Akvaryum.Com
  • Ternapi Medaka Pondları


    Profil resmi
    ternapi
    18:08
    124 beğeni
    Ölçüler: 60 litre net su hacmi olan dikdörtgen saksı

    Canlı Türleri: Medaka (Oryzias latipes/Japon pirinç balığı), Planorbis rubrum (Ramshorn salyangoz), Physa acuta, Melanoides tuberculata (Minare salyangozu), Lymnaea stagnalis (Yarasakulak salyangoz)

    Bitki Türleri: Nelumbonaceae (Nilüfer), Eichhornia crassipes (Su sümbülü), Pistia stratiotes (Su marulu), Salvinia natans, Lemna minor (Su mercimeği), Ceratopteris cornuta, Hemianthus micranthemoides (Micra), Limnophila sessiflora, Myriophyllum mattogrossense, Moss, Cymbalaria muralis (Nakkaş sarmaşığı), Crassula lycopodioides/muscosa, Commelina communis, Hedera helix, Fallopia baldschuanica (Rus asması) ve yabani otlar

    Tankın Yaşı: 10 (on) gün-15 Eylül 2020

    Filtrasyon ve Işıklandırma: Filtre, ısıtıcı, aydınlatma yok. Tank açık balkonda.

    Tasarım ve Dekorasyon: Zeminde dişli dere kumu mevcut. Yine zeminde kuru çınar ve meşe yaprakları kullandım. Karasal alan ve saksılarda toprak, dere kumu, lav taşı, orkide harcı ve kurutulmuş kara yosunları kullanıldı.

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/213398/250920201733231.jpg[/IMG]

    Uzun zamandır hayal ettiğim, heves ettiğim, planladığım ama bazı engeller nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım kurulumumu sonunda tamamladım[:3]

    Hayalimi gerçekleştirmiş olmanın tarifi zor hazzını yaşıyorum çok şükür[:3]

    Medakalar inanılmaz balıklar! Bakımlarının kolaylık seviyesi, akvaristlerin hayal edebileceklerinin çok üstünde. Isıtıcı, filtre, büyük hacim, seyrek nüfus, düzenli su değişimi ve bakım istemezler.

    İnanılır gibi değil, değil mi?

    Az sayıda balık-geniş alanda bakıldığında inanılmaz ürkek, sürekli korku/tedirginlik içinde yaşayan medakalar, kalabalık oldukları sürece çok daha sakin ve huzurlu oluyorlar.

    Bahar ve yaz boyunca bol bol yumurtluyorlar, kış döneminde ise yumurtlama duruyor, metabolizmaları yavaşlıyor. Böylece soğuktan etkilenmiyor, buzun altında dahi hayatlarını sürdürüyorlar.

    Beslenme gereksinimleri çok düşük, haliyle tankı da neredeyse hiç kirletmiyorlar.

    Çok güzel ve çeşitlenmeye çok açık renkleriyle, seyir zevki de yüksek bir tür.

    Bu canlıların keyfini en üst noktaya çeken ise işte böyle minik pondlar, havuzlar[:3]

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/213398/250920201750281.jpg[/IMG]

    Uzakdoğuda bu tarz, büyüklü-küçüklü kurulumlar çok yaygın. Ben de internetten, tabiri caizse "ciğerci kedisi gibi" takip edip duruyordum. Tabii ki iklim şartlarımız ve türlere erişme zorlukları nedeniyle bitki tercihlerim onlara göre farklılıklar gösteriyor.

    Özellikle karasal alanda, bana çok estetik gelen ve soğuğa da dayanıklı olan yabani bitkileri kullanmayı tercih ettim. Zamanla eklemeler yapılabilir ama şimdilik kurulumumun son durumu bu şekilde.

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/213398/250920201759281.jpg[/IMG]

    Bir de genel görünüm ile tanıtımımı tamamlayayım[:3]

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/213398/250920201802011.jpg[/IMG]

    [EDIT]ternapi,2022-10-18 15:43:15[/EDIT]

    Profil resmi
    ternapi

    Logfin üretimi çocuklarımın eşek kadar olanlarını ayırsam mı, ayırmasam mı diye kararsızlık yaşıyorum. Tam bir "Bu yoğurdu sarmısaklasak da mı saklasak, sarmısaklamasak da mı saklasak" sorunsalı[;)] Bu arada, tekerlemeyi yazarken bile zorlandım[:D]

    Video: [URL]https://www.instagram.com/reel/DefiDW2IVBT/?mdxt=NTc4MTIwNjQ2YQ==[/URL]

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/213398/151020260223171.jpg[/IMG]

    [:nazar:]

    (1305) (878070)

    Akvaryumda Berrak Su Her Zaman Sağlıklı Su Mudur?


    Profil resmi
    OrhanALTINAY

    1 beğeni
    Merhaba değerli Akvaryum.com üyeleri,

    Aranıza yeni katıldım. İlk yazımda, akvaryum bakımında önemli olduğunu düşündüğüm bir konuyu paylaşmak istiyorum: Suyun berrak görünmesi ile canlılar için uygun olması arasındaki fark.

    Cam gibi görünen bir akvaryum hepimizi mutlu eder. Ancak suyun görünümü, içinde yaşanan bütün süreçleri göstermez. Amonyak ve nitrit gibi balıklar için zararlı olabilen maddeler gözle görülemez. Bu nedenle suyu değerlendirirken görüntünün yanında ölçümlere ve akvaryumun biyolojik dengesine de bakmak gerekir.

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/292791/141020262351191.jpg[/IMG]

    Filtrasyonu anlamanın en kolay yolu, üç temel işlevini ayrı ayrı değerlendirmektir.

    **1. Mekanik filtrasyon: Görünen kirleri tutmak**

    Yem artıkları, dışkı parçacıkları ve kopan bitki yaprakları gibi askıdaki maddeler, sünger veya elyaf gibi malzemelerle tutulabilir. Bu işlem suyun daha berrak görünmesini sağlar.
    Buradaki önemli ayrıntı şudur: Filtrenin tuttuğu atık, temizlenene kadar sistemin içindedir. Filtre sepetinde birikmiş olması, akvaryumdan uzaklaştırıldığı anlamına gelmez. Bu yüzden mekanik filtre malzemelerinin bakımı, filtrasyonun bir parçasıdır.
    Çok ince malzemeyi fazla miktarda kullanmak da her zaman daha iyi sonuç vermez. Hızlı tıkanma ve akışın azalması, beklenen faydayı sınırlayabilir. Malzeme seçimi kadar suyun filtreden rahat geçmesi de önemlidir.

    **2. Biyolojik filtrasyon: Görünmeyen yükü yönetmek**

    Balıkların metabolizması ve organik maddelerin parçalanması sonucunda amonyak oluşur. Yerleşmiş bir biyolojik sistemde mikroorganizmalar amonyağı nitrite, ardından nitrata dönüştürür.
    Bu canlı toplulukları yalnızca özel seramik malzemelerde bulunmaz; filtre süngerlerinde ve akvaryumun başka yüzeylerinde de gelişebilir. Yeni kurulan bir akvaryumda filtrenin çalışıyor olması, yeterli biyolojik kapasitenin hemen oluştuğunu göstermez.
    Canlı yükünü kademeli artırmak, aşırı yemlemeden kaçınmak ve suyu düzenli test etmek bu nedenle önemlidir. Oluşan nitratın birikimini yönetmek için de akvaryumun ihtiyaçlarına uygun bakım ve su değişimleri gerekir.

    **3. Kimyasal filtrasyon: Belirli bir ihtiyaca yönelik müdahale**

    Aktif karbon gibi malzemeler, bazı çözünmüş organik maddelerin ve istenmeyen renklenmenin giderilmesinde kullanılabilir. Ancak her filtre malzemesinin hedefi ve kapasitesi farklıdır.
    Aktif karbon kullanılması, mekanik bakımın veya biyolojik filtrasyonun yerini tutmaz. Malzeme seçmeden önce “Suda hangi sorunu çözmeye çalışıyorum?” sorusunu sormak daha doğru bir başlangıçtır.

    Filtre bakımında amaç, bütün malzemeleri ilk günkü görünümüne döndürmek değildir. Biriken atıkları uzaklaştırırken biyolojik kapasiteyi korumak da gerekir. Özellikle bütün filtre malzemelerini aynı anda yenilemekten kaçınmak, yerleşmiş mikroorganizma topluluklarının korunmasına yardımcı olur.

    Benim bu konudaki temel yaklaşımım şu: **Berraklık gözle değerlendirilir; suyun canlılara uygunluğu ise ölçüm, gözlem ve düzenli bakımla anlaşılır.**

    Siz kendi akvaryumunuzda mekanik temizlik ile biyolojik dengeyi nasıl koruyorsunuz? Filtre bakımına takvime göre mi, debideki değişime göre mi karar veriyorsunuz? Deneyimlerinizi okumaktan memnuniyet duyarım.

    Profil resmi
    pianoƒish

    [QUOTE=OrhanALTINAY][/QUOTE]

    Zaten debi düşüşü filtredeki bakteri popülasyonunun bir kısmının ölmesine sebep oluyor. Bu da çürüme demek, KH dayanabildiği kadar dayanıyor sonra PH düşüyor. Tabi sadece filtrenin debisine gerek yok. Filtre çok sağlam sağlıklı da olsa, aşırı canlı yükü de PH'ı aşağı indirecektir bir süre sonra. Mevcut canlı yükü + bitki miktarı ve filtre akvaryumun dengesine yetiyor mu bunu da bilmek için dediğiniz gibi ölçüm şart.

    (3) (78)

    Betta İmbellis


    Profil resmi
    Jolakotturinn
    20:20
    Ölçüler: 30x30x45
    Canlı Türleri: Betta imbellis, kiraz karides
    Bitki Türleri: Nymphaea lotus, Hydrocotyle, Bucephalandra, Bolbitis, Mostera adansonii
    Tankın Yaşı: 1 ay (Aquasoil için 2 yıl)
    Filtrasyon ve Işıklandırma: Sobo kafa motoru, Sera siporax, sünger / Yikeda RGB Led
    Tasarım ve Dekorasyon: Aquasoil, silis kum, mangrov kökleri, guava ve meşe yaprakları
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290996/131020262015381.jpg[/IMG]
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290996/131020262015231.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290996/131020262015311.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290996/131020262015421.jpg[/IMG]

    Sizce bu beta kesinlikle dişi mi? Dişi diye tahmin ediyorum (erkek olarak sipariş verdim, üretim amacım yok çünkü). İleride yanına küçük bir sivrisinek rasbora grubu ekleyebilir miyim?

    Profil resmi
    BeyzPl

    Formu dişiyi andırıyor. Şayet yemi biraz fazla kaçırmadıysa karnındaki bu şişlik dişide olur.

    Sivrisinek rasbora ile sorun çıkartacağını sanmıyorum. Alan geniş. Karideslere tavrına bakın. İlerki günlerde karideslere sorun çıkartmıyorsa zaten uyumlu bir bettadır.

    (4) (380)

    Koridorda Tank?


    Profil resmi
    anubiaslover

    Direkt güneş almayan ancak odalardan gelen ışıklarla aydınlanan koridorumuz var. Akvaryumu oraya koysak balıklar açısından bir sorun olur mu yoksa balıkların veya suyun direkt olmasa da Güneş ışığı alan bir odada mı olması lazım? Şimdiden teşekkürler[:)]

    Profil resmi
    pianoƒish

    Gece belirli bir zamandan sonra sabaha kadar, balıkların uyku moduna girmesini engelleyecek kadar aydınlık değilse problem olmaz.

    (5) (205)

    Hobi Odası Başlangıcı. :)


    Profil resmi
    Yorum yapmaz
    13:38
    29 beğeni
    Ölçüler:150. 60. 50/ 125. 60. 50/ 125. 50. 60
    Canlı Türleri:düşünülüyor.
    Bitki Türleri:Amazon. Anubias olacak.
    Tankın Yaşı:yok.
    Filtrasyon ve Işıklandırma:fluval 405, eheim 350, seyyar sump.
    Tasarım ve Dekorasyon: [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/222067/021020211328301.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/222067/021020211328421.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/222067/021020211328591.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/222067/021020211329131.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/222067/021020211329291.jpg[/IMG]

    Taşınma sonrası artık tüm tanklarım aynı odada buluştu. Kurulumlar, ev yerleşmesi bittikten sonra. Herkese iyi hobiler. [:)]

    Profil resmi
    Yorum yapmaz

    Uygun koşul sallarsan eğer
    Büyük akvaryum demek herşey değil[:(]

    (93) (138566)

    Moli Cinsiyet


    Profil resmi
    furkanyy38

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/172318/151020260036131.jpg[/IMG] arkadaşlar bu moli dişimi erkek mi ?

    (0) (36)

    Walstad Metodu (ternapi)


    Profil resmi
    ternapi
    04:23
    135 beğeni
    Merhabalar.

    Bu konuda otorite olduğumu iddia etmek gibi bir niyetim de isteğim de yok.

    Sadece, uzun yıllardır bu metod ile iç içeyim ve uzun soluklu birçok başarılı kurulumu deneyimledim. Halihazırda hayatına sorunsuz devam etmekte olan tanklarım da mevcut.

    Hatta uzun yıllar evvel kurduğum büyüklü küçüklü kavanozları, beğenip isteyen eşe dosta dağıtmıştım. Onların da neredeyse tamamının hayatını sorunsuz sürdürüyor olduğunu biliyorum.

    Bu durumda, iki çift laf etme hakkına sahip olduğumu düşünüyorum.
    (Sağ olsun, @Yas400 öneride bulunmasaydı, belki de bu düşüncemi eyleme geçirmezdim. Başıma iş açtınız Yasin Bey[:)))])

    Birkaç yıldır bu foruma üyeyim ve önceleri, walstad metodu denilen her konuda gördüğüm yanlışları düzeltmek için yazar dururdum. Gerek açılan ilgili konulara, gerekse fikrimi soran özel mesajlara yazdım durdum usanmadan...

    Fakat gördüm ki anlattıklarım, önerdiklerim "X kişi böyle yapmış olmuş, Y kişi bu kadar beklemeye gerek yok diyor, Z kişi toprağı öylece sermiş, W kişi filtre kullanıyor, you tube videolarında şöyle şöyle diyorlar" gibi gerekçelere sığınılarak umursanmıyor.

    Ben de vazgeçtim.

    "Bana ne, istediklerini yapsınlar" dedim ve kenara çekildim.

    Sonra gördüm ki "Walstad kısa vadede iyi ama uzun süre dayanmıyor, benim X vakitte kurduğum tankta yosunla başedemez oldum" ya da "Walstad metodu kurdum ama bitkilerim eridi, bozuldu, balıklarım hastalanıyor/ölüyor" gibi şikayetler yağmaya başladı.

    Güzel kardeşim, metodu doğru uygulasaydın bunlar olmayacaktı ki...

    Yorum yazsam yine söylediklerim boşa gidecek, yazmadıkça da walstad metodunun adı kötüye çıkıyor.

    Hee "Şimdi yazdıklarının boşa gitmeyeceğini nereden biliyorsun?" derseniz, cevabım: "Bilmiyorum."

    Sadece, şurada derli toplu iki satır yazıp anlatayım da bilmek isteyen gelip baksın. Ben de açılan konulara yorum yazmamamın suçluluğunu üstümden atayım istiyorum.


    Önce "Walstad metodu ne değildir?" sorusunun cevabı ile başlamak isterim. Çünkü forumda -birkaç istisna dışında- walstad metodu adı altında kurulmuş tankların hepsi başarısızlıkla sonuçlanmış durumda ve henüz yeni olan kurulumlar da maalesef bu yolda ilerlemekteler.

    *Bir avuç toprak kullanılan her kurulum walstad DEĞİLDİR.

    *Biraz toprak ve biraz kum kullanılan her kurulum walstad DEĞİLDİR.

    *Bitkili her kurulum walstad DEĞİLDİR.

    *Torf (çiçek toprağı diye satılan, poşet ürünler) ile, gübreli toprak ile, kimyasal bulaşmış toprak ile, ayıklanıp yıkanarak işlenmemiş toprak ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.

    *Filtre kullanılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.

    *Tek tür bitki ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.

    *Tek tip bitki (mesela birkaç farklı tür ama hepsi gövdeli bitki ya da yine birkaç farklı tür ama hepsi köklü bitki) ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.



    Gelelim, "Neymiş bu Walstad metodunun olayı?" sorusunun cevabına...

    Walstad metodu, en anlaşılır tanımıyla "Göl ekosistemi taklidi"dir. Yani tanklarımızda küçük göletler kurmaya çalışıyoruz, hedefimiz bu.

    *Göl tabanından başlıyoruz:
    -En dipteki su geçirmez kil tabakası=Akvaryumun alt camı
    -Su geçirmez tabakanın üstündeki toprak tabakası
    -Toprak tabakasını örten kum tabakası
    -Göl tabanının olmazsa olmazı: Küçük omurgasızlar.

    Tabii ki doğada, bu tabakaların kalınlıkları ve yoğunlukları değişkenlik gösteriyor ama bize gereken, doğadaki işlevi elde edebileceğimiz minimum ölçüler.

    İşte Diana da bu ideal ölçüleri bulabilmek için ince ince çalışarak, en iyi verim alınabilecek kriterleri belirlemiş ve ne şanslıyız ki elde ettiği sonuçları kendine saklamayı değil, paylaşmayı tercih etmiş.

    Koskoca çalışmayı birkaç cümle ile özetlemekte sakınca görmüyorum.



    Metodun en önemli kısmı taban. Bu nedenle bütün eforumuzu, taban kurulumuna harcayacağız.

    **TOPRAK:
    -ASLA TORF KULLANMAYACAĞIZ. Torf, toprak değildir. Torf, bitki parçalarının kısmen çürümüş halidir ve karasal bitki yetiştirmede bile yardımcı malzeme olarak kullanılır. Yani torf, saksıda bitki yetiştirmek için de uygun değildir. Yüksek su tutma kapasitesi nedeniyle, tohum çimlendirme ve bitki köklendirme işlemlerinde, saksı bitkilerinde toprağa belli oranlarda eklenerek, toprağın gevşekliğini arttırmak gibi işlerde kullanılır.

    Akvaryumunuzda torf kullanırsanız, yosun sorunundan kaçışınız yoktur ve zaman içinde çökerek içindeki boşluklarda biriken gazları kusar, akvaryumunuzdaki balıkların ani ölümlerine sebep olabilir.

    Yapı marketlerde, zincir marketlerde, çiçekçilerde, pazarda falan "çiçek toprağı" adı altında satılan paketlerin tamamı torftur. Bazılarının içine perlit, çam kabuğu, yosun, NPK gibi ekstralar eklenmiş haldedir ama hepsinin ana malzemesi torftur ve bunların hiçbiri bizim için uygun değildir.

    -Doğadan alınmış/doğal toprak kullanacağız.

    -Koyu renkli toprak tercih edeceğiz, kara toprak olacak.

    -Kırmızıya, sarıya çalan renkteki toprağı kullanmayacağız.


    -Toprağı aldığımız arazide gübre ve/veya kimyasal maddeler kullanılmamış olacak. Bu nedenle en iyisi, üstünde tarım yapılmayan, dağ bayır gibi boş bir araziden toprak çıkarmak. Yüzeyden 20cm kadar kazıp, derindeki toprağı çıkaracağız.

    -Toprağın çer-çöpünü el yordamıyla ayıklayıp eleyeceğiz ve bir kovaya koyup üstüne su doldurarak güzelce karıştırıp bırakacağız. Birkaç saat toprağın iyice çökmesini bekledikten sonra, kovayı yavaşça eğerek suyu dökeceğiz ve yeniden su doldurarak bu işlemi "berrak ve çer-çöpsüz su alıncaya kadar" birkaç kez tekrarlayacağız.
    (Yıkama işlemi bir-iki gün sürebilir)

    -Yıkayıp suyunu akıttığımız, çamur halindeki toprağı geniş bir yüzeye yayarak, birkaç gün kurumaya bırakacağız.

    -Çamur cıvıklığı geçip, "nemli" kıvama gelen toprağı artık kullanabiliriz. Toprağı akvaryum tabanına elimizle iyice bastırarak, TOPRAK KALINLIĞI TAM OLARAK 2,5cm OLACAK ŞEKİLDE yerleştireceğiz.



    **KUM:
    Sırada KUM tabakasını hazırlamak var. Kum seçiminde keskin sınırlar olmasa da en iyi sonucu alacağınız kum, dişli dere kumudur.

    Silis kum gibi ince taneli olmamak şartıyla, istediğiniz kumu kullanabilirsiniz.

    Kumu da kullanmadan önce yıkamanız iyi olur.

    Kumu toprak tabakasının üstüne, KUM TABAKASININ KALINLIĞI TAM OLARAK 2,5 cm OLACAK ŞEKİLDE elimizle hafifçe bastırarak yerleştireceğiz.


    *Bu aşamada iki seçeneğimiz var. İsterseniz önce bitkileri dikip, suyu sonra doldurabilirsiniz ya da önce suyu doldurup, bitkileri sonra dikebilirsiniz.

    Hangi yöntem size daha kullanışlı geliyorsa onu tercih edin.

    Suyu doldurup bitkilerimizi diktikten sonra, -tabii ki tercih ettiğimiz aydınlatma yöntemimizi uygulayarak- en azından 2-3 gün öylece bekleyeceğiz.



    **KÜÇÜK OMURGASIZLAR:
    Göl tabanının olmazsa olmazı, küçük kabuklulardır. Akvaryum ortamında faydalanabileceğimiz, tabandaki ihtiyacımıza en uygun omurgasızlar ise salyangozlardır.

    Melanoides tuberculata (Malezya trompet salyangozu, bizdeki ismiyle "Minare salyangozu") gibi küçük cüsseli, kum karıştırıcı türlerden biri yeterli olur.

    Bitkileri dikilen, suyu doldurulan ve üstüne böylece birkaç gün bekleyen tankımıza,  seçtiğimiz salyangozları ekleyebiliriz.



    **BİTKİLER:
    Beslenme şekline göre farklılıklar gösteren, üç bitki grubundan da tankımızda bulundurmalıyız.

    -Köklü bitkiler: Zemindeki kuma dikilmesi gereken, kökleriyle tabandan beslenen bitkiler.
    Örnek: Saggittaria subulata, Cryptocoryne wenditii.

    -Gövdeli bitkiler: Zemine dikilmesi gerekmeyen, suya serbest bırakılabilen ya da herhangi bir şekilde akvaryumun içine sabitlenebilen, gövdesiyle ve gövdeden çıkardığı kök yapılarıyla direkt sudan beslenen bitkiler.
    Örnek: Bacopa monnieri, Myriophyllum mattogrossense

    -Su üstü bitkileri: Su yüzeyinde serbest duran, suya uzattıkları kökleriyle beslenen, hızlı nitrat tüketme özelliğine sahip olan bitkiler.
    Örnek: Lemna minor (Su mercimeği), Pistia stratiodes (Su marulu)


    *Mümkün olduğunca düşük ihtiyaçları olan ve hızlı gelişen bitki türlerini tercih etmemizde fayda var. Çünkü gübre/besin takviyesi, CO2 verme gibi müdahaleler yapmayacağız. Tankta oluşacak döngünün sağladığı besinlerle yaşayacaklar.

    *Köklü bitkilerimiz kalıcı bitkilerimiz olacak, buna göre, hoşunuza gidecek türlerden seçmelisiniz.

    *Gövdeli bitkiler ve su üstü bitkilerini, sistem tamamen oturduktan sonra tanktan çıkarabilirsiniz ama sistemde kalmaları çok daha iyi olur.

    *Her tip bitkiden en az birer adet bulunmalıdır ama tabii ki tankın büyüklüğüne göre, bitki miktarı ne kadar çok olursa o kadar iyi olacaktır.


    **AYDINLATMA:
    6500k beyaz ışık veren bir aydınlatma aracı ile gündüzleri kesintisiz 6-8 saat aydınlatma yeterli ve uygundur.

    Dilerseniz "4 saat aydınlatma açık-4 saat kapalı-4 saat açık" gibi siesta verilen bir aydınlatma yöntemi de tercih edebilirsiniz fakat ben en iyi sonucu kesintisiz aydınlatma ile aldığım, siesta uygulamalarından memnun kalmadığım için siesta önermiyorum.

    Eğer güneş ışığı ile aydınlatmayı planlıyorsanız, tankınızın gün içinde 1 (bir) saat direkt/yoğun güneş ışığı alması yeterlidir. Fazlası yosunlanmaya, haliyle denge topuzunun kaymasına neden olabilir.



    **DÖNGÜNÜN OTURMA SÜRESİ:
    Geldik, sabır sınırlarını en çok zorlayan kısmına...

    Burası çokomelli arkadaşlar![:D] Tankı kurduktan sonra EN AZ 8 (sekiz) HAFTA karides ve balık gibi canlıları eklemiyoruz. Bu 8 hafta, "en az" beklenmesi gereken süre. Olabildiğince fazla beklemekte fayda var.

    En az 8 hafta geçtikten sonra: Bitkilerimizde gözle görülür gelişmeler varsa (yeni filiz sürme, dallanma, büyüme gibi) ve daha fazla sabredemiyorsak, kademeli olarak balık ve/veya karides ekleyebiliriz.
    (Kademeli derken; bir karides ya da balığı alıştırarak tanka ekledikten sonra en azından 1-2 gün gözlemliyoruz. Davranışlarında, renginde, hareketliliğinde falan bir gariplik yoksa 1-2 karides ya da balık daha ekleyip gözlemliyoruz, her şey yolundaysa tamamını ekleyebiliriz.)


    *Bu uzun bekleme süresi boyunca, haftada bir kez tanktaki suyun dörtte birini değiştirmek yeterli olacaktır.

    *Asla dip çekimi yapmayacağız, zemine müdahale etmeyeceğiz/zemindeki kumu kurcalamayacağız. Su değişimlerini akvaryumun üstünden ya da orta kısımlarından su alarak yapacağız.

    *ilk doldurduğumuz su dahil, her aşamada, tanktaki suyla aynı sıcaklıkta dinlenmiş musluk suyu kullanabiliriz.

    *Walstad metodu ile kurulan tankımızda, tatlı suda ve bitkili ortamlarda yaşayan her balığı besleyebiliriz ama mesela besleyeceğimiz balık 28°C üstünde bir sıcaklığa gereksinim duyuyorsa, yüksek sıcaklığı bitkilerimiz tolere edemeyeceği için, o balığı bu tankta besleyemeyiz.

    Yani, öncelik bitkilerimizin. Çünkü bu metodun hayat sigortası bitkiler. Bitkilerimizin keyfini bozmayacak her canlı bu kurulumda beslenebilir.



    **NEDEN FİLTRE KULLANMIYORUZ?
    Yararlı bakterilerimizin taban malzememizde kolonileşmesini hedefliyoruz. Eğer filtre kullanırsak, bu bakteriler filtre materyalinde kolonileşecekler ve mecburen filtreye bağımlı hale geleceğiz. Çünkü bu durumda filtreyi kapatır ya da çıkarırsak bakteri döngümüz çökecektir.


    "Yüzey yağlanması için filtre kullanabilirmişiz ama" diyorsanız, öyle bir durumla karşılaşırsanız, sadece su yüzeyini hareketlendirmek için, filtre malzemesi (sünger, elyaf gibi) olmadan filtre kullanabilirsiniz ki bunun yerine düşük ayarda hava taşı kullanmak çok daha kolay bir yöntem olacaktır.


    *Doğru kurulan bir walstad tankının ömrü en az 10 yıldır. Kurulum aşaması zorlu gelse de sonrasında, yıllarca kendi kendine yeten bir ekosisteminiz olacak.

    *Kök, dal, kaya gibi dekorlar kullanmak istiyorsanız, bunları döngü oturduktan sonra (zemini kurcalamadan) ekleyebilirsiniz.

    *Döngü oturduktan sonra, zemini fazla karıştırmamaya özen göstererek yeni köklü bitki ekleyebilir, mevcut köklü bitkilerinizi nazikçe sökerek seyreltebilirsiniz.

    *Yine döngü oturduktan sonra, bitkilerinizi istediğiniz sıklıkta budayabilirsiniz. Canlı ekleyip çıkarabilirsiniz.



    ***WALSTAD METODU ÖZETLE: 2,5cm toprak+2,5cm kum+köklü bitki+gövdeli bitki+su üstü bitkisi+en az 8 hafta sabır[:devil:]


    Sistemimizin içindeki canlıların atıkları (dışkılar, bozulan bitki parçaları, ölen canlılar, artık yemler, vs.) salyangozlar ve bakteriler tarafından tüketilerek bitkilere besin olacak. Bitkiler ışığı ve bu besinleri kullanarak beslenecek. Zemindeki bakteriler ve bitkiler suyu filtre edecek. Bu işbirliği böyle devam edip gidecek.[;)]


    Dilimin yettiğince bildiklerimi, deneyimlerimden edindiğim sonuçları aktarmaya çalıştım. Umarım yeterli olmuştur. Eksik kalan yerler olduysa da iletildiği takdirde -yine elimden geldiğince- açıklamasını eklerim.


    Kurulumunuz hayırlı olsun [:)]



    Yasin Bey "vur" dediniz, "öldürdüm"[:D][:D]
    [EDIT]ternapi,2022-03-03 04:58:57[/EDIT]

    Profil resmi
    dreamcatcherr

    Yüzeyi dalgalandırmayan mini bir kafa motoru kullansak nasıl olur? CO2'yi uçurmadan durgun bölgelerde yosun oluşmasını engeller, akvaryumdaki bitkilere de besinleri taşır. Bu konu hakkında deneyimi olanlar var mı

    (128) (114929)

    20x20x20cm Bitkili Nano Tank


    Profil resmi
    Vakko

    Ölçüler: 20x20x20cm

    Canlı Türleri:
    10 güne Kiraz Karides eklenecek.

    Bitki Türleri:
    3 Christmas Moss,
    1 Moss Ball,
    1 Anubias Coin,
    1 Anubias Petite,
    Su mercimekleri.

    Tankın Yaşı: 1 ay 10 gün
    Filtrasyon ve Işıklandırma: Sobo Pipo Filtre - 20cm Armatürk Işık - Aquel 25w Isıtıcı
    Tasarım ve Dekorasyon: Zeminde Siyah Hagen Kum, Siyah Lav Kayaları

    Herkese merhabalar keyifli hobiler dilerim, Bitkilerle gelen 4 adi salyangoz mevcut şuan. Kiraz Karides düşünüyorum. 1 ay 10 gündür döngüyü kuruyorum. 10 gün daha bekleyip 6-7 adet karides eklemek istiyorum. İlk deneyimim olacak. Önerilerinize açığım. Teşekkürler.

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/291308/141020261633471.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/291308/141020261633491.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/291308/141020261633511.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/291308/141020261633541.jpg[/IMG]

    Profil resmi
    Vakko

    [QUOTE=hvostr]Öncelikle merhabalar tankınız Hayırlı Olsun, tankın ölçülerine bir baktım 8 litre tabi filtresidir kayasıdır kumudur derken bu 5 6 litreye kadar düşer. Ayrıca karides dahi olsa ekstradan fazladan eklemenizi önermiyorum zaten hızlıca çoğalırlar. Canlı önerim ise muhtemelen Boynuzlu Nerite olacaktır boyları 2 çok nadiren ise 2.5 cm gibi kalır sevimli ve güzel türler tabi imkanınız varsa Muğlada Hobihanemde Türkiyede nadir bir tür olan Pumpkin(balkabağı) neriteler de var 1 2 cm civarında satıyorlar tabi o ne kadar büyüyor bilmiyorum ancak dediğim gibi imkanınız varsa aladabilirsiniz. Keyifli Hobiler dilerim dostum. [:)][/QUOTE]

    Çok teşekkür ederim değerli görüşleriniz için. Evet biraz hacim küçük ama başlangıç diyelim biz buna, 6 karides düşünüyorum şimdilik ileride ise 45x45 tankıma kurmak isterim daha profesyonel olarak fazla adetli karidesleri. Nerite önerileriniz için teşekkür ederim bakacağım ve eklemeyi düşünüyorum. [:)]

    (7) (338)

    Betta Akvaryumu Kurulumum


    Profil resmi
    lonewisp
    19:50
    4 beğeni
    Ölçüler:50-30-25
    Canlı Türleri:Betta,nerite
    Bitki Türleri: anubias,cryptocorine, su marulu ve java moss
    Tankın Yaşı:
    Filtrasyon ve Işıklandırma: Aquael fzn pro 400, ucuz tip beyaz led
    Tasarım ve Dekorasyon:[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/263768/121020261948481.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/263768/121020261948511.jpg[/IMG]

    Profil resmi
    lonewisp

    Tekrardan selamlar dostlar kurulumu yaptım 10 gün sonra betta balığımı alacağım fakat daha önce tecrübe etmedim bettayı beslenme konusunda kafa karışıklığım var hangi yemleri tavsiye edersiniz elimde hali hazırda dondurulmuş karides ve artemiam var balıklarıma kullandığım fakat bunlar dışında kuru yem konusunda kararsızım önerilerinize açığım.

    (1) (326)

    Gurami Cinsiyet Ayrımı


    Profil resmi
    esucsuz


    Merhabalar, herkese iyi forumlar.

    2 tane gurami balığım var ve 1 senedir fotoğraflarda belli olmasa da çok büyüdüler. Büyük ihtimalle çeşit değiştireceğim için elden çıkaracağım ve cinsiyeti bilmem lazım diye düşündüm.

    Bildiğim kadarıyla renkli olanlar erkek oluyor ancak konuya vakıf olmadığım için size danışmak istedim.

    Sizden rica etsem yorumlar mısınız.
    Şimdiden herkese teşekkür eder, iyi forumlar dilerim.

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332031.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332151.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332211.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332271.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/274111/141020262332341.jpg[/IMG]

    (0) (49)
  • SON MESAJLAR

    GÜNCEL 100 TANITIM

    SON İLANLAR

    KULLANICILAR

    • 18 Online Kullanıcı, 10 Üye

    Online Kullanıcılar

    FORUM İSTATİSTİKLERİ

    • 3,797,668 Mesaj
    • 408,613 Konu
    • 91 Forum
    • 145,128 Forum Üyesi
    • 1,466 Özel Forum Üyesi
    • 29 Kıdemli Akvarist
    • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

    Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.

    Akvaryum Tanıtımı

    Before - After


    Profil resmi
    MCY4 - 20:59

    30x30x30

    11/12/23
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262053051.jpg[/IMG]

    03/10/26
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262054381.jpg[/IMG]

    50x40x35

    07/11/22
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262055501.jpg[/IMG]

    03/10/26
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262056271.jpg[/IMG]

    80x40x40

    29/01/24
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262057211.jpg[/IMG]

    05/10/26
    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/237041/051020262057461.jpg[/IMG]

    (1) (17) (6)
    Canlı Tanıtımı

    Aequidens Diadema (kral Acara)


    Profil resmi
    flanormimar - 21:39

    Kral Acara (Aequidens Diadema - Royal Cichlid) 👑 Yeni yuvalarına yavaş yavaş alışmaya çalışan bu Güney Amerika’lı dostlarımıza merhaba deyin 👋

    Daha ilk günlerden itibaren beni camın önüne gelerek selamlıyor, meraklı gözlerle akvaryumun dışında neler olup bittiğini keşfetmeye çalışıyorlar. Pek çok kaynakta pek çok farklı yaşama-üretim su değerleri paylaşılmış bu da farklı su değerlerine yeterince toleranslı olduklarını gösteriyor. Bakalım ilerleyen günler ne gösterecek 🧡

    https://www.instagram.com/reel/Dctsm2aOenZ/?igsi=bGt5MGxtZjN2eXJ2

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131261.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131321.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131381.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131431.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131481.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131531.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262131571.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/258303/310820262132011.jpg[/IMG]

    (1) (13) (8)

    En Güncel 50 İlan


    Forumda Son Konular


    SON MESAJLAR

    Balıklarda ve Yumurtalardaki Mantar Hastalığı


    Profil resmi
    unotim123 - 08:10

    AKVARYUMDAKİ PAMUK TARLASI
    Bilindiği üzere sucul yaşamda en sık rastlanılan hastalıklardan biri de mantardır. Balıklar üzerinde mantarlı bölgeler olabildiği gibi, anaçlardan elde ettiğimiz yumurtalar da aynı unsur tarafından sürekli bir tehdit altındadır. Tedaviler için çeşitli ürünler mevcut ancak biz, bu ürünleri anlatmaktan çok öte, savunan ve saldıranı tanıyacağız.

    Sucul yaşamda 2 tür mantar bizim karşımıza tehdit olarak çıkmaktadır. Bunlar Achyla sp. ve Saprolegnia sp.dir. Bunlardan ise en sık karşılaştığımız 2.tür, yani Saprolegnia sp.dir. Dolayısıyla bu tür bizi diğerinden daha çok ilgilendiriyor.

    Saprolegnia sp. daha önceleri klasik bir küf mantarı sanılsa da son yıllarda, hücre duvarında kitinle beraber selüloz da bulundurduğu saptanmıştır. Bu durum onu alışılagelmiş küf mantarlarından farklı kılar.

    Ortam koşullarına dayanımı çok yüksektir. Bu nedenle korunmak ve hastalık geldikten sonra da bertaraf etmek zordur. 3 – 33 santigrat derece arasında yaşayabilir. Bu kadar geniş bir aralık tüm sucul canlıları kapsamaktadır. Çünkü hemen hemen tüm sucul yaşamların alt ya da üst sınırları bu aralık içindedir. Bununla birlikte yine çok geniş pH aralığına ve tuzluluk aralığına da dayanıklıdır. Bu gibi sebepler bu türe karşı açılan savaşların zorluk derecesini yükseltmektedir.

    Balıklar için hastalık genellikle dudak ve kafa civarında başlar. Oradan tüm vücuda bölgeler halinde yayılım gösterir. Diğer tüm hastalıklarda olduğu gibi su şartlarının kötüleşmesi ve canlının buna paralel olarak bağışıklığındaki düşüş hastalığa yakalanma riskini artırır. Herhangi bir mantar hastalığı sonrasında tüm tank dezenfekte edilip, sonrasında balıklar eklense de bu tanktaki balıkların mantar hastalığına yine yakalanmayacağı anlamına gelmez. Hastalık etkeni her zaman suda vardır ya da havadan suya her an karışma potansiyelindedir. Mantar sporları uzun yıllarca canlılıklarını koruyabilirler ve çok sayıda dağılım gösterirler. Onlardan kurtulmak mümkün olmadığına göre düşmanı tanıyıp ona göre gardımızı almak yapılacak en doğru harekettir.

    Daha önce de söylediğimiz gibi su kalitesinin düşmesi ve balığın bağışıklığının zayıflaması mantarlar için bir fırsattır. Saprolegnialar fırsatçı patojen(hastalık yapıcı mikroorganizma) olduğu kadar aynı zamanda iç parazitler gibi, yaşamak için konak canlıya ihtiyacı yoktur ve dadandığı canlıyı öldürmek ona hiçbir dezavantaj getirmez. Canlıyı öldürdükten sonra da ondan beslenebilir ve çoğalabilir. Zaten bu yüzdendir ki, hangi koşulda ölmüş olursa olsun ölü canlıyı bir an önce akvaryumdan çıkarmak en akıllıcasıdır.

    Saprolegnia enfeksiyonlarına doğada en çok suyun ani olarak soğuduğu zamanlarda rastlanır. Bazı bölgelerde “Kış hastalığı” olarak da anılmaktadır. Bu mantar türünün yaşam aralığı her ne kadar 3 – 33 santigrat derece olsa da 15 santigrat derecenin altında daha çok spor üretmekte ve daha aktif bir yaşama sahip olmaktadır. Bu da daha yüksek hastalık potansiyeli anlamına gelir. Su değişimlerinde o türün kaldırabileceğinden fazla soğuk suyla değişim yapmak, canlıyı bu hastalığa açık hedef haline getirir. Balıklar soğukkanlı canlılar olduğundan değişen koşullara uyum sağlamak zorundadır. Su soğuduğunda suyun iletkenliği düşer. Bu durumda balığın vücuduna özellikle derisinden daha fazla su girer. Bu fiziksel stresle başa çıkamayan canlının zaten karşılaştığı şokla mukozası zarar görmüştür ve mantar sporlarına açık hedef haline gelir. Tabii ki bu türlere göre değişik oranlarda etki eder ancak unutulmamalıdır ki burada değişen sıcaklık miktarı değil, sıcaklığın hangi değere düştüğü önem taşır.

    Balıklarda Saprolegnia sp.ye karşı 3 tip savunma sistemi vardır.

    Birincisi, mukoza yenilenmesi sayesinde mantar sporlarının eski mukozayla birlikte balığın üstünden atılmasıdır ki bu yüzden sıcaklığın artırılması bu gibi hastalıklarda olumlu sonuç verir. Mukozanın yenilenme hızı artacağından ve mantarın veya beyaz benek gibi hastalıkların dayanımı sıcaklık arttıkça düşeceğinden uzaklaştırılması kolay olacaktır.

     İkincisi, mukozadaki morpogen adlı hücrelerin mantar üremesini durdurmasıdır ama bu mantarı yok etmeye yeterli değildir. Şüphesiz ki, lezyonların tüm vücuda yayılmasını önler ama tedavi edici tarafı yoktur.

    Üçüncüsü, gelişmekte olan mantar hücrelerine karşı verilen hücresel cevaptır. Ancak zaten balığın bağışıklığı düşükse bu basamak hiç etkili olmayacaktır.

    Görüldüğü gibi mukoza balığın korunması için çok önemli bir bariyerdir. Bu yapıyı korumak balığı korumayla eşdeğerdir.

    Saprolegnia ilk başlarda sadece doku kaybına neden oluyor gibi görünse de zamanla kanda sulanmaya neden olarak balığın ölümüne sebep olur. Bu durumu nispeten geciktirmek için tam mineral katkılarıyla suyu dengelemek gerekir. Bu durumda tam mineral katkılarını hastalığın seyri sırasında ve sonlandıktan sonra da suya eklemek en doğru olanıdır.

    Tedavi
    Tedavi için yıllardır akvaryumculukta kullanılan çeşitli solüsyonlar mevcuttur.

    Malahit yeşili
    Malahit yeşili bu konuda en etkili kimyasal ajandır. Malahit maddesiyle alakası olmamasına rağmen renginden dolayı bu isim verilmiştir. Etkili olmasına etkilidir ama kanserojen olması nedeniyle birçok ülkede ya külliyen kullanımı yasaktır ya da kısıtlı miktarda izin verilmiştir. Alabalık gibi yenilen balıkların kültürlerinde bu tip bir uygulama o canlıyı en az 110 gün yenilemez kılar. Yani içerdiği tehdit bu kadar büyüktür. Hobideki balıklarda kullanımı ise sonraki nesil yavruların genetik yapısının bozulmasına neden olur. Bu da dolaylı yoldan, uzun vadede verimi düşürür ve yeni nesillerin sağlıklı sürdürülebilirliğini engeller.

    Formalin
    Formalin %37 lik formaldehit solüsyonudur. Malahit yeşili kadar etkili olmasa da Saprolegnia için etkili bir tedavi aracıdır. Ancak kullanımının canlılar için ne kadar sağlıklı olduğu ve kullanan insana etkisi hala tartışılmaktadır.

    Hidrojen Peroksit (Oksijenli su)
    Hidrojen peroksit diğer ürünlere kıyaslandığında çevresini çok az etkileyen bir bileşiktir. Aynı zamanda Saprolegnia enfeksiyonlarını önlemek için etkili bir kimyasal ajandır. Ancak farklı balıkların verdiği farklı tepkiler, standart oran yakalamakta kararsızlık yaratmış ve kullanımı yaygınlık kazanamamıştır.

    Sodyum Klorür (Sofra tuzu)
    Sodyum klorür yani sofra tuzu, forumlarda alenen önerilse de yüksek dozlara çıkılmadıkça etkisi olmayan bir bileşiktir. Deniz sistemlerinde etkisini görebilmek için 30 gm/lt eklemeniz gerekirken, tatlı suda 15 gm/lt eklemeniz gerekir. Birçok tatlı su balığı ise bu oranlara dayanamamaktadır. Hal böyle olunca da uygulama sahası daralmaktadır.

    Metilen mavisi
    Hobide birçok marka altında satılmaktadır. Saprolegnia için çok kuvvetli bir önleme ajanı olmasa da hatırı sayılır düzeyde engelleme kapasitesine sahiptir. Ucuz ve kullanımının basit olması bu bileşiği hobide yaygınlaştırmıştır.

    Bunların yanında yapılabilecek en güzel tedavi desteği akvaryumu karartmak (ışıkları söndürüp mümkünse etrafını gazeteyle sarmak) ve sıcaklığı türün de dayanabildiği sınırlar eşliğinde yükseltmektir. Karanlık olması hem balıktaki stresin azalmasını sağlayacak hem de ışığa bağlı olan bazı hormonların (Örnek: Melatonin) seviyesinin yükselmesiyle beraber bağışıklığı artıracaktır.
     
    Yumurtalarda mantarlaşmanın ele alınması
    Bir şekilde balıkları yumurtlama aşamasına getirir ve onlardan yumurta alırız ama serüven burada sona ermez. Tam aksine tam da burada başlar. Bu safhadan sonra yumurtaların mantarlaşmaya karşı korunması lazımdır. O halde gelin videoyu biraz geriye sarıp macerayı baştan seyredelim.

    Kimi türlerin farklı teknikleri olsa da çoğu balığın ortak bir üreme şekli vardır. Önce dişi yumurtaları saçar ya da yapıştırır, ardından erkek döller. İlk bırakıldığında yumurta ve sperm zıt yüklüdür ve birbirlerini çekerler. Aynı zamanda yumurtalar türe özgü fertilizin enzimi salgılayarak da spermleri kendisine çeker. Fertilizin maddesinin türe özgü olması doğada ve bazen de akvaryumlarda meydana gelebilecek yanlış döllenmeleri önler. Yumurtanın en başta tek zarı vardır ve bir sperm tarafından delindiğinde hem yükü spermle aynı olur hem de 2.bir zar inşa edilir. Böylece başka spermlerin girmesini önlemiş olur. Mantarlara karşı yumurtanın asıl koruması 2.zardır. Bu zar ne kadar sağlam olursa mantar sporlarından etkilenmesi o kadar zorlaşır.

    Yumurta döllenirken şartların o tür için optimum olması sağlıklı bir 2.zar oluşması ve yumurtanın döllenebilmesi açısından önemlidir. Nispeten alkali sularda yaşayan türlerin yumurtaları, 2.zarda çok kalsiyum içerdiklerinden dolayı daha dayanıklı ve kalındır. Ancak döllenmeyen yumurtaların her iki durumda da savunmaları kalmamıştır ve böyle yapıların mantarlara karşı direnmesi beklenemez.
    Yumurtaları sert su ve yumuşak su balıklarının yumurtaları olarak 2 gruba ayırırsak şunları görürüz.
    Yumuşak su balıklarının yumurtaları daha ince zarlı, kalsiyumdan fakirdir. Karşıt gruba göre 1-4 gün gibi daha kısa sürelerde yumurtadan çıkış gösterirler ve yumurtadan çıktıklarında genel olarak vücut yapıları daha zayıftır.

    Sert su balıklarının yumurtaları ise daha kalın zarlı, kalsiyumdan zengindir. Karşıt gruba göre yumurtanın çatlama süreleri genel olarak bir iki hafta kadar sürebilir ve yumurtadan çıktıklarında daha sert vücut yapıları vardır.

    Bu bağlamda görüyoruz ki, yumuşak su balıklarının yumurta zarları daha ince olduğu için dış ortam koşullarına daha dayanıksızdır ve mantarlaşmaya daha meyillidir. Bu açıdan negatif bir etki var gibi görünse de diğer tip yumurtalara göre daha erken sürede açılarak başka bir yönden avantaj kazanmaktadır. Ancak sert sularda ve görece soğuk sularda döllenen yumurtalarda 2.zar daha sert ve kalın oluşur. Bu da zamanı geldiğinde yavruların yumurta zarlarını yırtıp çıkamamalarına neden olur.

    Yine sıcak suda 2.zar daha ince oluşurken, daha soğuk sularda daha kalın olmaktadır.

    Mantarların yumurtalara saldırma öyküsü
    Sevgili mantarcığımıza tekrar dönelim. Olgun mantar hücrelerinden önce kapsülsüz sporlar salınır. Bu kapsülsüz sporların ömrü birkaç dakikadır. Hemen kapsüllü hale gelmezlerse ölürler. Kapsüllü hale gelen sporlar, ikincil spor olarak adlandırılır. Bu ikincil sporlar saç diye tabir edilen bir uzantı çıkarırlar ve bir yere yapışma potansiyeline sahip sporlardır. Bu saç uzantısı aynı zamanda suda batmazlık sağlar ve rahatlıkla suda asılı durabilirler. Zaten enfeksiyon yapan mikrocanlıların da buna ihtiyacı vardır. Eğer hareket kabiliyetleri kısıtlı olsaydı daha az canlı dokuya ulaşabilirlerdi.

    Kapsüllü sporlar suda salınırken tabiri caizse kanca şeklindeki saç çıkıntısıyla yumurtaya tutunur. Bunu başardıktan sonra geriye yumurtanın içine girmek kalmıştır. Yumurtayı besin kaynağı olarak kullanabilmesi içinse öncelikle 2.zarı geçmesi gereklidir. Mantıken 2.zar ne kadar kalın ve sert olursa geçişi de o denli zor ve uzun olur. Şöyle yorumlayabiliriz. Yumuşak su balıklarının yumurtaları daha kolay ve çabuk mantar olabilirken, daha erken yumurtadan çıkarlar; sert su balıklarının yumurtaları ise daha zor ve uzun sürede mantar olabilirken, daha uzun sürede yumurtada çıkarlar.

    Mantarlar enfekte ettikleri yumurtaların içindeki besini kullandıktan sonra olgun birer mantar halinde dışarıya açılırlar ve sporları su ortamına salarlar bu da başta bahsettiğimiz döngüyü başlatır. Mantarlar da bakteriler gibi organik bileşiklerden beslenirler ve enerji alırlar. Suyun kalitesi ne kadar yükselirse sayıları ve enfeksiyon yapma kapasiteleri o kadar azalır.

    Yumurtalarda mantarlaşmayı önlemek
    Temel olarak 3 tip etki vardır.
    1-) Mekanik etki
    Kapsüllü sporların tutunup enfeksiyon yaptığını söylemiştik. Yumurtaların bulunduğu alandaki akıntı hızı sporların yumurtalara tutunabilme oranlarını belirler. Yani, bir diğer deyişle; akıntı ne kadar çoksa sporların yumurtalara tutunması o kadar zorlaşır. Aynı zamanda akıntı vererek ve suyun üst seviyesinde dalgalanmasını sağlayarak veya hava taşı kullanarak sudaki oksijen kapasitesi artırılabilir. Bu da yumurtanın sağlıklı gelişip kendini koruyabilmesi açısından önemlidir. Yetersiz oksijen seviyesi ve yüksek organik bileşik değerleri yavrunun gelişimini oldukça kısıtlamakta ve mantar enfeksiyonuna yakalanmasını kolaylaştırmaktadır.

    2-)Kimyasal etki 
    Makalenin başında ifade ettiğimiz bileşikler aynı zamanda yumurtalar için de kullanılabilirdir. Ancak yapacağımız kimyasal katkının zamanı da çok önemlidir. Yumurtaların çıkışı gün-derece cinsinden ifade edilir. Şöyle ki 25 derecede 4 günde çıkan bir yumurtamız olsun. Bunun çıkış süresi 100 gün-sıcaklık’ tır. Genellikle yumurtanın toplam yaşam diliminin %0.5 lik zaman diliminde yumurta aktif olarak gelişmeye ve yavru hızla büyümeye başlar ve yumurtanın hassaslığı bu dönem itibariyle başlamış olur. Bu yüzden böyle bir tür için ideal kimyasal ekleme zamanı bu sınır zamana ulaşmadan önce yapılandır. Yani yarım saat içinde eklenilecek kimyasalın bir an önce eklenmesi daha doğru bir adım olur. Daha sonrasında da toplam zaman diliminin %50-70 lik zaman diliminde yumurtada 2 tane gözün belirdiği gözlekeli evre başlar. Bu iki evre arası yumurtanın mekanik olarak en hassas olduğu zaman dilimidir. Gözlekeli evreden sonra ise çevreye direnci daha yüksektir. Bu evreden sonra yumurtalar istenirse taşınabilir, hareket ettirilebilir. Bu duyarlı olduğu başlangıç ve gözlekeli evre arası zaman diliminde yumurtaları dış etkilere karşı korumayı başarabilirsek genelde sonrası için endişelenmeye pek de gerek yoktur. Yumurtanın içindeki yavruyla zar arasındaki bağlantı iyice zayıflamış ve boşluk artmıştır. Bu da mantarların yumurtanın içine hiflerini uzatmasını zorlaştırır. Mantarlaşan yumurtaların ayrılması da önemlidir ancak her ne olursa olsun bu işlem gözlekeli dönemi takiben yapılmalıdır. Aksi takdirde yumurta zarlarına zarar verilebilir. Aynı zamanda plastik ya da tahtadan yapılmış pensler ya da cımbızların kullanımı bu iş için daha uygundur. Verdiğim % lik zaman dilimleri kesin zaman dilimleri olmamakla beraber kabaca ortalama değerlerdir. 

    Işık hem organik maddeleri parçaladığı hem de zar yapılarını bozabildiği için yumurta zamanı yakılmamalıdır. Özellikle beyaz tondaki ışıkların kullanımından kaçınılmalıdır. Yumurtalarına bakan türler için ise mavi ya da soğuk renk tonlarındaki ışıklar tercih edilebilir.

    3-) Biyolojik etki
    Saprolegnia türleri ve bazı bakteriler arasında rekabet vardır. Bu temelde besin rekabetine dayansa da farklı sebepleri olduğu da düşünülmektedir. Genellikle, bakterilerin yoğun olarak bulundukları noktalara yakın olan yumurtalar biyolojik etki sayesinde mantar enfeksiyonlarına karşı ekstra bir korunma sağlamaktadır. Bakteri kolonileri ne kadar büyükse korudukları bölge ve koruma etkileri de o kadar büyük olur. Birçok yumurta dizen balığın yaprakları daha çok tercih ettiğini, hatta daha çok eski yaprakları tercih ettiğini görürsünüz. Özellikle Echinodorus sp. türü bitkilerde eski yapraklar bakterilere geniş yerleşim alanları sunduğu için yumurtalara destek olmaktadır.

    Bu 3 yöntemden ilk başta sağlanması gerekilen mekanik etkidir. Her ne olursa olsun mutlaka suya ekstra oksijen kazandırmanın yolları aranmalı, su mümkün olduğunca yapılan su değişimleriyle veya karbon kullanımıyla organik yükten arındırılmalıdır. Oksijen seviyesinin yeterli düzeyde olması yumurtanın gelişimini de yakından etkilediği için birincil derecede önem taşır. Bu unsur sağlandıktan sonra diğer  iki etki düşünülmeli ve arzu ediliyorsa uygulanmalıdır. Balıkları etkilediği gibi suyu soğutma suretiyle yapılan su değişimleri mantar enfeksiyonu bağlamında yumurtayı da etkilemektedir.
     
    Yazan: Onur ŞAHİN
    İznim olmadan herhangi bir yerde yayınlanamaz.
    unotim1232012-07-11 11:31:03

    Cevapsız Konu
    Jbl Manado

    Profil resmi
    Ozden73 -

    Satılan Malzeme(ler): JBL MANADO KUM

    Toplu Alım Fiyatı: 1000 TL

    Adedi: 10 KG

    İrtibat Bilgileri: 05076458979
    Nakliye ile İlgili Ek Bilgiler: İkametgahı Nazilli ve Aydın merkezde olanlara teslim edebilirim.
    Diğer Ek Bilgiler:
    Fotoğraf:

    Panda Loach'larım


    Profil resmi
    İnci Kefali -

    Merhabalar herkese. Hobiye başladığım ilk yıllardan beri çok beslemek istediğim (12-13 yıl), hiçbir zaman ilanını bile görmediğim bir tür olan panda loachları, bitki almak için girdiğim akvaryumcuda tesadüfen gördüm. Onlara da ilk defa gelmiş.
    Tabii çok mutlu oldum ve hemen bir grup aldım. Boylar ufak. İki tanesi çok stres yaptığı için yolda, renkler biraz gitti ama bir tanesi var ki tam panda [:3] uzun süredir böyle mutlu olmamıştım, sizlerle de paylaşmak istedim.
    Maşallah demeyi nazar boncuklarını unutmayalım efenim.
    [:nazar:]

    [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/253160/131220252352401.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/253160/131220252352441.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/253160/131220252352541.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/253160/131220252353101.jpg[/IMG]

    (26) - (6118521)

    AS PET SHOP


    AKVARYUM HOBİSİ İÇİN HERŞEY

    istanbul

    Son 50 Tanıtım


    Profil Yorumları

    60*40*40 İçin Tür Ve Dekor Tavsiye Ricası


    Profil resmi
    bettasever16 - 18:22

    Herkese Selamlar,

    60*40*40 ultra clear akvaryum ile hobiye verilen aranın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yıllardır bitki yoğunluğu yüksek akvaryumlara baktım bu yüzden bitkisi minimum seviyede olan tür fark etmeksizin tavsiyelerinize açığım salonun ortasında olacağı için görsellik ön planda olmalı [:)]

    (6141531)
    Canlı Tanıtımı

    Red tail big ear ribbon yavrum


    Profil resmi
    -

    http://www.akvaryum.com/Yarisma/resimler/02032019001203840.jpg

    () (6) (4)
    Blue lace big dorsal

    Profil resmi
    -

    http://www.akvaryum.com/Yarisma/resimler/07032019235747486.jpg

    () ()
    Sohbeti tam ekranda aç  

    Ana sayfa gösterim biçimi: Günün ilk açılışında genel bakışı, kalanında akışı göster. (Varsayılan) Her zaman akışı göster. Her zaman genel bakışı göster.

    İstanbul


    Trend Akvaryum

    240 adet akvaryumda satışa sunulan balıklar, bitkiler ve karidesler, geniş malzeme ve yem stoğu ile hem deniz hem tatlı su canlıları satışı yapmakta olan Trend Akvaryum Türkiye'nin en büyük tatlı su akvaryumcusudur. Geniş ürün yelpazeli sanal mağazası da bulunan firma Üsküdar'da bulunmaktadır.

    İzmir


    Malawi İzmir

    Malawi ve Tanganyika Cichlidleri'nin çeşidi kadar, Dennerle bayisi olması ile bitkili ve tropikal türlerde de oldukça iddialı bir akvaryumcu.

    Ankara


    Doğa Akvaryum

    Tetra türleri, canlıdoğuranlar, cüce cichlidler, discus ve pek çok bitki türünü bulabileceğiniz bir akvaryumcu.

    Adana


    Guppy Pet Shop

    Geniş yelpazeli sanal mağazası ve dükkanıyla Anadolu'nun en öne çıkan firmalarından.

    Son 24 Saatte En Çok Mesaj Gelen Konular


    Son 24 Saatte En Çok Beğeni Alan Konular