentli, puduhepa, tolgaerol55, nikolaismirnov, nevzatk, YesilGremlin, rccol, Irlo, nirvana, cagriodabasi, Bisnev99, ilker aydın, KeremUlaş, matatar, HarunYldrm, muratdenizuzun, SiirselAktivist, Kınayu, burak618, Mderhan, Eldurmaz, kenanhalil, serhat480, trophhor, Bonzi, ukilavuz, kumpas34, omerali06, EvoPac, BaranTiryaki, cihat kaya, TSevil, tarikkorkmaz, sarıyerli 1970, Samettkeskin, mrcnnn, Mecburen, indianaconz, GOKHANKAYHAN, mlh06, sariefe, alaiyes, eppinger, lebowskia, smtllh, Neon, Cagdaas, bocco, HXYLMZ37, ferbay, Cenk Bildir, cansolak, merterelcay, gürkanbey, GETz READY, SefaOzdamar, roline, telat34, Gyro, musanpa, harunk, kadiryilmaz, FurkanYnk, Keweln09, İnsect, kalsedon, 14turquaz, murtdmr, bonker0618, ardatamay, irmak, Aky173, Fatihhaznedarogl, Terapii, brsyc, fa61, TaRHaN, EdizBulut, suslu_78, Semih1976, Manson, efe2010, Mannugor, Yunus_Krgl, Furkann66, RookiErsan, Roller, mereny, Aquarist101, enderyum, Aquaristsls, Umut61, Müptela, Neothauma, brky1905, Omercikletyum, Hamza50, toprakzan, onur_0606, eyegin, gokhanalacesme, Ustnosman06, Melih Arslan, Redmi, Yılmaz emre, KUZEY1, kaanssenol, erkankucukgungor, rs635, Bykara, Bysam, Aysefkan, H-M bitki, Weniz, Ulvi Özuğur, METALLAQUA, cuce__vatoz, Mertguler35, AlfistAkvarist, Emyy, Furcifer, SalihNarci, drermantorun, selfish, kerem1135, bytrmrt, Çetin1806, DeepWater, ozgunsungu, akvartronik, muratkk, svg1000, Demir1908, dus_zamani, timsah489, Oguztastan, hhmusic, sinor, Waterstorm, Koksal Gurkan, Emincan, AkvaryumSNP, Aksoy88, HardScape, Xcancan, kadirik, Arapaima, Brdk64, hepatik, deatless22, diaslayt, UmurDaglar, Enisikizler, Mete Duru, ityo39, Mehmetskl, bykmr, drgeckoo, muyat, fıshlover16, Hcmç, ryzend, makyol61, Ali eren sas, Bigben48, AtlasPoyraz, speed944, ozgurballi, Fatihshn, muratdeg, pizzaci, FlzC, Eyuboglu, Mehmet0011, engin045, S.kuzey, atlantis917, ozan_1903, ternapi, Fishloverxx, SoslufikiR, srdrakgns41, WildFish_Keeper, ChngrSr, AytekinOnur, Okn34, harunefe, Mehmetcvdr, orhanönal,

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.