Hiç kalkışmadığım fakat forumda güzel örneklerini sergileyen arkadaşlarıma özendiğim bir biyotop tankı kurmaya heves ettim geçenlerde.
Önce haritadan yurdumuzda şöyle ılıman güney yörelerinden erişimi kolay bir akarsu, bir göl bakınayım dedim. İnternet kaynakları ya yetersiz ya da canlılar pek bulunası değildi. Köyceğiz gölü- Dalyan'ı gözüme kestirmiştim ki, tuzlu su olduğunu görünce çark ettim.
O zaman yurtdışına gözümü çevirdim. Zaten cüce kerevit besliyorum, öyleyse zahmetsizce Meksika'dan bir yer bulurum herhalde dedim. Dünyanın en yüksek göllerinden olan Titicaca gölüne bakınırken oradaki tek endemik canlının soyu tükenmekte olan bir killifish olduğunu görerek vazgeçtim. Güneydeki chiapas eyaletinde Lacandon cangılındaki sulak alanları bir süre inceledim. Fakat buralar da meşhur bir uyuşturucu karteliyle EZLN-Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu arasında parsellenmiş durumdaydı.
Mecburen gözümü Amazon havzasına çevirdim. Zaten son zamanlarda bu bölgeyle ilgili çok sayıda biyotop çalışması var. Bölgenin tarihçesi ve Amazonun kolları arasındaki geçişler eskiden beridir ilgimi çekiyordu zaten. Peru dağlarından doğan Amazon birçok akarsuyla birleşerek güçleniyordu. Kuzeyden gelen Rio Negro bu önemli kollardan biriydi. Rio Negro bir yandan Amazon'a bağlanırken bir yandan da kuzeyde Venezuella topraklarından Atlas okyanusuna dökülen Orinoco nehriyle birleşiyordu. Bu su yolu tarihsel bir hikaye nedeniyle her zaman ilgimi çekmişti. Hikayeye daha sonra geleceğim umarım.
Neyse işte, bu geçişkenliği gözlerimle görmek için uydu haritasından takip etmeye karar verdim. Rio Negro'nun Amazon'la buluştuğu noktadan itibaren milim milim haritadan yukarı çıktım. Kuzeybatıya giderken yönüm kuzeye çevrildi, bir de baktım doğuya gidiyorum. Sonra tekrar kuzeye giderek sonunda Brezilya topraklarından çıkmayı başardım. Rio Negro uzunca bir süre Kolombiya-Venezuella arasındaki sınırı oluşturarak akmaya devam etti. Bu arada sürekli yön değiştiriyordu. Bir ara Kolombiya içlerinde güneye doğru epey yol katettim. Batıya da gittiğim oldu. Bir noktadan sonra ise Rio Chamasiqueni adıyla devam etti. Sonra hoop! Kolombiya içlerinde ormanlık alanda ortadan kayboldu. Daha doğrusu ben kaybolmuş oldum.
Fakat yılmadım, bu kez Orinoco Nehri deltasından yola çıkıp yolu tersten izleyip Rio Casiquare aracılığıyla Rio Negro'ya ulaşmayı başardım. Niye bu kadar uğraştığımın hikayesini sonra anlatıcam umarım.
Suyun yolculuğu doğada da, insan vücudunda da benzer şekilde gerçekleşiyor. Bir dokuyu besleyen birden fazla damar yolu olabiliyor. Ya da yapay olarak açılabiliyor.
Aguirre'nin kendi kalemiyle krala yazdığı ve keşif yolculuğunun ayrıntılarıyla beraber, meydan okumasını da içeren mektubunu yayınlamadan önce şunları da paylaşmak istiyorum:
Aşağıdaki mektup içerik ve üslup açısından yukarda söz edilenlerden çok daha renklidir. Aynı zamanda keşif yolculuğunun ayrıntılarını da barındırıyor. Mektubu İspanyolca aslından değil, İngilizceden çevirdim ve Türkçe'deki ilk ve tek çevirisi budur ve ilk kez burada yayınlıyorum. Beni bu yazı dizisini hazırlamaya iten ise, forumda Güney Amerika biyotoplarına yoğun ilgi olması ve çok sayıda girişimin bulunması dolayısıyla yörenin tarihsel altyapısına ışık tutarak bir katkıda bulunmak oldu. Şimdi sizleri bu ilginç mektupla baş başa bırakıyorum:
ASİ LOPE DE AGUİRRE’DEN İSPANYA KRALI FELİPE’YE MEKTUP, 1561:
İspanya Kralı Felipe’ye, Yenilmez Charles’in oğlu: Lope De Aguirre’ den, sizin değersiz tebanız, eski Hristiyan, sıradan bir aileden, fakat şans eseri asil bir kana sahip, İspanya krallığı’nın Bask ülkesi yerlisi, Onate şehri yurttaşı. Gençliğimde şöhret kazanmak ve her iyi adamın yapması gereken ödevi yerine getirmek için mızrak elimde denizi aşıp Peru topraklarına geldim. 24 yıl boyunca size büyük hizmetler sundum. Kızılderilerin yola getirilmesinde, şehirlerin kurulmasında ve özellikle savaşlarda, çarpışmalarda sizin adınıza dövüştüm. Kraliyet kayıtlarınızda da görülebileceği gibi her zaman gücümün ve yeteneğimin en iyisini ortaya koydum, memurlarınızdan karşılık ve destek beklemedim.
Kesinlikle inanıyorum ki, çok mükemmel Kral ve Efendi, ben ve kader arkadaşlarım için siz hep zalim ve nankör birinden başkası olmadınız. Ve şuna da inanıyorum ki size bu topraklardan haberler getirenler aradaki büyük mesafeden yararlanarak sizi aldatmaktadırlar. Sizden talebim, Kral, buradaki iyi yürekli tebaanıza adilce davranmanızdır. Her ne kadar ben ve arkadaşlarım (adlarını size aşağıda vereceğim,) sizin yargıçlarınızın, genel valinizin, yöneticilerinizin gaddarlıklarına daha fazla katlanmamaya ve artık size asla boyun eğmemeye karar vermiş olsak da… Kendimizi ülkemizin, İspanya’nın yurttaşlığından çıkarmış olmamız size karşı gücümüzün ve direncimizin yeteceği ölçüde en amansız savaşı yapacağımızın kanıtıdır. İnanın Kral ve Efendi, biz bunu yaptık çünkü sizin vekillerinizin baskı, zulüm ve adaletsizliklerine daha fazla katlanacak halimiz kalmadı. Onlar ki, kendi evlatlarına ve yandaşlarına yer açmak için bizim namımızı, hayatımızı ve onurumuzu gasp ettiler ve çaldılar. İşte bize layık gördüğünüz acınası muamele budur Kral.
Ben Chuquinga savaşında Mareşal Alonzo de Alvarado ile birlikte çarpışırken sağ bacağıma aldığım bir arkebüz yarasıyla sakatlanarak topal kaldım. Sizin çağrınız üzerine, size isyan eden Francisco Hernandez Giron’a karşı savaşmaya gitmiştim oraya. Tıpkı benim ve arkadaşlarımın şimdi ölümüne isyan ettikleri gibi. Çünkü bu topraklarda yaşayan bizler şimdi artık sizin ne kadar zalim, sözünde durmaz, güvenilmez biri olduğunuzu biliyoruz. Dolayısıyla bizler vaatlerinize Martin Luther’in kitaplarından bile daha az değer veriyoruz.
Genel valiniz Canete markisi, hizmetinizde dikkati çeken bir adamı, Martin de Robles’i astırdı ve Peru fatihlerinden Tomas Vasques’i ve bu krallık için yaptığı keşifler Hz. Musa’nın çöldeki izcilerinden daha fazla olan kötü yazgılı Alonso Dias’ı ve hizmetinizde birçok savaşa katılmış iyi bir komutan olan Piedrahita’yı da. Pucara’da onlar size zafer kazandırmasaydı Francisco Hernandez şimdi Peru kralı olmuş olabilirdi. Yargıçlarınızın gerçekleştirdikleri hizmetlere fazla güvenmeyin. Ahlaksızlıklarını ve fena işlerini size hizmet gibi göstererek bu büyük uydurma için Kraliyet hazinesinden yıllık 800.000 peso istiyorlar. Onları günahkârlar olarak cezalandırın, kesinlikle öyleler zaten.
Buraya bak, İspanya Kralı! Tebaana karşı zalim ve nankör olma, çünkü baban ve sen İspanya’da en ufak bir sıkıntıdan uzak otururken, tebaan, kanları ve servetleri pahasına bütün bu krallıkları size kazandırdılar ve muhafaza ettiler. Dikkat et Kral ve Efendi, hiçbir şey riske etmeden yarar sağladığın bu toprakların meşru bir kralı olarak tapusunu önce orada emek harcayıp ter dökenleri ödüllendirmeden alamazsın.
Eminim ki cehennemde birkaç kral var, çünkü sadece birkaç kral var. Fakat sayıları çok olsaydı da hiç biri cennete gidemezdi. Hatta Cehennemde sizler Lucifer’den bile daha kötü durumda olacaksınız çünkü hepiniz insan kanına susamışsınız. Fakat şaşırmıyor ve sizi gereğinden fazla önemsemiyorum. Kesinlikle, ben ve arkebüz kuşanmış 200 haydut’um, “fatih”im ve “soylu”m, hiçbir görevlinizi hayatta bırakmayacağımıza dair ciddiyetle tanrıya yemin ettik, çünkü sizin şefkat ve merhamet elinizin ne kadar uzak olduğunu şimdiden biliyorum. Bugün bizler kendimizi hayatta kalan en şanslı adamlar olarak kabul ediyoruz çünkü okyanusun bu yakasında, bizler tanrının buyruklarına inancı tam, bozulmamış Hristiyanlarız. İnancını Kutsal Roma kilisesinin öğütlediği gibi sürdüren ve gerçi hayatta günahkârlar olsak da tanrının buyrukları doğrultusunda şehitlik mertebesini kazanmaya niyet eden kişileriz.
Amazon nehrini terk ederken, deniz haydudu namıyla anılırken, Hristiyanların yaşadığı Margarita diye bilinen adada İspanya’dan gelmiş, bizi ürküten ve şaşırtan bazı raporlar gördüm, orada Lutheran mezhebinden olanların sayıca çok olduğuna ilişkin. Ekibimizde Monteverde adıyla çağrılan bir Alman vardı, onu parçalara ayırmalarını emrettim. Yazgı tedbirli olmayı ödüllendirir. Şuna inanın Ekselansları: Biz her neredeysek orada Hristiyan inancının mükemmelce yaşanmasını güvence altına aldık.
Buralarda rahiplerin çürümüşlüğü çok büyük boyutlardadır, bence gazap ve cezalandırma gücünüzü hissetmeleri iyi olur çünkü bugün onlardan hiçbiri kendisini bir validen aşağı görmüyor. Buraya bakın Kral, onların söyleyebileceği şeylere inanmayın çünkü sizin görevlilerinize gözyaşı dökmeden önce bunu hak etmek için buraya gelebilirler. Burada yürüttükleri hayatı bilmek isterseniz, ticari sözleşmeler yapmak, dünyevi mallar aramak, edinmek ve kilisenin kutsanmış eşyalarını bir fiyat karşılığı satmak. Onlar yoksulun düşmanıdır, acımasız, yardım sevmezdir, hırslıdır, obur, açgözlüdür ve kibirli, küstahtırlar, öyle ki en kıdemsiz rahipler bile bütün bu topraklara hükmetmeye ve yönetmeye çalışırlar. Düzeltin bunu Kral ve Efendi, çünkü bu şeylerin ve kötü örneklerin yüzünden inancımız yerliler üzerinde etkili olmamaktadır. Ek olarak, rahiplerdeki bu çürümüşlük durdurulmazsa rezilliklerin sonu gelmeyecektir.
Ben ve yoldaşlarım bu haklı tavır için ölme kararlılığındaysak, bunun için ve olmuş olan diğer şeyler için ey Kral, tebaanızın emeklerini hakkıyla değerlendirmediğinizden ve onlara neyi borçlu olduğunuzu düşünmediğinizden dolayı siz kusurlusunuz. Tebaanıza göz kulak olmazsanız ve yargıçlarınız buna özen göstermezse kuşkusuz iktidardan düşeceksiniz. Şüphesiz ki kanıt göstermeye gerek yok, fakat basitçe şuna işaret edersek, her bir yargıcınızın 4000 peso aylığı 8000 peso da gider bütçesi var ve görevde geçirdikleri üç yıl sonrası her biri mal ve mülkün yanında 60.000 peso biriktirebiliyorlar! Buna rağmen onlara hizmet etmiş olduğumuz gibi hizmet etmeye razı olacaktık, suçsuz olduğumuz halde nerede olursak olalım dizlerimizin üstüne çöküp onlara Nabukadnezzar gibi tapmamızı istemeselerdi. Bu dayanılmaz. Hizmetinizde aksak kalmış şanssız bir adam olduğumdan (yoldaşlarım da aynı şekilde yorgun ve bezgindir) aslında bu eli kalem tutan kişilerin vicdanına asla güvenmemeniz gerektiği öğüdünü verme hatasına düşmemeliyim. Onların yaptıklarını izlemek sizin kraliyetinizin ilgi alanına girer, bütün zamanlarını çocuklarının evliliklerini planlamak ve başka hiçbir şeyi umursamamakla geçiriyorlar. Onlar arasında yaygın nakarat : “Sola bakmalıyım, sağa bakmalıyım, görüş alanımdaki her şeye sahip olmalıyım.”
Katolik rahipler zavallı Kızılderilileri defnetmek istemiyorlar ve Peru’nun en iyi arazilerinde konuk oluyorlar. Yönettikleri hayat külfetli ve acı doludur, her biri için kefaret cezası olarak mutfağında bir düzine genç kadın, meyve toplamak, balık ve keklik avlamak için çok sayıda genç oğlan! Onlar her şeylerini paylaşırlar. Hristiyan inancıyla yemin ederim ki Kral ve Efendi, eğer bu topraklardaki kötülüklerin icabına bakmazsanız ilahi ceza üzerinize gelecektir. Ben bunu gerçeği bilesiniz diye söylüyorum yoksa ne ben ne de yanımdakiler sizden merhamet bekliyor ya da af diliyor değiliz.
Ah ne üzücü yüce Sezar ve imparator, babanız İspanya’nın gücüyle büyük Almanya’yı fethetmişti ve bu fetih için bizler tarafından keşfedilen “Hindistan”dan çok para aktarmış olmalı ve siz bizim yaşlı halimizi ve ancak günlük ekmeğimizi kazanacak kadar bezgin olmamızı umursamıyorsunuz. Biliyorsunuz, biz de bu bölgede bulunanlar biliyoruz, ekselansları Kral ve Efendi, siz Almanya’yı silahlarınızla fethettiniz ve Almanya ise İspanya’yı ahlaksızlıkla. Biz burada olanlar, sadece mısır ve suyla daha mutlu olmasını bilenler, kötü bir şaka gibi kovulacak olanlar, bırakın da böyle kötü şaka gibi bir cefaya katlanacak olanlar ödüllerini kendileri saklasınlar. Bırakın da savaşlar bulunabilecekleri her yere ve ulaşabilecekleri herkese sıçrasın. Üzerimize ne güçlük gelecek olursa olsun asla Kutsal Roma Kilisesi’nin öğretilerini hayata geçirmeyi hedeflemekte duraksamayacağız.
Mükemmel Kral ve Efendi, bu bölgede sahip olduğunuz böylesine iyi tebaanıza bu kadar zalim olabileceğinize inanamıyoruz. Yargıçlarınız sizin onayınız dışında böyle davranıyor olmalı. Şunu diyeceğim mükemmel Kral, çünkü Krallar şehri (Lima)’ya 2 league (yaklaşık 10 km) mesafede denize yakın keşfedilmiş bir göl var ki içinde tanrının orada var olmalarına izin verdiği bazı balıklar olan. Kötü ruhlu yargıç ve memurlarınız balıklardan kendi keyif ve ahlaksızlıkları için kazanç elde edebilmek amacıyla onları sizin adınıza kiraladılar, herhalde bizlerin bunun sizin iradenizle yapıldığını düşünecek kadar aptal olduğumuzu varsayıyorlar. Eğer bu böyleyse, efendi, bırak da balığın birazını biz yakalayalım, çünkü oranın keşfinde bizler emek harcadık ve çünkü Kastilya Kralı’nın onların kira olarak aldıkları 400 peso’ya ihtiyacı yoktur. Şanlı Kral, bizler Kordoba ya da Valladolid, ya da size babanızdan miras kalmış olan İspanya’nın herhangi bir parçasını bahşetmenizi talep etmiyoruz. Tenezzül buyurun da yorgun ve yoksul insanlar bu toprağın ürün ve kazançlarıyla geçinsinler. Hatırla Kral ve Efendi, Tanrı herkese eşit davranır ve ödülü aynıdır, cennet ve cehennem.
1559 yılında Canete Marki’si Amazon nehrinde bir keşif seferi için Navarre’li ya da daha çok bir Fransız olan Pedro de Ursua’yı görevlendirdi. O, teknelerin yapımını Peru’daki Motilones bölgesinde 1560 yılına kadar erteledi. Yerliler Motilones adıyla biliniyordu çünkü kafalarını traş ediyorlardı. Bu tekneler ıslak arazide yapılmıştı ve suya indirilirken birçoğu parçalandı. Sallar yaptık, atlarımızı ve teçhizatımızı geride bırakıp büyük bir risk alarak nehirden aşağı yol aldık. Ve sonra, Peru’nun en güçlü nehirlerine rast geldik ve gözümüze sanki bir tatlı su deniziymiş gibi göründü. Başlama noktasından 300 league (yaklaşık 1500 km) yol aldık.
Bu kötü yönetici tahammül gösteremeyeceğimiz kadar kötü huylu, acımasız ve sefil biriydi, şeytani yöntemlerine dayanmak imkânsızdı. Üzülerek söylüyorum ki onu öldürmek zounda kaldık, elbette bu oldukça ciddi bir şey. Sonra Sevil’li genç bir centilmen olan Don Fernando de Guzman’ı kendimize kral seçtik ve imzalardan da anlaşılacağı gibi Margarita’da geriye kalanlar olarak bu sıfatla kendisine and içtik. Kendileri beni ordu komutanı olarak atadılar ve onur kırıcı hareketlerine ve şeytani niyetlerine rıza göstermediğim için beni öldürmeye kalkıştılar, ben de yeni kralı, muhafız yüzbaşısını, korgeneralini, vekilharcını, papazını, ekipteki bana karşı gelen bir kadını, bir Rodos şövalyesini, bir amirali, iki asteğmeni ve 6 işbirlikçisini öldürdüm. Amacım yöneticilerinizin bizim üzerimizde uyguladıkları zalimliklere karşı savaşı sürdürmek ve bu yolda ölmekti. Tekrar komutanlar ve başçavuş atadım. Beni öldürmeye çalıştılar, ben de hepsini astım.
Bütün bu katliam ve kötü gelişmeler gerçekleşirken bir yandan da Maranon nehrindeki rotamız boyunca yol aldık. Nehrin denize döküldüğü yere ulaşmamız 10 buçuk ayımızı aldı. Toplamda 100 iyi günde 1500 league (7500km) yol aldık. Denizle buluştuğu noktada 80 league (400 km) yi bulan kocaman ve ürkünç bir tatlı su kütlesiydi. Çok derindi ve terkedilmiş kıyılarında 800 league (4000km) boyunca hiçbir şehir yoktu bizim hazırlamış olduğumuz gerçek raporda da göreceğiniz gibi majesteleri. Yol boyunca rastladığımız 6000 den fazla ada oldu. Böylesi korkunç bir gölden nasıl kurtulduğumuzu sadece Tanrı bilir! Size öğüdüm Kral ve Efendi, bu uğursuz nehre bir donanma göndermeye yeltenmeyin ya da izin vermeyin çünkü Hristiyan inancı adına yemin ederim ki yüz bin adam bile gelse hiçbiri buradan kaçamaz çünkü anlatılan hikâyeler uydurma ve bu nehirde özellikle İspanya’dan yeni gelecekler için umutsuzluktan başka hiçbir şey yok.
Halen benimle birlikte bulunan komutan ve subaylar ve bu uğurda değersiz adamlar gibi ölmek için söz verenler: Juan Jeronimo de Espinola Ginoves, amiral; Juan Gomez, Cristobal Garcia, piyade komutanları, her ikisi de Endülüslü; süvari komutanı Diego Tirado, Endülüslü, yargıçlarınızdan biri, ey Kral ve Efendi, Kızılderililere mızrağıyla verdiği büyük hasarlarla bu görevi kazandı; Muhafızlarımın komutanı Roberto de Sosaya ve asteğmeni Nuflo Hernandez, Valensiya’dan; Juan Lopez de Ayala, Cuenca’dan, mutemedimiz; astsubay Blas Gutierrez, 27 yıldır fatih; Juan Ponce, astsubay, Sevil’in yerlisi; Custodio Hernandez, astsubay, Portekizli; Diego de Torres, astsubay, Navarra’lı; Çavuş Pedro Gutierrez ve Diego Figueroa; Cristobal de Rivas, fatih; Pedro de Rojas, Endülüslü; Juan de Saucedo, süvari astsubayı; Bartolome Sanchez Paniagua, avukatımız; Diego Sanchez Bilbao, tedarikçimiz; Garcia Navarro, genel denetmen; ve bu birlikte yer alan çok sayıda diğer hidalgo (isp: doğuştan beyefendi kişi anlamında soyluluk ünvanı)
Tanrıya dua ederiz ki dünyanın öte tarafında Türklere, Fransızlara ve size karşı savaşma arzusunda olan bütün ötekilere karşı şansınız rast gitsin. Bu taraftaysa Tanrı, sizin inkâr edip, bizim kendi silahlarımızla alacağımız haklarımızı onaylayacaktır.
Sadık Bask’lı tebaanızın evladı olarak ben, nankörlüğünüze karşılık, ölene kadar size başkaldıracağım. Lope de Aguirre, Gezgin
Bu mektup, Arrelano Moreno (org.) , Documentos para la Historia economic de Venezuella, (Caracas; Univ. Central, 1961) adlı yayından Tom Holloway tarafından yapılan İngilizce çeviriden dilimize tarafımdan aktarılmıştır.
Akvaryumum 100 cm uzunluğunda 40 cm genişliğinde 50 cm derinlikte yunus ciklet balığı bakmak istiyorum 1 erkek 3 dişi daha yeniyim kaç tane yunus yaşar bilmiyorum dış filtre ve iç filltrem var ısıtıcıda alıcam sizce olurmu ?[:?]
[QUOTE=tahirefe5943]Abi peki zebra ciklet için uygunmudur
zebra ciklet nasıl olur kaç tane olur yani[/QUOTE] 1 çift zebra (mahkum) cichlid yeterlidir. Çok üretkenler ve üreme dönemlerinde çok saldırgan ve sert oluyorlar. Yavruları ile aynı ortamda bulunacaklarından 200lt yetersiz gelmeye bile başlayacaktır.
Merhabalar herkese. Hobiye başladığım ilk yıllardan beri çok beslemek istediğim (12-13 yıl), hiçbir zaman ilanını bile görmediğim bir tür olan panda loachları, bitki almak için girdiğim akvaryumcuda tesadüfen gördüm. Onlara da ilk defa gelmiş. Tabii çok mutlu oldum ve hemen bir grup aldım. Boylar ufak. İki tanesi çok stres yaptığı için yolda, renkler biraz gitti ama bir tanesi var ki tam panda [:3] uzun süredir böyle mutlu olmamıştım, sizlerle de paylaşmak istedim. Maşallah demeyi nazar boncuklarını unutmayalım efenim. [:nazar:]
Canlı Türleri: Apistogramma Cacatuoides German Bred Apistogramma Baenschi İnka Apistogramma Hongsloi Super Red Apistogramma Taeniacara Candidi
Otocinclus affinis, pigme cory, rasbora, nerite
Bitki Türleri: Echinodorus türleri. Java Fern. Anubias
Tankın Yaşı:
Filtrasyon ve Işıklandırma: Dophin Spf16 - Spf 34 , Aquael 75w ısıtıcı, ray led.
Tasarım ve Dekorasyon: Kurulum :)
Öncelikle tank için gerekli malzemeleri forumda ki dostlardan temin etme kararı aldım. Birkaç malzeme hariç tam bir forum kurulumu oldu :)
Sehpayı ve aydınlatma için tasarladığım ayağı bu tarz işlerime alışan bir arkadaşım yaptı :) 3x3 profil demirden 50x50 fırın boya ile boyandı[8)] [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/189019/141020190904031.jpg[/IMG]
Tank için Emre Uslu kardeşime, bitkilerin bir kısmı için sevgili Hamza Özel’e, Betta için Sedat Yağcı bey’e her anlamda destekleri için teşekkür ediyorum. Alışveriş yapmayı düşünen arkadaşlar gözü kapalı güvenebilirler. 🙏
200 lt goldfish tankını elden çıkarttıktan sonra ilk iş tankı sipariş etmek oldu. 1 hafta sonra teslim almak üzere anlaştık Emre kardeşimizle.
Betta mı baksam, ramirezi mi, gurami mi derken Sedat bey’in hmpk bettasını gördüm ve kesinlikle betta dedim :) 1 hafta içinde almak üzere sözleştik. Şu an betta 8 lt tankta ana tankın oturmasını bekliyor keyfi yerinde [8)]
En yabancı olduğum konu bitkiliydi [:((] Bol bol forum araştırması sonucunda öncelikle taban oluşturup sonra bitki vs araştıracaktım lakin yaptığım araştırma sonucu sadece taban malzemelerinde 300-500 ₺ arası bir rakam çıkınca siyah hagen kum ve kapsül gübre ile yola devam etmeye karar verdim [:D]
Bitki seçiminde ise türden ziyade renk olayını tasarlayabildim çünkü daha önce sadece anubias, java fern gibi bitkilerle haşr-u neşr olmuştum :) Sağolsun Hamza kardeşim bu konuda yardımcı oldu elindeki bitkilerden hoşuma gidenlerden ve önerdiklerinden tanka ekledik. Bir miktarda forum dışı bitki aldık ( kırmızı renkte olanlar ).
Kumu hiç yıkamadan tanka ekledim, kapsül gübreleri özenle yerleştirdim. Yati kökü, mangrow ve hindistan cevizi kabuğunu hayal ettiğim şekilde konumlandırdım, özenle bitkileri ekledim, suyu usulca doldurmaya başladım tam keyifle izlemeye başlayıp o arada co2 sistemini kuracaktım ki ...
Köklerin hepsi yerini beğenmemiş ki topraktan sıyrılıp yüzmeye başladılar [;)][:'(]
Tabandaki tüm kapsül gübre ve ekmiş olduğum bitkiler karmakarışık oldu :) şimdi gülsemde o an tanka tekme atmamak için balkona çıkıp uzakları seyrettim biraz :)) Komple suyu boşaltıp bitkileri aldım, vantuz ve misina yardımıyla kökleri taban camına sabitleyip tekrar bitkileri ekledim. [url=https://hizliresim.com/Lv0qNo][img]https://i.hizliresim.com/Lv0qNo.jpg[/img][/url]
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/251470/210420251853431.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/251470/210420251853441.jpg[/IMG] Bulunduğum ilde ultra clear akvaryum yapan olmadığı için İstanbul'da juss akvaryumdan alışveriş yapmak istedim,kendilerinden 75x45x30 8 mm ultra clear akvaryum yaptırdım ilk 3800 tl dediler kredi kartıyla ödeme yapacağım dedim 4560 tl o zaman dediler kredi kartı işleri bozuyor dediler.Yinede tamam dedim akvaryumu otobüsle yollamalarını söyledim fakat kendileri meşhur bir nakliyecimiz var ayağınıza kadar getiriyor dediler tamam dedim akvaryum 1 gün gecikmeli ve kırık geldi fotoğraf attım hemen yenisini yollayacağım dediler 1 ay oldu halen akvaryum yollanmadı,kırık akvaryumu istiyorlar ben kendilerine gündüzleri müsait olmadığımı dedim anca hafta sonları müsaitim dedim ona rağmen meşhur nakliyecilerinin numarasını verdiler gündüz ara dediler aradım,nakliyeci telefonu açmadı işi vardır diye whatsapp ve normal mesajdan mesaj attım cevap gelmedi kendilerine bunu ilettim beni azarlamaya başladılar.Kesinlikle alışveriş yapmayın hobiciyim diyorlar alakası yok.Şimdide bir nakliyeci ayarlamışlar 15 km yol var altımda araç yok otobüs gitmiyor 75 cm akvaryum ve ağır,ayağım ameliyatlı taşıyamam diyorum ayağımın resmini atıyorum yine azar yiyorum aman bulaşmayın.Ve bana akvaryumu satmadan önce sürekli garantisi benim dendi hiçbir şekilde satış sözleşmesi bahsedilmedi şimdi 15 gün geçti diyorlar ambarcıları aradığımada dair kayıt yok diyorlar akvaryumu açarken video çekmediğimi diyorlar halbuki böyle birşey denmedi sadece garantisi benim dendi.Ve haksız yere kredi kartı diyerek 760 tl para aldılar.[EDIT]Uriel,2025-04-21 21:50:28[/EDIT]
Konu biraz eski ama benim kafama takilan karttan neden yuksek oranda komisyon aldiklari? En baba banka komisyonu %3.5-4 civarinda ki zaten karttan komisyon kesmeleri kanunen yasak. Keske bu yazismalarla maliyeye sikayet etseydiniz.
Ölçüler: 100x50x45 Canlı Türleri: 2 süper red vatoz, 1 green dragon, 4 hb white lepistes, 3 ember tetra, 5 kırmızı burun, 5 black neon, 7 white cloud mountain minnow Bitki Türleri: rotala h'ra, blood red, orange juice ve diğerleri ( güncellenecek) Tankın Yaşı: 7 ay Filtrasyon ve Işıklandırma: Fluval FX4 2650 lt/saat, 2 adet WeekAqua A430 Pro Tasarım ve Dekorasyon: Dutch
Merhaba arkadaşlar. Uzun bir zaman sonra paylaşım yapmaya karar verdim [:)))] Akvaryumu kuralı 7 ay oldu fakat bu süre zarfında sürekli ilgilenemedim. Yaklaşık 3 ay kendi haline bıraktım hem iş yoğunluğu nedeniyle hem de diğer özel durumlar sebebiyle ama şu an son 2 aydır düzenli olarak ilgileniyorum.
Kuruluma ilk başladığımda dıy gübreler ile gübrelemeye başladım. Sonrasında tropica gübrelerle devam ettim ve şu an nixa gold ile devam ediyorum. Test kitim olmadığı için test yapamıyorum ama şu an oranlarda bir sorun olduğunun farkındayım çünkü bir yosun problemimiz var [:geek:]
Büyük ihtimalle kendi haline bıraktığım o dönemde çürüyen bitkiler nedeniyle fosfat fazlalığı var. Ve sürekli gübre değiştirdiğim için oldu ama yakın zamanda sorunu çözeceğimi düşünüyorum. [:cool:]
Bundan sonrası için düzenli olarak paylaşım yapacağım inşaallah. Bitki türlerini daha sonra detaylandıracağım şu an bir çok türün çoğalması için karışık bir görüntü var gibi gelebilir size ama hepsinin bir amacı var. [:lol:]
Şimdilik size bir fotoğraf bırakıyorum. Yeniden görüşmek üzere. [;)]
60x40x40 ölçülerinde bir tanka, walstad ile kurulum yapmayı planlıyorum. Aydınlatma için yardıma ihtiyacım var. O kadar çok konu okudum ki, kafam iyice karıştı.
Bir ara dedim ben kendim powerled ile yaparım, ama onun için de şu an yeterli zamanım yok.
Markaları inceliyorum, birçoğu teknik detay vermiyor, verenler de ya yetersiz ya da çok güçlü gelecek gibi sanki.
Çınar Myriophyllum Elatinoides Cabomba Aquatica Bacopa monieri Myriophyllum Spicatum Limnophila Sessiliflora Limnophila Heterophylla Rotala Indica Myriophyllum Proserpinacoides gibi nispeten ihtiyacı düşük, bakımı kolay sayılabilecek, hızlı gelişen bitki türleri yetiştirmeyi düşünüyorum ancak ışık yetersizliği nedeniyle bitkilerin gelişiminde hüsran yaşamak veya tam tersine yosun sorunuyla karşılaşmak istemiyorum.
Hali hazırda 4 adet nano tankımda (30x30x30) bir adet Aqualed Metaplant Full Spectrum 3 sıralı aydınlatmasını kullanıyorum. Hemen hemen 1,5 sene oldu, cihazım zaman ayarlı prizle çalışıyor (günde 4 saat açık) çok basit low tech bitkilerim için oldukça yeterli geliyor. Sağlamlık konusunda beni memnun etti diyebilirim, şu ana kadar yanık/gücü çok düşmüş bir ledim yok, metal kasa ve ayaklarda paslanma vs. yok. Önemli olan cihazdan ne beklediğimiz. Benim tanklarım sığ tanklar (30cm), bitkilerim anubias, tilki kuyruğu, moss ve amazon frogbit gibi oldukça düşük ışık gereksenimleri olan türler bu nedenle benim işimi fiyat performans açısından gayet iyi görüyor diyebilirim, aşağıda size kendi ilgili linklerimi bırakıyorum,
Konularınızı okumuştum. Hatta çok hoşuma gidip eşime göstermiştim. 30x30 küp akvaryumlar çok hoşuma gidiyordu. Salonda yaklaşık iki metrelik bir konsol var, üzerine böyle bir şey yapma niyetimi ima ettiğim anda hanımın bakışlarından korkup konuyu değiştirmiştim [:)))] Tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim. Bir yakınımda tam da benim akvaryuma uygun aqualed metaplant fullspectrum armatür var, tankım patladı, vereyim sana bunu diyo. Belki onu kullanırım.
[QUOTE=darkaura]
Hazır kasa anlamsız şekilde pahalı farkındayım. Profesyönel düzgün görüntü için dedim. Yoksa en ucuza mal etmek için modül ledi alın herhangi bir yüzeyin kapağın altına döşeyin. Modülü kurması çok kolay, Kendinden korumalı plastik içinde kabloya dizili halde arkasından hazır yapışkanlı. Özel bir elektrik bilgiside istemez. Uygun güçde 12v adaptöre ucunu bağlayın çalışsın. Power led gibi lehim havya soğutucu termal band termal macun olayları yok. 20-25watt için 3 yada 5 amper 12v adaptör uygun olur.
Neden 10bin kelvin samsung önerdim. Öncelikle defalarca test ettiğimiz için. Tek beyaz renk olacaksa 6500'ün mavisi az kalıyor. Kelvin yükseldikde renk dağılımın içindeki mavi oranı artar. Power led yaparken 6500 beyaz kullanıyorum çünkü yanında royalblue mavi oluyor, farklı dalga boyunda mavi ile daha geniş spektrum mavi veriyorum tabi bu yüksek destek için. Fotosentez ağırlıklı kırmızı ve mavi renkde geçekleşir ama diğer renklerdende azar miktarlarda gerekli. Samsung yada genel olarak kaliteli bir beyaz ledde renk dağılım daha geniş daha düzgün oluyor yanına ekstra bir şey koymadanda diğer renkleri sağlıyabiliyor. Tek beyaz olacaksa kaliteli chipli 10bin kelvin beyaz tek başına iyi iş yapıyor. Yanına az derin kırmızı veya full spectrum koyarsanız performansı biraz daha iyi olur elbet ama sizin bitkiler için gerekli değil.
Diğer alternatif, piyasa malı isimsiz led olacaksa, 6500 beyaz yanına fullspectrum led olur. 2 yada 3 sıra beyaza 1 sıra full spectrum. Oda iş yapıyor ama yüksek destekde kırmızı bitkileri kızartmada zayıf kalıyor.
Kasaya o kadar para vermekdense hazır alırım diyorsunuz, oda haklı neden ama kesinlikle specleri belirtilmeyen bir şey almayın. Piyasa bitki ledi olduğunu iddia eden uyduruk ürünlerle dolu. Sayfalarca bitkiyi söyle besler böyle besler yazıp teknik bilgi vermeyen üründen uzak durun. [/QUOTE]
Aslında sizin konuları okuduğum zaman ben bunu kendim yaparım diye düşünmüş, hatta size mesaj yazıp tavsiye almak istemiştim ancak sonrasında kurulum için sürekli erteleme yapınca o iş kaldı. Şimdi de yaz gelmeden sistemi oturtmak istiyorum yoksa yine sonbahara kadar kurulum yapamayacağım. Seneler öncesi oğlumun anaokulunda bir proje için stadyum maketine powerledler ile aydınlatma yapmıştım, gayet de güzel olmuştu aslında ama bende biraz mükemmeliyetçilik var. Sanırım yaz aylarında uygun malzemeleri temin edebilirsem sizi rahatsız edip birkaç adet aydınlatma yaparım diye düşünüyorum. Tabi bunun için tankın istediğim düzeyde gelişim göstermesi lazım. Çünkü bitki varlığı çoğalınca akvaryumun üzerinden tek hat halinde aydınlatma yeterli olmaz sanırım.
Bu arada 6500 ile 10000 kelvin arasındaki farkı da öğrendiğim iyi oldu. İlerde yapacağım kurulumda çok işime yarayacak diye düşünüyorum.
Bir ara bu iş için yapay zekadan destek alayım dedim, sizin söylediklerinize yakın ifadelerle cevap verdi bana. Tavsiye verir misin diye sorduğumda, hep yurt dışında üretilen ürünleri önerdi. Bizim yerli ürünleri sorduğumda, renk spectrumlarının, par/ppdf değerlerinin olmadığını söyleyip, ne olduğu belli olmayan ürünler diye bahsetti. Demekki aklın yolu bir [:)))]
Suyun altında sabunla süngerle yıkamıştım ısıtıcıyı balık pisliği var diye 2 hafta bekledikten sonra fişe taktım çalışmıyor ışık yanmıyor Atlantik 100w ısıtıcı neden olabilir sizce nasıl çözerim[EDIT]Arifbagci,2026-01-22 12:49:22[/EDIT]
Cuce vatoz hakkında her seyi ele aldım arkadaşlar. Beslenme, üreme, küpten çikan yumrutalara mudahale, vatozların kronik sorunu ve cozumu akliniza ne geliyorsa. Belgesel tadinda oldu umarim begenirsiniz [:)]
[QUOTE=Amatör balıkçı]Haftaya alacakdım iyi oldu 2 yılıdr aboneyim kanalınıza Damızlıkaltına 250 diyorlar düz siyah cüceye uygun mu sizce[/QUOTE] Çok memnun oldum [:)] Tam zamaninda paylasmisim :)) Evet uygun fiyati
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/271703/220120262323111.jpg[/IMG][IMG]null[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/271703/220120262323421.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/271703/220120262324191.jpg[/IMG] Arkadaşlar merhaba öncelikle bayadır merak içindeydim beta balığını lepisteslerle beraber aynı akvaryumda bakabilirmiyim diye bu konuda tabuları yıkmak istiyordum yaklaşık 1 haftadır aynı karma akvaryumdalar herhangi bir sorun yaşamadım beta balığım lepisteslere hatta yavrulara bile zarar vermedi hatta kabarmıyor bile onlara . Yemlenirkende her iki türde birbirine gayet saygılı beta bir alan sahiplenmedi rastgele geziyor akvaryumda zaten bitki bol saklancak kaçacak alan çok fazla ilerde bir sıkıntı yaşarmıyım bilmiyorum ama az da olsa bu hobide tabuları yıkmak güzel şey tecrübeli arkadaşlar hobiciler yoruma tartışmaya açığım fikirleriniz benim için önemli [:)]
Lepisteslerden 2. tur yavru alışım asla yavruluğa ayırmadım çok az sayılacak bir yavru kaybı yaşadım yavrularda betaya yem olmak için biraz fazla büyükler şuan zamanla tecrübe edip bakıcam herhangi bir sorun yada kayıp yaşamadım şuana kadar [:)]
18 Ocak 2026 00:20
5 beğeni
Önce haritadan yurdumuzda şöyle ılıman güney yörelerinden erişimi kolay bir akarsu, bir göl bakınayım dedim. İnternet kaynakları ya yetersiz ya da canlılar pek bulunası değildi. Köyceğiz gölü- Dalyan'ı gözüme kestirmiştim ki, tuzlu su olduğunu görünce çark ettim.
O zaman yurtdışına gözümü çevirdim. Zaten cüce kerevit besliyorum, öyleyse zahmetsizce Meksika'dan bir yer bulurum herhalde dedim. Dünyanın en yüksek göllerinden olan Titicaca gölüne bakınırken oradaki tek endemik canlının soyu tükenmekte olan bir killifish olduğunu görerek vazgeçtim. Güneydeki chiapas eyaletinde Lacandon cangılındaki sulak alanları bir süre inceledim. Fakat buralar da meşhur bir uyuşturucu karteliyle EZLN-Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu arasında parsellenmiş durumdaydı.
Mecburen gözümü Amazon havzasına çevirdim. Zaten son zamanlarda bu bölgeyle ilgili çok sayıda biyotop çalışması var. Bölgenin tarihçesi ve Amazonun kolları arasındaki geçişler eskiden beridir ilgimi çekiyordu zaten. Peru dağlarından doğan Amazon birçok akarsuyla birleşerek güçleniyordu. Kuzeyden gelen Rio Negro bu önemli kollardan biriydi. Rio Negro bir yandan Amazon'a bağlanırken bir yandan da kuzeyde Venezuella topraklarından Atlas okyanusuna dökülen Orinoco nehriyle birleşiyordu. Bu su yolu tarihsel bir hikaye nedeniyle her zaman ilgimi çekmişti. Hikayeye daha sonra geleceğim umarım.
Neyse işte, bu geçişkenliği gözlerimle görmek için uydu haritasından takip etmeye karar verdim. Rio Negro'nun Amazon'la buluştuğu noktadan itibaren milim milim haritadan yukarı çıktım. Kuzeybatıya giderken yönüm kuzeye çevrildi, bir de baktım doğuya gidiyorum. Sonra tekrar kuzeye giderek sonunda Brezilya topraklarından çıkmayı başardım. Rio Negro uzunca bir süre Kolombiya-Venezuella arasındaki sınırı oluşturarak akmaya devam etti. Bu arada sürekli yön değiştiriyordu. Bir ara Kolombiya içlerinde güneye doğru epey yol katettim. Batıya da gittiğim oldu. Bir noktadan sonra ise Rio Chamasiqueni adıyla devam etti. Sonra hoop! Kolombiya içlerinde ormanlık alanda ortadan kayboldu. Daha doğrusu ben kaybolmuş oldum.
Fakat yılmadım, bu kez Orinoco Nehri deltasından yola çıkıp yolu tersten izleyip Rio Casiquare aracılığıyla Rio Negro'ya ulaşmayı başardım. Niye bu kadar uğraştığımın hikayesini sonra anlatıcam umarım.
Suyun yolculuğu doğada da, insan vücudunda da benzer şekilde gerçekleşiyor. Bir dokuyu besleyen birden fazla damar yolu olabiliyor. Ya da yapay olarak açılabiliyor.
Devam edecek (umarım).