Özel varyetelerde yapılan mantık hataları


AltıparmakÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 23/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 481
AltıparmakÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 17:40
[QUOTE=radenko][QUOTE=pelin su]Bu varyeteyle ilgili birşey sormak istiyorum.Bahsedilen bu varyeteller  büyük emekler sonucu ortaya çıkıyor anladığım kadarıyla .Ama o kadar emeğin sonucunda o büyük değeri görebiliyolar mı? Mesela önemli türler maddi açıdan baya değerli oluyor.Bu değeri görüyolar mı yoksa sade manevi değeri bile görmeyip sadece yarışma kazanma aracı olarak mı kullanılıyor? Yanlış kelimeler kullandıysam çok özür dilerim.Bilgi edinmek istediğim için soruyorum.Teşekürler.[/QUOTE]
 
Sorunuza şöyle cevap veriyim. Bu balıklar hobi unsurudur. Ancak fiyatlarına bakılınca maddi olarakta tatmin ettiği ortaya çıkıyor. En basit örnek şu anda yeni üretilmiş bir varyete triosu 160 dolar gibi fiyat biciliyor ki bu  balık yarışma birincisi değil. Yarışma kazanan balıkların fiyatları binlerce dolarla ölcülüyor. Bence hem manevi hemde maddi yönden oldukça tatmin ettiğini görmek zor değil.
[/QUOTE]
 
Burda aslında çok güzel bir soru sorulmuş. Bu bahsi geçen balıkların bir çoğu üreticisine göre fiyat aralığında olmakta. Yarışma kazanmış balıklar ayrı yarışma birincilerinin soyu ayrı, daha alt katogorilerde beğeni toplamış balıkların fiyat aralığı farklı olmakta.
 
Bugünü düşündüğümüzde, 15 Liraya Bir Pair Full Red ile 75 dolara süper full red'de var. Bunun nedeni üreticinin, tabiri cahizze yakalamış olduğu gen damarı. Daha kırmızısını bulduğunda sadeleştirerek onun üzerine gidiyor ve fiyatı 75 dolara bir full red görebiliyoruz. Hiç bir yarışma vs gibi konularda ismi geçmese bile.
 
Yarışma balıklarının değeri çok yüksek olabiliyorda yaşlanınca çok ucuza bile satıldığı hatta ücretsiz olarak gönderileri bile oluyor.
 
Benim aslında yazmamdaki asıl neden farklı bir konuya dikkat çekmek olucak. Madem özel türün bir nebze olsun maddi değerinden bahis açıldı. Hobiciler için bir uyarıdır bu.
 
Ne olursa olsun ! Kim satarsa satsın ! Kaça satarsa satsın ! Yavru ve damızlık altı balık kesin ve kesin almayın. Çünkü kimi tür vardır 2 aydan sonra rengini belli eder. Kimi tür vardır toplu akvaryumlarda boylanır. Kimi tür vardır varyetenin özelliğini taşımaz. Siz sanırsınız ki bu balık tam anlamıyla türünün örneği olup renklerini yüzgecini vs sergilicek.
 
Bu konu bence çok önemli, umarım anlatabilmişimdir.
 
Saygılar...
 

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

radenkoÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/01/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 974
radenkoÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 17:58
[QUOTE=b_altiparmak]
Benim aslında yazmamdaki asıl neden farklı bir konuya dikkat çekmek olucak. Madem özel türün bir nebze olsun maddi değerinden bahis açıldı. Hobiciler için bir uyarıdır bu.
 
Ne olursa olsun ! Kim satarsa satsın ! Kaça satarsa satsın ! Yavru ve damızlık altı balık kesin ve kesin almayın. Çünkü kimi tür vardır 2 aydan sonra rengini belli eder. Kimi tür vardır toplu akvaryumlarda boylanır. Kimi tür vardır varyetenin özelliğini taşımaz. Siz sanırsınız ki bu balık tam anlamıyla türünün örneği olup renklerini yüzgecini vs sergilicek.
 
Bu konu bence çok önemli, umarım anlatabilmişimdir.
 
Saygılar...
 
[/QUOTE]
Burak bey güzel bir konuya değinmişsiniz. Yazdıklarınıza katılıyorum Burak yalnız ülkemizde veya herhangi başka bir yerde balık alırken seçim kriterlerine en yakın balığı aramak lazım buraya kadar bir sıkıntı yok. Akvaryumcudan alıcağımız bir balığın seçimini biz yaparız bundanda bir sorun yok yani balıkların erişkin olması lazım. Peki şöyle bir durum ortaya çıkıyor hobiciden alacağımız balıklar ve yerine gidip göremediğimizde tez bu sefer tersine döner. O zaman aynı fiyata anne baba fotoları gördükten sonra yavru balık almak daha mantıklı. Neden, çünkü hobiciden gelecek balığın ne olduğunu bilemediğinizden aynı paraya sayısı çok yavru alıp onların arasından büyüdüklerinde seçim yapmak ve ırk özelliğini seçmek  daha avantajlı olacaktır. Trio fiyatına 15 yavru almak daha mantıklı geliyor bana . Bilmiyorum belki yalnıştır ama düşüncem bu yönde siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

ethemÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 06/11/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 464
ethemÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 19:47
[QUOTE=radenko][QUOTE=b_altiparmak]
Benim aslında yazmamdaki asıl neden farklı bir konuya dikkat çekmek olucak. Madem özel türün bir nebze olsun maddi değerinden bahis açıldı. Hobiciler için bir uyarıdır bu.
 
Ne olursa olsun ! Kim satarsa satsın ! Kaça satarsa satsın ! Yavru ve damızlık altı balık kesin ve kesin almayın. Çünkü kimi tür vardır 2 aydan sonra rengini belli eder. Kimi tür vardır toplu akvaryumlarda boylanır. Kimi tür vardır varyetenin özelliğini taşımaz. Siz sanırsınız ki bu balık tam anlamıyla türünün örneği olup renklerini yüzgecini vs sergilicek.
 
Bu konu bence çok önemli, umarım anlatabilmişimdir.
 
Saygılar...
 
[/QUOTE]
Burak bey güzel bir konuya değinmişsiniz. Yazdıklarınıza katılıyorum Burak yalnız ülkemizde veya herhangi başka bir yerde balık alırken seçim kriterlerine en yakın balığı aramak lazım buraya kadar bir sıkıntı yok. Akvaryumcudan alıcağımız bir balığın seçimini biz yaparız bundanda bir sorun yok yani balıkların erişkin olması lazım. Peki şöyle bir durum ortaya çıkıyor hobiciden alacağımız balıklar ve yerine gidip göremediğimizde tez bu sefer tersine döner. O zaman aynı fiyata anne baba fotoları gördükten sonra yavru balık almak daha mantıklı. Neden, çünkü hobiciden gelecek balığın ne olduğunu bilemediğinizden aynı paraya sayısı çok yavru alıp onların arasından büyüdüklerinde seçim yapmak ve ırk özelliğini seçmek  daha avantajlı olacaktır. Trio fiyatına 15 yavru almak daha mantıklı geliyor bana . Bilmiyorum belki yalnıştır ama düşüncem bu yönde siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?[/QUOTE]
 Burak bey  bende sizinle hem fikirim,
Bazı türlerde sadece renk ,varyete özelliğin vs dışında cinsiyette  dişi dediğimiz balık bile erkek olma olasılıgı(aslında henüz cinsiyet ortada degilidir) gösteriyor.
Raif bey,
Bence balıkları aldıgımız kişi veya yerin çok önemi var .Anne babayı görsekte  yavrular renk ve varyete özelliğine ulaşmamışsa büyüdüklerinde  anne veya babaya benzemiye bilirler.Eger zamana karşı sabrı olan için bende trio yerine çok sayıda  yavru tavsiye edicem.
Burda bence yavru ve damızlık altı nasıl olur?açıklamasında bulunsak ,yada damızlık altına ne kadar süre içinde  geldiklerini açıklasak daha iyi olur diyorum .
Örnegin discus alırken dikkat edilmesi gereken kısa gözlemler vardır ,lepites alırken de kısa gözlemler neler olmalıdır?
Gibi sorulara aydınlık getirirsek faydalı olucaktır sevgili arkadaşlarım.
 
 
 

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

radenkoÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/01/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 974
radenkoÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 20:20
[QUOTE=ethem]

 Burak bey  bende sizinle hem fikirim,
Bazı türlerde sadece renk ,varyete özelliğin vs dışında cinsiyette  dişi dediğimiz balık bile erkek olma olasılıgı(aslında henüz cinsiyet ortada degilidir) gösteriyor.
Raif bey,
Bence balıkları aldıgımız kişi veya yerin çok önemi var .Anne babayı görsekte  yavrular renk ve varyete özelliğine ulaşmamışsa büyüdüklerinde  anne veya babaya benzemiye bilirler.Eger zamana karşı sabrı olan için bende trio yerine çok sayıda  yavru tavsiye edicem.
Burda bence yavru ve damızlık altı nasıl olur?açıklamasında bulunsak ,yada damızlık altına ne kadar süre içinde  geldiklerini açıklasak daha iyi olur diyorum .
Örnegin discus alırken dikkat edilmesi gereken kısa gözlemler vardır ,lepites alırken de kısa gözlemler neler olmalıdır?
Gibi sorulara aydınlık getirirsek faydalı olucaktır sevgili arkadaşlarım.

[/QUOTE]

Ethem bey öncelikle şöyle başlamak istiyorum. Balıkları aldığınız kişi ve yerin elbette ki her balıkta olduğu gibi bu balıktada da çok önemli. Anne babayı görünce yavruların anne babaya benzememe olasığı en kaba hesapla %50 bile olsa aralarından tür özellikleri taşıyanı seçme şansımız vardır.Kaldı ki eğer % 50 bile sağlayamıyorsa bu balıklarda ciddi varyete sorunları vardemektir ki uğraşmanıza bile gerek kalmıyabilir.( tabi ben bunları yazarken şöyle düşünün bu balıkta başka yerde bulamadınız ) Diğer taraftan düşünürsek madem anne babaya bakarak yavrunun garantisi çok düşükse ( bunu ben söylemiyorum ) alacağınız trioda erişkin trioda yavruları varyete özellikleri taşıyacağının garantisi de olmayacaktır. Bunlar tabiki bakış açıları bu nedenle her ne olursa olsun ister yavru ister erişkin trio bunları seçici üretim tekniklerini uygulayarak bakmak gereklidir. Burda yavru ve damızlık altı tanımlaması bence lepisteste seçim 5 aylıkken yapılması gerektiğinden hepsi damızlık sayılmaz mı ? 
Lepistes alırken eğer çok balık arasından seçme şansımız varsa seçim kriterleri sandartta ve burada geniş bir şekilde açıklandı bunları backcrossingte yapmakla alacağınız balıklar arasında yapmak arasında hiç bir fark yoktur. Geriye bir tek konuşmadığımız kalan sağlıklarına bakmak bunuda yazmaya gerekvar mı bilmiyorum ama istenirse açıklanabilir. Zaten bütün arkadaşlar bunu bilirler. Ancak tabikide trio gelen balıklar üç beş trio gelen varyete çok az olduğundan burda seçim şansı bize malesef tanınmıyor. Yani tamamı ile balığı yollayan üreticinin elinde olan bir şey yani şansıza kalıyor.
radenko2010-05-26 20:46:08

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

AltıparmakÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 23/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 481
AltıparmakÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 20:48
[QUOTE=radenko][QUOTE=b_altiparmak]
Benim aslında yazmamdaki asıl neden farklı bir konuya dikkat çekmek olucak. Madem özel türün bir nebze olsun maddi değerinden bahis açıldı. Hobiciler için bir uyarıdır bu.
 
Ne olursa olsun ! Kim satarsa satsın ! Kaça satarsa satsın ! Yavru ve damızlık altı balık kesin ve kesin almayın. Çünkü kimi tür vardır 2 aydan sonra rengini belli eder. Kimi tür vardır toplu akvaryumlarda boylanır. Kimi tür vardır varyetenin özelliğini taşımaz. Siz sanırsınız ki bu balık tam anlamıyla türünün örneği olup renklerini yüzgecini vs sergilicek.
 
Bu konu bence çok önemli, umarım anlatabilmişimdir.
 
Saygılar...
 
[/QUOTE]
Burak bey güzel bir konuya değinmişsiniz. Yazdıklarınıza katılıyorum Burak yalnız ülkemizde veya herhangi başka bir yerde balık alırken seçim kriterlerine en yakın balığı aramak lazım buraya kadar bir sıkıntı yok. Akvaryumcudan alıcağımız bir balığın seçimini biz yaparız bundanda bir sorun yok yani balıkların erişkin olması lazım. Peki şöyle bir durum ortaya çıkıyor hobiciden alacağımız balıklar ve yerine gidip göremediğimizde tez bu sefer tersine döner. O zaman aynı fiyata anne baba fotoları gördükten sonra yavru balık almak daha mantıklı. Neden, çünkü hobiciden gelecek balığın ne olduğunu bilemediğinizden aynı paraya sayısı çok yavru alıp onların arasından büyüdüklerinde seçim yapmak ve ırk özelliğini seçmek  daha avantajlı olacaktır. Trio fiyatına 15 yavru almak daha mantıklı geliyor bana . Bilmiyorum belki yalnıştır ama düşüncem bu yönde siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?[/QUOTE]

Alıntı yaparak araya giriyorum ama. Bakın burda benim demek istediğim şey hobicinin ucuz balığı özel üreticinin pahalı balığı değil. İsteyen istediği fiyata alır satar.

Benim demek istediğim alınacak yavruların ne tür sonuçlar doğuracağıdır. Herkezin hem fikir olduğu bir konu vardır lepisteste. Kardeş balıkları almak ve beslemek çoğaltmak, bırakın özelliklerini yitirmelerini farklı fiziksel bozukluklara yol açar.

Sizin verdiğiniz örnek, başlığa göre doğru fakat bu konuyu okuyan veya okuyacak olan yeni arkadaşlar için yanlış. Siz belki 15 Tane balığı alıp içlerinden iyi bir koloni oluştup kanı sabitleyebilirsiniz. Bunun için zaten tecrübe ve imkan vardır.

Ama benim konuda asıl dikkat çekmek istediğim kitle bu konuya merak salan ve öğrenmek isteyen kişiler içindi. Sonunda neye benziyeceğini bilmediğiniz yavrulardan uzak dursun hobiciler.

Damızlık altınada niye karşı olduğumu söliyim, Örnek veriyorum Moscow Blue Murat bey daha iyi bilir. Damızlık altı olsa dahi balığın evriminin sürekli sürdüğüne dikkat etmiştir. O yüzden damızlık altı balık değerli hobicilerin resimlerde gördüğü güzellikte olmaya bilir demek istediğim hayal kırıklıkları yaşanmasın.

Bununla birlikte ortayada bir şey atıyım madem damızlık altında konu açıldı ? Şimdi bana damızlığı söyleyin damızlık altınıda gösterin :) Damızlık altı demek yerine genç balık demek yahut ergin olmak üzere olan balık demek daha doğru olur.

Saygılar...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

radenkoÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/01/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 974
radenkoÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 20:58
Burak bey kardeş balıkları çiftleştirmele bazı bozukluklar vardır demişsiniz. Size şöyle bir soru sorayım böle bir şey zaten backcrossing mantığını alt üst eder o zaman bu yöntemi hiç kullanmamak lazım. Sorum şu kardeş balıkların çiftleşmesinde yavrularda yapısal bozuklukların çıkma olasılığı yüzde kaçtır? Kapalı havza bir gölde yetişen tüm lepistes veya balıkların sakat olması gerekmez mi?
Bu konu ileri seviye bir konudur zaten verilen örnekler ve seçim koşulları bu başlıkta ileri seviye yöntemler için verilmektedir. Yani bu konu mantığına bakarsanız seçim yapıldıktan sonra çiftleştirme yapılacağından ve bu seçim süreci balığın özelliğine bağlı olarak ortalama 5 aylık olduğundan seçim yapılan balıkların hepsi damızlık sayılırlar.
radenko2010-05-26 20:59:51

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

ateshÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 23/11/2007
İl: Ankara
Mesaj: 471
ateshÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 23:16
 Balığı sabittleme konusunda tek veya iki ırk üzerinden gidilirse gayet başarılı sonuç alınıcaktır. Ve öğrenmek istediğim bir soru arkadaşlar damızlık sağlıklı bir erkek ve yine damızlık ama form bozukluğu olan sakat bir dişi sonuç olarak sorum şimdi %50ye  %50 mi yani %50 si sakat ve %50lisi de sağlıklı mı yoksa bu düşüncenin dışında farklı mı olur? Bu balıkların kardeş olduğu falan düşünmeden ayrı  anne ve babadan alınmış v.s. düşünceleriniz paylaşırsanız sevinirim.
 Bu olay biraz yumurtamı tavuktan tavukmu yumurtadan hesabı gibi oldu ama gerçekten bu konu merak ettiğim ve tam anlamıylaa cevap aldığım bi soru değil.
 Bu durum gerçekten çok önemli bana göre neden derseniz dişinin formu kötü olabilir ama yüzgeçleri çok şahane olabilir. Özellikle high dorsal olan balıklar için çok önemli renk konusunda bile önemli ki böyle bir balık olduğunu ve diğer erkek balıklardan çok daha canlı güzel renklere sahip olduğunu düşünün.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

AltıparmakÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 23/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 481
AltıparmakÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 26 Mayıs 2010 23:29
Raif Bey;

Evet yapısal bozuklukların olabileceği bir geçrektir, bunu inkar etmek yanlış olur. Sizin bahsettiğiniz yöntemle ilişkilendirmek manasız, çünkü ona bağlı olarak yazmadım yazımı.

Sorunuza gelince; yapısal bozuklukların % yüzde oranını ben veremem sizde veremezsiniz. Böyle bir olasılığın kesin bir %de oranıda olamaz bence, açıkcası gereksiz bir soru. Ben burda kendi fikir ve yorumlarım ile yazıyorum. Kesin yargılar koyarak yahut cevapları bir yerlerde saklı konulardan çıkarmıyorum yazılarımı :)

Kapalı havza konusunda ne diyebilirim ki bilemiyorum, ben yorumumu akvaryum ortamını baz alarak yapıyorum. Eğer kapalı havza gölleri konusuna girersek bir sürü sonuç ve soru çıkar ortaya, bakın sizi kasıtlayarak sormuyorum sorumu.

Gölde ne kadar süredir yaşadığını, kaç nesil olduğunu bilebilirmiyiz ? Peki aynı yavruların karşılaşma olasılıklarını gündeme taşıyabilirmiyiz ? Bununla birlikte kapalı havzadaki lepisteslerin mutasyonların nasıl tamamladıklarını bile bilirmiyiz ? Doğa şartları başkadır güçlü olanın var olabildiği bir ortamdır.

Biz ise akvaryumda iyisiyle kötüsüyle birlikte tutuyoruz genel anlamda ne kadar seçici olsakta. Siz hiç şekli düzgün olmayan lepistes görmediniz mi karma tanklarda yada kambur bir lepistesiniz doğmadımı hiç ? Bence % oranını sormadan önce bu konunu açıldığı başlıktaki sakatlıkları bir gözden geçirin, yani cevabı başka kaynaklarda aramaya gerek yoktur. Benim kambur lepistesim doğdu mesela. Ben bu şekilde erişkinliğe ulaşmış balıklarda gördüm akvaryumcularda.

5 Aylık balığı damızlık olarak sınıflandırmak bir kere çok yanlış ve hatalı görüyorum. Burdan şu sonucuda çıkarabilirim raif bey damızlık görmedimi ?

Bence bu söyleyişi şu şekilde değiştirmek doğru olur. 5 Aylık bir balık için yorum; çiftleştirilme ve yavru verme olgunluğuna ulaşmış balıktır demek daha doğru olur bence.

Bana lütfen 5 aylık bir damızlık gösterin. Mümkünse boyu ve verdiği yavru adetide olsun, şöle 10 cm civarında falan olsun gözüm damızlığa doysun :) Çünkü benim bildiğim gördüğüm damızlıklar 5 ayda olucak şeyler değildi.

Yazılan yazılara verilen cevaplarda kesin ve kati sonuçlarla yaklaşmak yanlış oluyor ki bence 5 cm balığada damızlık demek başlıkta olduğu gibi mantık hatası. Ama güzel tartışarak bilgi alışverişinde bulunuyoruz.

Genel anlamda diğer bilgili arkadaşlar içinde soruyorum, gen konusundan pek anlamam açıkcası. Balığın genlerin hücresel yapısınada kromozon denir. DNA parçalarıda gen olarak adlandırılır. Peki O zaman DNA nedir ? Hücrelerin vs'lerin oluşmasını sağlayan bilgi kütüphanesidir demek doğru olmaz mı ? Yanlışım varsa düzeltin bu kadar biliyorum çünkü. Peki konuyu daha fazla dağatmadan. Sorumu direkt olarak 5 aylık damızlığa bağlıcam.

5 aylık bir balığı renk hücrelerinin gelişimi tamamlanmışmıdır ? Bence tamamlanmamıştır. En gerçek Örneğide Moscow türleridir. Peki o zaman birde şöle bir yargı çıkaralım. Mantık hatası bu ya, bir sürü işem yapacaz ya, güzel bir balık elde edebilmek için. Ama gelişimini tamamlamamış damızlıklar kullanmak yanlış değilmidir ?

Yukarda yazdığım açıklamada olduğu gibi az miktarda olan bilgiyi diğer nesillere aktarmak değilmidir bu ? O zaman balığımız baştan kokuyor ! Hiç bir yönteme başlamadan.

Devam edelim, Üreticinin yahut hobicinin balığının güzelliğiyle kendisini tatmin ettimeye başladığı noktada damızlık olarak kullanması daha doğru olmazmı. Hem böylelikle istediği görselliği öbür nesillere aktarması daha kolay olmıyacakmıdır ? Kabul ediyorum, bu dünyada erken teşhis hayat kurtarıyor :) Peki yavru balıklarmızı erken teşhis ettiğimizde nesli kurtarabiliyormuyuz ?

Örnek veriyorum; 30 Tank 10 balık ile başladık aradan zaman geçti 21. Tanka yavruları koymaya başlıyoruz. Bu 21. Tanka koyduğumuz yavrular bizim çaprazlama yöntemimizle mi oluştu yoksa bu geçen süreçte balığın daha görsel olgunluğa ulaşmasıylamı oldu ? Bu benim aklımı kurcalar açıkcası.

O yüzden damızlık olarak kabul edilecek balığın önce döl almamış olması, ( hadi kimseyi kırmayalım üretim tanklarımız köşede dursun ) sonrada çaprazlamayı uzunca bir süre beklemesi gerekmez mi ?

Biz özel türleri tanımadan balığı tanımadan mantık hatalarını tartışıyoruz yanlış yapıyoruz. Alt yapıyı oluşturmadan orta ve üst düzey konularda yazıyoruz bence. Bu sadece birbirimizle fikir alışverişi yapmaktan öteye geçmez. Lakin bunu söyleşi şeklinde tartışabileceğimiz fikir üretebileceğimiz bilgi ve beceriye sahip insanları burda görmek hoş gerçekten.

Gezilecek yerler görülecek türler var :)

Saygılar...

Saygılar...

Beğenenler: [T]213582,younsoi[/T]

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

HabitatAquaÇevrim Dışı

Kurumsal Üye
Kayıt: 11/04/2008
İl: Istanbul
Mesaj: 56
HabitatAquaÇevrim Dışı
Kurumsal Üye
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 10:14
Sevgili Burak, zaten bu işte asıl önemli nokta iyi bir seçiçi olmak, ve balığı neye göre seçeeğiz? Raif bey bunuda resimler ile çok güzel açıkmaış zaten. Burada zor olan ne var? ben ön sayfalarda moscow blue'lardan bilhassa vurgulayarak örnek vermiştim. Bu balıklar cinsel olgunluğa geldiklerinde zaten renkleri çoğunun oturmuş oluyor. Bu zaman dan sonra seçim yaptığınızda doğru balığı seçemezsiniz. Bu benim tecrübelerim. O yüzden daha yavrular ufak iken, zaten cinsiyetleride belli oluyor, burada en erken koyulaşan renk alan balıklar seçilir. bunu ben bu şekilde yaparım. Dişi erkek olarak iki ayrı tanka koyarım. Sonra, bir dahaki eleme seçimi, cinsel olgunluklarına geldiklerinde, Standartlarına en uygun balıkları seçer, diğerlerini ıskartaya ayırırım. Burada karmaşık olan nedir anlamış değilim.  Zaten, ama backcrossing, ama outcrossing ile çaprazlama yapacağınızda da dişiler hiç döl almamış olmak zorunda zaten.  Burakcım soruna yanıt almış olduğunu sanıyorum. Yani benim yaptığım gibi ilk seçmeyi en erken renklenmeyi alan balıklar ile yapıp, sonra 2. elemeyide fenotip olarak standartlara en uygun krıterdeki balıkları ayırırsanız. zaten sorun kalmıyor. Bu kadar büyütülecek bir şey yok. Her şey gayet basit arkadaşar, zor olan birşey yok. Sadece disiplinli bir program ile çalışılması gerekiyor. Bu zaten insana başladığınız zaman öyle zevk vermeye başlıyorki, ben daha önce balıktan zevk almamışım diyeceksiniz. Bu balığa bakış açınız boyut değiştirecek. Emeklerinizin sonuçları güzel meyveler vermeye başladığında, işte o zaman bunun hazzını duyacaksınız. Peki para kazandıracakmı? Tebessüm elbetteki hakkı ile yapılan her şeyin karşılığını her insan alır. Ben almaktayım. Zaten sorunda burda, yurt dışında hobi ve balıklar ticari olarakta görüldüğü için çok ileri durumdalar. biz hala hobi ile ticaret olmaz dediğimiz için aynı yerde saymaktayız ve sayacağız. Ama kimse farkında değil ki , ticaret rekabet getirir kaliteyi sunar, daha fazla emek ve daha fazla bilgi araştırmasına girip, daha ciddi çalışmalar ile en güzel balığı üretme çabasına girersiniz. İşte biz bu yüzden ilerleyemeyeceğiz. Hobi ile birlikte para kazanmaya çalışacaksınız. Kazanmazsanız, oooo  bir lepistese 20-30 dolar para verilirmi? Lepisteste balıkmı gibi saçmasapan düşünceler söylemde kalır. Yurt dışında bu hobi böyle işliyor.
  Uzakdoğulular, avrupalılar bu işten para kazanabilmeleri, sadece iyi olmak zorunda olmaları ile bağlantılıdır.  Aslında o kadar anlatılacak şey varki.. Hiç kimse sanmasınki ülkemizde bu işi bilmiyorlar. inanın uzakdoğulular kadar bu işi hakkı ile yapan çok bilgili üretici dostlarım var. Ancak, onlar gibiler, sırf saçma sapan hava atmalar polemikler yüzünden bu ortamlarda zamanında bulunmuş olup, Sadece iyi niyet ile bilgilerini paylaşmak hobiye, hobicilere katkı sağlamak istemişlerdir. Fakat bu yüzden hiç biri artık bu ortamda değiller.

  Suat beyin sorusuna gelince, niçin dışarıdan balık koyulmaz, yada niçin tekrar geriye dönüyorsunuz demiş.?  Orada anlatmak istediğimi sanırım anlamamışsınız,

 Outcrossing ile iki farklı ırkı çaprazlamaya başladığınızda, ilk çiftleşmelerden sonra çıkan yavruları ayırıyorsunuz. ve o çıkan yavrulardan size en farklı, en güzel gelen balıklar üzerinde çalışmaya başlıyorsunuz demiştim. Ve bundan sonrada ta ki ırkı oturttuktan ve bu ırk sabitlendikten sonra yani anne babanın özelliklerini tam anlamıyla taşıyan balıklar gelmeye başladığında, yeni bir ırk çıkartmış olursunuz demiştim.  Suat bey soruyorum burada anlamadığınız nedir.?
 
 Bundan sonrası için dedimki ; backcrossing ile devamlı bu yöntemi kullanacaksınız.. Kullanmak zorundasınız. Ayrıca, yeni ırk lepistesleriniz çıkmaya başladı, peki bunlardan gelen balıkları Nasıl seçeceksiniz? sabitleyeceksiniz. Sevgili kardeşim, backcrossing yapmazsan işin bitti demektir.
Dışarıdan balık sokulmaz dememdeki söylediğim şey, internetten kopyala yapıştır bilgiler olmayıp, kendi tecrübelerim çalışmalarımın sonuçlarıdır.  Backcrossing'e başlıyorsunuz, ırkı sabitlemeye başlıyorsunuz. Ya Allah aşkına şunun mantığını anlayamıyormusunuz? Siz kanı düzeltmeye başlamışken, dışarıdan sokacağınız balığın ne olduğunu biliyormusunuz? seceresini biliyormusunuz? kan sağlammı değilmi v.s.

  SEVGİLİ ARKADAŞLAR, KATİYETLE BACKCORSSİNG' E BAŞLADIKTAN SONRA, DIŞARIDAN BAŞKA BİR KAN SOKMAYINIZ.  BEN İLK BAŞTA SÖYLEDİM, İLK ANAÇ DAMIZLIK BALIKALRINIZDAN EMİN İSENİZ, BALIKLARINIZ SAĞLAM İSE, O BALIKALR İLE BAŞLAYIN DEMİŞTİM.
 
 Dışarıdan ırk sokacaksanız, bu ilk baştan olur. backcrossing' e başladıktan sonra olmaz. ne anlamı kaldı o zaman geriye dönüşün. Herşey sil baştan olur sevgili suat kardeşim.

Ben tecrübelerimi konuşuyorum. Sanırım benden başka da tecrübe ile konuşan bir kişi dahi burada yok. Bana kimse teorik bilgiler ile birşeyler anlatmaya çalışmasın. teorik ile pratik çok farklılıklar gösteriyor. Bende inanın; teorikte çok tecrübe derseniz hem profesyonel olarak havuzculuk, hemde üretimhane olarak akvaryumlarda üretim toplam 25 yılda deneyim ile birleşince sanırım ne demek istediğim anlaşılmış olur.
  Bence artık şu saçma sapan polemikler oluşturulmaya çalışılması yerine, Hobici, üretici oalrak, ben nasıl şu bilgiyi öğrenirim kaparım düşüncesinde olmalılar. Ya benim çevremdeki profesyonel bu işi yapan dostlarım ile farklı bir şeyler duyduğumuzda o kişiyi can kulağı ile dinliyoruz. herkesin herkesten öğreneceği çok şey var. Ama nedense ben hiç anlamıyorum. Yutrdışındaki forumlarda katiyetle böyle birşey sözkonusu bile değil. gerçekten  bir hobici tecrübelerini anlattığında, herkes kibarca teşekkürediyor. Bizde böylemi canım? Saygı katiyetle yok, hemen triplere, alçaklık kompleksine girip, anında bir gard alma pozisyonu ile ben bunu nasıl madara ederim. ön plana çıakrım düşüncesi ile bir hava atma söz konusu oluyor. Kopyala yapıştırlar ile amaç bilgiyi paylaşmak değilde, onun yerine niyetler gerçekten o kadar bariz belli oluyorki, sadece boy göstermeden ibaret kalıyor. Sorsanız gerçekten tecrübelerinizimi paylaşıyorsunuz? yok nerde niyet belli arkadaşlar. Elbetteki Yurtdışında yapılmış denemiş makaleler, çalışmalar burada çevirisi yapılıp, paylaşılmalı, ancak denenmeli ve buna görede burada sonuçlar yazılmalıdır.
Bir çok arkadaş burada sadece, ama okuldan ama internetten okudukları duydukları bilgiler ile birbirlerine hava atıyorlar. Sorsam acaba kaç tanesinin elinin altında ürettiği balıklar var?  Yada neyi denemişte tecrübe etmiş?
  Arkadaşlar dediğim gibi, teorik ile pratik çok farklı kulvarlarda oynuyor. hiç kimse atıp tutmasın. Gerçekten denediği,  yaşadığı tecrübeler ile bilgilerini burada paylaşsın. Yoksa bilmem kim yurt dışında şunu yapmış mış hazır laflar ile hiç bir iş yürümüyor.  Neden dinlemeyi öğrenmeyi bilmiyoruz anlamış değilim.

 Bakın arkadaşlar, biz burada sadece bildiklerimizi yazıyoruz güzel bir başlık ve bilgiler var. bence herkes kıymet bilsin diyorum. Amaç sadece budur. Lütfen Sorularınız varsa,  saha saygılı bir uslüp ile gerçekten öğrenmek istediğiniz için dürüst yürekllikle sorun. Boy gösterme karşınızdaki insanı madara etmek onu küçük düşürmek niyetli olanlar, birşeyler yazmasınlar. Bırakında, bizlerden gerçekten öğrenmek niyetinde olan arkadaşlarımızın hakkını yemeyip, onlara en azından bu zülmü yapmayalım. Ben şahsım adına uzun süredir. forumlara bir şey yazmadığım gibi, tekrar yazmama kararı alacağım.

Lütfen bunlara müsade etmeyelim. Yoksa bu konuda,  polemikler ile kilitlenecektir.

BİLGİ PAYLAŞILDIKÇA BÜYÜR...


HabitatAqua2010-05-27 11:13:59

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

radenkoÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/01/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 974
radenkoÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 10:41

[QUOTE=b_altiparmak]Raif Bey;

Evet yapısal bozuklukların olabileceği bir geçrektir, bunu inkar etmek yanlış olur. Sizin bahsettiğiniz yöntemle ilişkilendirmek manasız, çünkü ona bağlı olarak yazmadım yazımı.

Sorunuza gelince; yapısal bozuklukların % yüzde oranını ben veremem sizde veremezsiniz. Böyle bir olasılığın kesin bir %de oranıda olamaz bence, açıkcası gereksiz bir soru. Ben burda kendi fikir ve yorumlarım ile yazıyorum. Kesin yargılar koyarak yahut cevapları bir yerlerde saklı konulardan çıkarmıyorum yazılarımı :) [/QUOTE]

 

Burak bey ,

Sizin bahsettiğiniz yöntemle ilişkilendirmek manasız diyorsunuz ama bu yöntemler baz alınarak açılan bir konuda manasız bulmak bulmak konu anafikrinden bizi uzaklaştırır ve bir sonuca varmadan bu konu dağılır gider.

 

Yapısal bozuklukların oranını ben vereme sizde veremessiniz diyorsunuz evet haklısınız kimse budur diyemez çünkü burada çevresel faktörlerinde etkisi büyüktür ben size kaba bir oran veriyim % 2-3 bile değildir. Kendi fikir ve yorumlarınızla yazabilirsiniz. Kendi fikir ve yorumlarınız bu ise beslemiş olduğunuz balıkların erkeklerini bir üreticiden dişileri bir üreticiden almak durumundasınız ve kendinize bir aynı varyeteyi üreten bir partner bulup çiftleşmeye sokacağınız her balığı erkek ve dişilerini kardeş olmaması için değiştirmeniz gerekli sizin fikrinize göre .  Bunu kendim yapıcam derseniz o zaman 30 tank çok diyorsunuz ama daha fazlasına ihtiyac duyacaksınız. Kaldi 2 line ile sıralanan backcrossinde babalar aynı olsa bile anneler farklı olurlar.

[QUOTE=b_altiparmak]
Kapalı havza konusunda ne diyebilirim ki bilemiyorum, ben yorumumu akvaryum ortamını baz alarak yapıyorum. Eğer kapalı havza gölleri konusuna girersek bir sürü sonuç ve soru çıkar ortaya, bakın sizi kasıtlayarak sormuyorum sorumu.

Gölde ne kadar süredir yaşadığını, kaç nesil olduğunu bilebilirmiyiz ? Peki aynı yavruların karşılaşma olasılıklarını gündeme taşıyabilirmiyiz ? Bununla birlikte kapalı havzadaki lepisteslerin mutasyonların nasıl tamamladıklarını bile bilirmiyiz ? Doğa şartları başkadır güçlü olanın var olabildiği bir ortamdır.

Biz ise akvaryumda iyisiyle kötüsüyle birlikte tutuyoruz genel anlamda ne kadar seçici olsakta. Siz hiç şekli düzgün olmayan lepistes görmediniz mi karma tanklarda yada kambur bir lepistesiniz doğmadımı hiç ? Bence % oranını sormadan önce bu konunu açıldığı başlıktaki sakatlıkları bir gözden geçirin, yani cevabı başka kaynaklarda aramaya gerek yoktur. Benim kambur lepistesim doğdu mesela. Ben bu şekilde erişkinliğe ulaşmış balıklarda gördüm akvaryumcularda. [/QUOTE]

 

Evet Burak vey benim akvaryumlarımda kambur balıkta vardır ancak bunları yüzdeye vurunca oranı çok düşüktür. Kaldı ki kardeş olmayan balıklarda yapılan üretimlerde de kambur balıklar meydana gelmektedir. Kambur balığı sadece kardeş çiftleşmesine bağlı bir durumdur diye bir açıklama çıkmaz ortaya. bunu tetikleyen bir çok faktör vardır.  

[QUOTE=b_altiparmak]
5 Aylık balığı damızlık olarak sınıflandırmak bir kere çok yanlış ve hatalı görüyorum. Burdan şu sonucuda çıkarabilirim raif bey damızlık görmedimi ?

Bence bu söyleyişi şu şekilde değiştirmek doğru olur. 5 Aylık bir balık için yorum; çiftleştirilme ve yavru verme olgunluğuna ulaşmış balıktır demek daha doğru olur bence.

Bana lütfen 5 aylık bir damızlık gösterin. Mümkünse boyu ve verdiği yavru adetide olsun, şöle 10 cm civarında falan olsun gözüm damızlığa doysun :) Çünkü benim bildiğim gördüğüm damızlıklar 5 ayda olucak şeyler değildi.

Yazılan yazılara verilen cevaplarda kesin ve kati sonuçlarla yaklaşmak yanlış oluyor ki bence 5 cm balığada damızlık demek başlıkta olduğu gibi mantık hatası. Ama güzel tartışarak bilgi alışverişinde bulunuyoruz.

[/QUOTE]

 

Damızlık nedir ?

 

Yalnız dölü alınmak için yetiştirilen yüksek nitelikli ( hayvan )

 

Şimdi senin örneğine bakarsak burada yüksek niteliği boy ve yavru adedi olarak tanımlamak lazım yani ticari düşündüğünüzde evet damızlık böyle olmalıdır. Peki bu başlıkta bu şekilde bir öngörü benim veya başkasının ağzından çıktımı? Asıl mantık hatası burada zaten Burak burada yüksek nitelikli balık olarak tanımlanan balıklar ki bunu ben tanımlamıyorum standart tanımlıyor ve bunlarda yavru adedi kıstası yoktur. Boy kıstası erkeklerde vardır ve kesin olarak verilmiştir mm cinsinden. Burada yüksen nitelik renk, vucut yüzgec oranları vb . bakınız standart açıklamaları. Yani Raif damızlık görmemiş derken bunları da düşünmen gerekli.

Bir çok varyete 5 aylıkken damızlık yani tanımda ki gibi döl vermeye başlamış olacaktır. Bakınız kendi akvaryumunuz uzaklarda aramaya gerek yok. Yani 5 cm balık damızlık bir balık olabilir.


[QUOTE=b_altiparmak]
Genel anlamda diğer bilgili arkadaşlar içinde soruyorum, gen konusundan pek anlamam açıkcası. Balığın genlerin hücresel yapısınada kromozon denir. DNA parçalarıda gen olarak adlandırılır. Peki O zaman DNA nedir ? Hücrelerin vs'lerin oluşmasını sağlayan bilgi kütüphanesidir demek doğru olmaz mı ? Yanlışım varsa düzeltin bu kadar biliyorum çünkü. Peki konuyu daha fazla dağatmadan. Sorumu direkt olarak 5 aylık damızlığa bağlıcam.

5 aylık bir balığı renk hücrelerinin gelişimi tamamlanmışmıdır ? Bence tamamlanmamıştır. En gerçek Örneğide Moscow türleridir. Peki o zaman birde şöle bir yargı çıkaralım. Mantık hatası bu ya, bir sürü işem yapacaz ya, güzel bir balık elde edebilmek için. Ama gelişimini tamamlamamış damızlıklar kullanmak yanlış değilmidir ?

Yukarda yazdığım açıklamada olduğu gibi az miktarda olan bilgiyi diğer nesillere aktarmak değilmidir bu ? O zaman balığımız baştan kokuyor ! Hiç bir yönteme başlamadan.

 

[/QUOTE]

 

Ortalama 5 aydır Burak bey zaten bu balığın verimli kullanabileceğiniz dönem 2 yıl derseniz 5 ay iyi bir süre. Kaldı bir lepistesim gelişimini tamamlamısı için ortalama 5 ay iyi bir süredir. Süre zaten ortalama olarak verilmiştir. Bu süreye etkileyen bir çok faktör vardır çevresel ve diğer faktörler. Ancak çoğunlukla hata yapılmazsa ortalama 5 aylık bir sürede gelişirler.

Gelişimini tamamlamamış damızlık kullanmak tabi yanlıştır bunu kimse inkar etmiyor. Örnek olarak Murat bey aynı varyeteyi 4 ayda gelişini tamamlamasını sağlarken ben 5 sen 6 ayda saylaya bilirsin burada zaten süre ortalama olarak verilmiştir. Balık gelişimini sağlamak zorundadır zaten yoksa dediğin gibi hata yapılmış olur. Eğer dediğin gibi gelişim olmasa zaten baştan yanlış yaptın. Burada varyeteler arasında bir genelleme yapılmıştır ve ortalama 5 ay denilmiştir. Bu süre daha da geç olabilir ama unutma verimli dönemi max 2 yıl olan bir canlıda bu sürenin üstüne çıkarsan bazı şeyleri kaçırmış olursun. Gelişimi tamamlanmamış bir balıkla da üretim yapmak yanlış olacağından bu süreyi iyi değerlendirmek gereklidir sonuç buradan bu çıkar.

[QUOTE=b_altiparmak]

Devam edelim, Üreticinin yahut hobicinin balığının güzelliğiyle kendisini tatmin ettimeye başladığı noktada damızlık olarak kullanması daha doğru olmazmı. Hem böylelikle istediği görselliği öbür nesillere aktarması daha kolay olmıyacakmıdır ? Kabul ediyorum, bu dünyada erken teşhis hayat kurtarıyor :) Peki yavru balıklarmızı erken teşhis ettiğimizde nesli kurtarabiliyormuyuz ?

[/QUOTE]

Erken kesin bir teşhis koymak çok tecrübe ister ancak genede yanlış yapma olasığı vardır bu nedenle balık gelişimini tamamlamış olması gereklidir.

[QUOTE=b_altiparmak]
Örnek veriyorum; 30 Tank 10 balık ile başladık aradan zaman geçti 21. Tanka yavruları koymaya başlıyoruz. Bu 21. Tanka koyduğumuz yavrular bizim çaprazlama yöntemimizle mi oluştu yoksa bu geçen süreçte balığın daha görsel olgunluğa ulaşmasıylamı oldu ? Bu benim aklımı kurcalar açıkcası.
[/QUOTE]

 

Bakın tankları ne amaçlı kullanıldığı şema olarak verildi. Tanklar yavruların gelişmesi ve 30 tankla yapılan çalışmada batın batın yavruların ayrılması ve bu yavruların erkek dişi olarak ayrılması ve gelişmesi için kullanılır bu birinci kıstas. İkincisi seçmiş olduğunuz balıkları çiftleştirmede kullanılır. Burada şöyle bir durum vardır aralarında seçim yapmış olduğunuz tanktaki balıklardan seçim dışı balıklar elden çıkarılır ve seçim yapılan balıklar çiftleşmeye gireceğinden o tank boşalır. Yani bu bir döngü olarak devam eder.

 

[QUOTE=b_altiparmak]

O yüzden damızlık olarak kabul edilecek balığın önce döl almamış olması, ( hadi kimseyi kırmayalım üretim tanklarımız köşede dursun ) sonrada çaprazlamayı uzunca bir süre beklemesi gerekmez mi ?
[/QUOTE]

 

Açıkcası demek isteğini anlamadım.  Neden çaprazlamayı uzunca süre bekliyorsunuz?

 

[QUOTE=b_altiparmak]

Biz özel türleri tanımadan balığı tanımadan mantık hatalarını tartışıyoruz yanlış yapıyoruz. Alt yapıyı oluşturmadan orta ve üst düzey konularda yazıyoruz bence. Bu sadece birbirimizle fikir alışverişi yapmaktan öteye geçmez. Lakin bunu söyleşi şeklinde tartışabileceğimiz fikir üretebileceğimiz bilgi ve beceriye sahip insanları burda görmek hoş gerçekten.

Gezilecek yerler görülecek türler var :)

Saygılar...

Saygılar...
[/QUOTE]

 

Neden burada balığı tanıtıyoruz zaten Burak . Alt yapıyı nasıl oluşturabilirsin ki başka şunu deseydik alın beslemeye başlayın sonra balıklar zaten ürer sonrasına bakarız. Alt yapı için akvaryum lazım elimizde zaten akvaryum var . varyete  lazım bir şekilde bir yerlerden temin edilebiliniyor.

Fikir alış verişinin ötesine gitsin diye işte altyapı yani işin sistematiği anlatılıyor.

 

Arkadaşlar şunu iyi anlamak lazım bu konu işin mantığını anlatıyor. Bu konu sıralama doğrultusunda gidiyor ve bu sıralama doğrultusun da yeri gelince bir çok bilgi verilecek daha konunun başındayız. Balıkları nasıl seceriz ? Cevapladık standartlara göre. Nasıl bir üretim tekniği kullanırız cevapladık backcrossıng outcrossıng vs. yanı burada alt yapı oluşturuluyor zaten.

radenko2010-05-27 11:26:27

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

HabitatAquaÇevrim Dışı

Kurumsal Üye
Kayıt: 11/04/2008
İl: Istanbul
Mesaj: 56
HabitatAquaÇevrim Dışı
Kurumsal Üye
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 11:31
Burakcım bu konu ne içişn açıldı abicim? bana yanıt verirmisin? Damızlık balık nedir v.s. bunlar nasıl saçma sapan sorular. Bu konu ile hiç ilgisi yok. benim balığım senin balıpını döver gibi şeyler ben gülğyorum kusura bakmayın. Bak sevgili kardeşim. Tecrübe demiştik. sen balıpını 1 yılda 8-9 cm yaparsın. Ben  5-6 ayda yaparım. Serdar dan ilk aldığpım moscow blue balıklar döl vermeye hazır bile değillerdi. Ancak, serdar arkadaşımdaki koşullara ile benim koşullarım ve tecrübelerim farklıolabiliyor ve oldupu içinde,o balıkları benim  tanklarda gördükten sonra benim ne demek istediğimi onlarda anlamışlardı. hayret etmişlerdi. ben de yeni doğmuş bir lepistes, akvaryumlarımda 2 ayda 4 cm e gelir. havuzlarda 1,5 ayda satış boyuna gelir. Bunlar konumuz e alakasız şeyler ancak, biz burada lepistes dişinin boyutundan bahstmiyoruz sevgili burak, Yani ben seçme işlemini anlattım zor olan bişey yok yaparsın yada yapmazsın yapmak zor gelen arkadaşlar yapmayabilirler. Burada doğru olan yazılır. ve yazılmakta...

 Damızlık boy bir dişi ile cinsel olgunluğa gelmiş bir dişinin yavruları arasında farkmı far BURAK? ne ye göre bu soruları sordun anlamışta değilim. Damızlık boy yani çok iri boy dişi 150-200-300 adet kadar yavru yapabilir. tecrübelerimden bir kaynaktır. Yine saçma ssapan sorular gelmesin. Sayı benim için çok önem teşkil etmiyor.  Buracım, cinsel olgunluktaki bir dişiden gelen sağlam kan yavrular olsun bize yeter. yani 48 kg bir bayanda doğum yapıyor. 80 kg lık bir bayanda ne alakası var değilmi? İşte bende sana soruyorum ne alaka kel alaka...

 Bırakın artık bu basit şeyleri.. asıl konu saf balıkalrı doğru bilgiler ile hata yapmadan nasıl yetiştirirz olmalıdır.

Saygılarımla....

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

suatÇevrim Dışı

Kayıt: 10/07/2008
İl: Istanbul
Mesaj: 146
suatÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 12:27
Murat bey populasyona kan katmakla ırk katmak aynı şeyler değildir. Kan katmak aynı ırka mensup farklı aılelerden bıreylerı katmaktır. geriye dogru çaprazlama yada aile içi çaprazlama yeni ırk elde ederken ıkı  farklı ırkın melezlenmesı daha sonra  f1,f2,f3......  sonucu ıstedıgımız fenotipin sabıtlendıkten sonra genotıpın sabıtlenmesı ıçın  yapılır. Genotip sabıtlendıkten sonra artık yenı bır ırk elde edılmış olur ve bunların sureklı aıle ıçı çaprazlanmasına gerek yoktur seleksiyonla ıstedıgınız ozellıklerı yansıtan en ıyı cifti çiftleştirırsınız bu aıle ıçıde olabılır aıle dısıda olabılır. Sürekli aile içi çaprazlama istediğimiz genler dışındakılerıde sabıtleyecegı için kısaca aynı genlere sahip (yada benzer)bireyleri çiftleştirecegınız için ilerde problemlere sebeb olur.

Bu arada benim lepistesler üzerine tecrübem yoktur ama genel manada ıslah ve besleme hakkında bılgıye sahıbım ve bunun kaynağıda ınternet degıl Selçuk Üniversitesi bilmiyorum sizin için bir onemi varmıdır.
suat2010-05-27 12:34:18

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

radenkoÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/01/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 974
radenkoÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 12:44
[QUOTE=suat] Murat bey populasyona kan katmakla ırk katmak aynı şeyler değildir. Kan katmak aynı ırka mensup farklı aılelerden bıreylerı katmaktır. geriye dogru çaprazlama yada aile içi çaprazlama yeni ırk elde ederken ıkı  farklı ırkın melezlenmesı daha sonra  f1,f2,f3......  sonucu ıstedıgımız fenotipin sabıtlendıkten sonra genotıpın sabıtlenmesı ıçın  yapılır. Genotip sabıtlendıkten sonra artık yenı bır ırk elde edılmış olur ve bunların sureklı aıle ıçı çaprazlanmasına gerek yoktur seleksiyonla ıstedıgınız ozellıklerı yansıtan en ıyı cifti çiftleştirırsınız bu aıle ıçıde olabılır aıle dısıda olabılır. Sürekli aile içi çaprazlama istediğimiz genler dışındakılerıde sabıtleyecegı için kısaca aynı genlere sahip (yada benzer)bireyleri çiftleştirecegınız için ilerde problemlere sebeb olur.

Bu arada benim lepistesler üzerine tecrübem yoktur ama genel manada ıslah ve besleme hakkında bılgıye sahıbım ve bunun kaynağıda ınternet degıl Selçuk Üniversitesi bilmiyorum sizin için bir onemi varmıdır.
[/QUOTE]
Aslında back crossingin mantığı budur ancak yalnış bir anlatım veya anlama olmuş sanırım.
konu ıle ilgili bu tip bir sorun olduğuna inandığımdan sizden alıntı istemiştim. yalnış varsa düzeltmek adına veya yalnış anlamayı gidermek için.
Şu cümleniz aslında net bir şekilde konuyu özetliyor.
en ıyı cifti çiftleştirırsınız bu aıle ıçıde olabılır aıle dısıda olabılır.
amaç zaten balıkların kendi arasında gelişi güzel çiftleşmesini önlemek ve en iyi çift ile en iyi yavruları yakalamk. Döngü şudur aslında her zaman en iyisi hedeflendiğinden yavruların içinde bu çiftten daha iyisini bulmak ve onlarla devam etmek.  Orda son bir şey daha yazıyım aile dışı derken bu ikinci line dan gelenlerde olabilir. Veya seceresinin bilindiği balık olması lazım malum bilmediğimiz bir balığı işin içine katarak devam etmek bazen başa dönmekle eş değer olabilir.
radenko2010-05-27 12:47:59

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

suatÇevrim Dışı

Kayıt: 10/07/2008
İl: Istanbul
Mesaj: 146
suatÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 27 Mayıs 2010 12:56
Raif bey bu konuda hemfikiriz kullannacagımız tüm bireyler secereli olmalıdır.(lepisteslerde bu nekadar münkündür bılemiyorum) Aksi takdirde populasyona fenotipini gorsekte genotipini bılmedıgımız bireyler katıyor oluruz ve ilerde bozulmalar ortaya cıkar.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir